Muhalif kesimin bu kaçıncı hayal kırıklığı, ben artık saymaktan vazgeçtim desem yeridir. İdeolojik körlük ve siyasi öfke ile tamamen mantığı kaybetmiş bir kesim var bu ülkede. Önce İmamoğlu balonu patladı, şimdi de Haluk Levent. Muhalif medyanın el birliğiyle ürettiği, medya ve PR stratejileriyle göklere çıkardığı bu figürler, ne yazık ki gerçeklik duvarına çarptıklarında patlamaya mahkum birer "balondan kahramana" dönüştü.
Bu trajik döngünün sivil toplumdaki karşılığı Haluk Levent, siyaset sahnesindeki prototipi ise Ekrem İmamoğlu'dur. Haluk Levent'i 6 Şubat Depremi'nde sivil toplumun dokunulmaz lideri gibi lanse eden muhalif kesim, AFAD ve Kızılay'ı da aynı motivasyonla itibarsızlaştırmak için türlü yalanlar ortaya attı.

Burada muhalif medyanın da manipülatif ve mesnetsiz haberlerini unutmayalım. Toplumun devlete olan güvenini, inancını yıkmaya yönelik absürt iddialar belli çevreler tarafından sistematik olarak dile getirildi. Toplumun duyguları istismar edilerek, milyarlarca bağışın AHBAP Derneği'ne gitmesini sağladılar.
6 Şubat'tan sonra muhalif kesimin umudu olarak görülen 'yardım prensi Haluk Levent'i eleştirmek şöyle dursun, kendi mahallesinde sorgulayanların bile aforoz edildiği bir kült figüre dönüştürdüler.

ŞİŞİRİLMİŞ YARDIM MELEĞİ
Yargının ortaya koyduğu somut gerçeklerle 'şişirilmiş yardım meleği' Haluk Levent balonunun da nasıl patladığını hepimiz gördük. Depremzedelerin hakları olan milyarlarca liralık bağışın şahsi kumar borçlarına teminat yapıldığının, paraların kumar masalarında ve kişisel hesaplarda eritildiğinin bizzat kendi itiraflarıyla ortaya çıkması, sivil alanda yaratılmak istenen kahraman imajını yerle bir etti.

Medyası da başta olmak üzere muhalif kesimin aylarca 'devlet yapamaz, AHBAP yapar' yalanıyla inşa ettikleri dünya büyük bir gürültüyle çöktü.
Aslında bu durumun bir benzeri daha önce de yaşanmıştı yine aynı kesimde. Siyasi nefret ve öfkeyle, 'figür fetişizmine' sığınan bu kesimin, bir önceki 'balon kahramanı' da Ekrem İmamoğlu'ydu. 2019'da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na seçildiğinde muhalif kesimde adeta bir 'demokrasi kahramanı', 'kurtarıcı' gibi sunulan İmamoğlu'nun da bu makyajının altından nasıl yolsuzlukların, rüşvetlerin çıktığını gördük.
Muhalefetin ve onun kitlelerince yaratılan 'İmamoğlu illüzyonu'nun hayal kırıklığı hâlâ devam ederken şimdi de Haluk Levent gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kaldılar. Muhalif kesimin 'kahraman yaratma' hastalığı hep aynı şekilde sonuçlanıyor. Koca bir hayal kırıklığı... Büyük umutlarla şişirilen 'kahramanlar' büyük bir gürültüyle patlıyor.
Haluk Levent'in sivil toplum maskesi takmış popülaritesi, kumar borçları ve bağış skandallarıyla iflas ederken, İmamoğlu ise kamunun kaynaklarını şahsi hırslarına kurban ederek devasa bir yolsuzluk ve usulsüzlük girdabında kendi siyasi çöküşünü hazırlamıştır.
Bakıyorum sosyal medyaya, bu kadar belgenin, bilginin ortaya çıkmış olmasına rağmen İmamoğlu'nu canhıraş savunanların bir kısmı hala Levent'i de aynı pişkinlikle savunmaya devam ediyor, hem de hiç utanmadan.
Bunlara tek şey dileyebilirim, Allah akıl, fikir versin.