Türkiye'nin en iyi haber sitesi

NİHAT HATİPOĞLU

Kâfirler ‘yemek’ için size saldıracaklar

Peygamberimizin gelecekle ilgili uyarıları var. Bu uyarılar zamanı gelince tek tek ortaya çıkmıştır. Geride kalan haber ve uyarıların zamanı gelince gerçekleşeceği gibi. O, ne dediyse aynen gerçekleşti. Zira Rabb'i olan Allah, O'nu bilgilendirdi ve O da bize iletti. Gelecek olaylar, milletler, savaşlar ve yığınla olay üzerine buyurdular. Her şey dediği gibi gerçekleşmiştir.

'YEMEK KABI' (KAS'A) HADİSİ
Hadis metinleri içinde Kab -Kas'a- hadisi olarak isimlendirilen bir hadis var ki hepimizin dikkatini teksif etmemiz gereken bir rivayettir. Bu hadiste Hz. Peygamber (SAV), sahabesine şöyle bir bilgi veriyor: "Yabancı milletler malınızı elinizden almak için birbirleriyle anlaşacak ve aç insanların yemek tabağına saldırdıkları gibi pek yakında size saldıracaklar. Sizi yemeye çalışacaklar. Üstünüze üşüşecekler. Ve o gün sizin hâliniz ne olacak."
Sahabe bu haberden dehşete kapıldı. Endişe ve merak içinde sordu: "Ey Allah'ın Resulü! O gün bizim sayımız az olacağı için mi bu kâfirlere yem olacağız?"
Efendimiz cevap buyurdular: "Hayır. O gün sayıca çok olacaksınız. Fakat siz sel sularının önündeki çerçöp gibi güçsüz olacaksınız. Düşmanlarınızın kalbine Allah'ın yerleştirdiği korku ortadan kalkacak ve sizin yüreklerinize 'vehn' salınacak."
Sahabe bu sözü ilk kez duymuştu ve merakla sordu: "Ya Resulullah, vehn nedir?" Efendimiz cevap verdi: "Dünya sevgisi ve ölümden nefret etmek. Dünyaya çok bağlanacak ve ölümden nefret edeceksiniz." (Hadis Ebu Davud, Melahim ve Ahmet bin Hanbel'in Müsned'inde geçer.)

DÜNYAYA AŞIRI BAĞLANDIK
Dünya elbette sevilecek. Orada yaşıyoruz. Ancak dünyaya tutkun olmak doğru değil. Bizler bir dünya tutkusuyla bağlandık. Hep daha çok şeylerin peşinde koşturduk. Allah'ı, dini, Peygamber'i unutan gibi olduk. Sevmediğimiz kişilerin aleyhinde yalan uydurduk. Haset ettik. Bana yâr olmayan kimseye yâr olmasın dedik. İsrafa girdik. Zevküsefayı yeğledik. Müslümanların dertleriyle dertlenmedik. Hep daha lüks olanın peşinden koşturduk. Dur demeyi bilemedik. Yeter kelimesini lügatimizden sildik.
Toparlanmak vaktidir. Şimdi İslam âleminin âlimleri ve yetkili olanları bu hadisi daha çok dillendirmeliler. İkaz etmeliler. İslam âleminin küçük meseleleri bir kenara bırakıp birleşmeleri, güçlerini tevhid etmeleri zamanı geldi. Tehavün, lakayd olmak, laf üretmek zamanı geçti. Ya beraber ve bir olacağız ya da çerçöp bizi alıp savuracak. Kibir mümine karşı olmaz, kâfire karşı kibir -hak ettiği cevabı vermeksünnettir. Samimi olmalıyız. Ümmetin ikbali her türlü hesabın üzerinde olmalıdır. Güçler birleşmeli. İslam ülkelerindeki halklar samimidir. Özellikle Türkiye sevdasıyla doludurlar. Hâlâ Osmanlı'yı unutmadılar. Ebu'l Hasan Nedvi'nin torununun bana dediği gibi; İslam âleminin şaha kalkan tek ülkesi Türkiye'dir. Ümmeti, Türkiye ayağa kaldıracak. Bizi "kab" yemeği olmaktan kurtaracak olan da bu birliktir.


SADAKAYI İHMAL ETME
Güzel söz sadakadır.
Yoldan zarar veren cismi kaldırmak sadakadır.
Helal kazanç sadakadır.
Ağaç dikmek sadakadır.
Bahçenden alınan elma sadakadır.
Bahçenden yiyen kuşun yediği sadakadır.
Yolda kalana yardım sadakadır.
Hanımının ağzına ikram ettiğin lokma sadakadır.
Misafir ağırlamak sadakadır.
Evladın için çalışmak sadakadır.
Fakire verilen yardım sadakadır.
Zalime zalimsin demek sadakadır.
Engelli kişiye yardım etmek sadakadır.
İki düşmanı barıştırmak sadakadır.
Binek hayvanına binene yardım etmek sadakadır.
Kişinin eşyasına yardım etmek sadakadır.
Namaza giderken attığın her adım sadakadır.
Her iyilik sadakadır.
Yol sorana yardım sadakadır.
Kötülükten sakınmak sadakadır.
Tekbir sadakadır.
Hamd etmek sadakadır.


ALLAH'LA FISILDAYARAK KONUŞ!
Hz. İsa, havarilerine şöyle dedi: "Allah'la çok, insanlarla az konuşun." Havariler sordular: "Allah'la nasıl konuşacağız?" "Fısıldar gibi. O'na yalvararak, yakararak, dua ederek. O'nunla baş başa kalın."


KULUMUN SANDIĞI GİBİYİM
Yüce Allah, kudsi hadiste şöyle buyurdu: "Ben kulumun zannı üzereyim. O beni zikredince onunlayım. Beni kendi kendine zikrederse, ben de onu kendi kendime anarım. Beni bir toplulukta anarsa, ben de onu daha hayırlı bir toplulukta anarım. Kulum bana bir karış yaklaşırsa, ben ona iki karış yaklaşırım. Kulum bana ne kadar çok yaklaşırsa, ben ona daha fazla yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak giderim."


KAZA NAMAZI BORCU BULUNANLARIN SÜNNET NAMAZLARINI KILMASI CAİZ Mİ?
Hanefi mezhebinin görüşüne göre, üzerinde kaza namazı borcu olan kimselerin farz namazlardan önce ve sonra kılınan sünnet (revâtib) namazlarını kılmalarında bir mâni yoktur.
Üzerinde namaz borcu olan bir kimsenin yerine başkası o namazları kılabilir mi?
İslam'da sadece bedeni eylemlerle yapılan ibadetlerin bir başkası tarafından yerine getirilmesi geçerli kabul edilmez. Her birey kendi hesap ve amellerinden sorumlu olduğu için, hayatta olan veya vefat etmiş birinin kılmadığı farz namazlarını bir başkası onun adına kılamaz. Bu yüzden her Müslüman sağlığı yerindeyken kendi ibadetlerini bizzat yapmaya özen göstermelidir.
Namaz esnasında gülmek namazı ve abdesti bozar mı?
Namazda temel esas, Allah'ın huzurunda olunduğu bilinciyle saygı ve sükûnet (huşu) içinde bulunmaktır. Ancak elde olmayan nedenlerle gülme gerçekleşirse bunun hükmü duruma göre değişir. Eğer kişi namaz kılarken yanındaki insanların duyabileceği kadar yüksek sesle gülerse (kahkaha atarsa), Hanefi mezhebine göre kişinin hem abdesti hem de kıldığı namaz bozulur.

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA