Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Salı günkü yazımda, "CHP, HDP'ye kendini affetirebilecek mi?" diye sormuştum.
Çünkü CHP'nin Barış Pınarı Harekâtı'nı da içeren tezkereye evet oyu vermesi ve bazı CHP'lilerin Mehmetçik'i savunan sözler söylemesi CHP- zımnî ittifakını germişti. Gerçeği en açık HDP Grup Başkanvekili Kurtalan şu sözlerle ifade etmişti: "Şu an koltuklarınızda HDP'nin oylarıyla oturuyorsunuz.
Bu ittifakta, CHP ile yaptığınız ittifakta HDP'nin oylarının etkisi vardır."

***

Bu arada söylemeden geçemeyeceğim.
Açıkça Türk ordusunun karşısında olduğunu ilan edebilen siyasi bir partinin meclis çatısında yer alabildiği acayip bir ülkeyiz. Fikir özürlüğümüzün gerçekten diğer demokratik ülkelerden 'ileride' olduğu kesin.

***

En son tepkiyi ise HDP eski Eş Başkanı verdi ve 'na şöyle çağrıda bulundu: "Onların yerinde olsam Kürt halkını hafife almazdım. Bugünden başlayarak kendimi affettirmek için pratikte ikna edici adımlar atardım. Yoksa yarın geç kalınmış olabilir." Kürtleri kendi malı gibi konumlandıran ve onlar adına konuşan bu üstenci tavır bir yana, Kılıçdaroğlu 'kendini affettirmek' için vakit kaybetmedi.
Katıldığı bir Halk TV programında şöyle diyerek, Demirtaş'a âdeta selam yolladı:
"Selahattin Demirtaş niye hapiste? Bir siyasetçiyi niye hapse atarsın? 'Farklı düşünüyor' diye. İnsan, 21. yüzyılda düşüncesinden dolayı hapse atılır mı? Farklı düşünüyor diye birini hapse atarsanız, bu yanlıştır. Bırakılması lazım."
"Demirtaş neden hapiste?" sorusunun cevabını ben verecek değilim.
Ancak Kılıçdaroğlu'na sormak isterim. Belki hatırlarlar, CHP seçmenine 'Her evden HDP'ye bir oy' istedikleri dönem HDP, %13 oy alarak meclise girmişti. Aradan bir ay geçmeden PKK, 'devrimci halk savaşı' dediği hendek terörü sürecini başlattı.
Tabii ki en öne Kürt gençlerini sürerek hendek ve barikatlar kazıldı, bombalı terör eylemleri yapıldı.
Tam 478 gün süren o süreçte, 793 güvenlik görevlisi şehit edildi ve 314 sivil vatandaş hayatını kaybetti.
4 binin üzerinde güvenlik görevlisi ve 2 binden fazla vatandaş ise yaralandı. Evinden olan binlerce vatandaş, okuluna dahi gidemeyen yüzlerce çocuk ise cabası.

***

Mehmetçiğin canla başla mücadele ettiği o dönemde, Demirtaş, bir basın toplantısında şöyle diyebilmişti: "Televizyonda gördüğünüz yıkım görüntüleri tank top atışıyla gerçekleşiyor.
Barikattaki insanların elinde hafif ve küçük silahlar var. Bunları görüyoruz. O ağır tahribatlar tankla, topla yapılan atışlarla gerçekleşiyor.
Hükümetin emriyle yapılıyor tüm bunlar." Şimdi bu terörü meşrulaştırmak değilse nedir?
Verdiğim bu örneği, başka herhangi bir Avrupalı parlamenter söylemiş olsaydı, ülkesinde özgürce dolaşabilecek miydi dersiniz? Belli ki Kılıçdaroğlu, Mehmetçiğe 'küçük silahlarla' kurşun sıkmayı savunmayı bir fikir özgürlüğü meselesi olarak görüyor.

***

Neyse, umarım Demirtaş'ın gönlünü kazanmışsınızdır sayın Kılıçdaroğlu...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN