Çarşamba günü Eski Şam'da bir restoranda hesap ödendi. Suriye Devlet Başkanı Ahmedeş-Şara, yanında Merkez Bankası Başkanı Safvat Raslan, nakit çıkarmak yerine kartını uzattı.
Visa, işlemde Lübnan merkezli Fransabank'ın kartlı ödemeyi kabul eden banka olarak görev aldığını, ödeme şirketi Paymera'nın da sürece dâhil olduğunu açıkladı; Raslan bunu ülkesi için yeni bir başlangıç diye nitelendirdi. O birkaç saniye, ABD'nin Suriye'yi 1979'dan beri yer aldığı "terörü destekleyen ülkeler" listesinden çıkarmasının hemen ardından geldi.
Bir devletin dünyaya yeniden bağlandığı an, nadiren bir imza töreninde değil, böyle sıradan bir sahnede görünür hâle gelir. Kırk yedi yıldır kesilemeyen fişin kesilebilmesi, uluslararası sistemin bir ülkeyi içeri alırken kullandığı asıl dilin hukuk değil mübadele olduğunu hatırlatıyor.
Aynı gün, 63. Şam Uluslararası Fuarı'nın açılışında Şara, Suriye'nin Doğu ile Batı arasındaki pazarlara bağlanan bir ticaret koridoru ve ekonomik merkez hâline gelmesini istediklerini söyledi
Dün ise Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Halep'teydi. Bolat, Esed rejiminin devrildiği 8 Aralık 2024'ten bu yana kenti ziyaret eden ilk yabancı bakan olduğunu belirterek Şeyh Neccar Organize Sanayi Bölgesi'ni gezdi.
Üç gün, üç sahne; üçü de aynı şeyi anlatıyor.
Heyetin bileşimi bence ziyaretin kendisinden daha çok şey söylüyor. Bolat'a Şanlıurfa, Mersin,Adana, Gaziantep, Kilis,Hatay, Mardin ve Şırnak'tan ticaret ve iş dünyası temsilcileri eşlik etti. Bunlar, savaşın on dört yılı boyunca yükü en fazla taşımış, Halep sanayisinin bir kısmını tezgâhıyla birlikte devralmış illerimizdi. Bugün aynı iller, Halep'in yenidenayağa kalkışının ticarihinterlandı olarak masada oturuyor.
Sınırın iki yakası arasındaki ilişki on dört yıl boyunca yalnızca bir güvenlik meselesi olarak konuşuldu; şimdi yeniden bir iktisadi coğrafya olarak kuruluyor. İkisi birbirinin alternatifi değil, mütemmim cüzü aslında. Zira sanayi bölgesi çalışmadan da, sınır güvenli olmadan da kimse memleketine dönmez.
Peki bu tabloda Körfez sermayesi ile Türkiye rakip mi? Soru yanlış kurulmuş. Şara'nın ilk yurtdışı ziyaretini 2 Şubat 2025'te Riyad'a, ikincisiniiki gün sonra Ankara'ya yapmasıtesadüf değildi; bu sıralamayı destekleyen Türkiye'nin kendisiydi. Sahadaki işbölümü de bunu doğruluyor.
Son bir yılda Körfez sermayesi enerji, konut, altyapı ve liman işletmeciliğinde yoğunlaştı; Türkiye ise Kalyon ve Cengiz Enerji'nin de dâhil olduğu, toplam 7 milyar dolarlık mutabakata konu elektrik üretim projelerinde olduğu gibi yapım ve tedarik tarafında duruyor. Finansman Körfez'den, inşaTürkiye'den. Yeniden imar, tek bir ülkenin üstlenebileceği bir iş değildir; kimin ne yaptığının belli olduğu bir iştir.
Halep'in kendi sanayicisi de bu denklemin önemli bir ayağı. Şeyh Neccar'da makinesini yeniden çalıştıran adamın Gaziantep'te tanıdığı bir tedarikçisi, Mersin'de bekleyenbir konteyneri var. Yeniden imarı ihaleler kadar bu tanışıklık taşıyacak.
Mesafeyi rakamlar gösteriyor: İki ülke arasındaki ticaret hacmi geçen yıl yaklaşık 3.7 milyar dolara ulaştı, konulan hedef 10 milyardolar. Aradaki fark temenniyle değil; inşallah açılan gümrük kapılarıyla, çekilen elektrik hatlarıyla ve kesilebilen fişlerle kapanacaktır.