Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bu hafta Sabancı Üniversitesi içinde yer alan Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) çok önemli bir açılışa sahne olacak.
Yerli ilaç üretimini destekleyen devlet, SUNUM, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi, İzmir 9 Eylül Biyotıp ve Genom Enstitüsü ile yapılan çalışmalara destek veriyor ve 350 yıllık bir geçmişi olan bilim ve teknoloji şirketi Merck İlaç da bu merkezde bir biyoteknolojik ilaç geliştirilmesine yönelik bir laboratuvar açmakla kalmayıp, doktora öğrencilerine de burs vermeye başlayarak SUNUM ile önemli bir işbirliğine imza atıyor.
Açılışın hemen öncesinde 'de araştırma ve geliştirmeye yaptığı bu önemli yatırımın perde arkasını dinlemek için Merck İlaç Genel Müdürü Şehram Zayer ile buluştum.
Bu sohbete geçmeden önce ilaç sektörü ile ilgili bir iki önemli rakamı paylaşmak istiyorum. 2018 yılında dünya ilaç pazarı yaklaşık 900 milyar euroyu buldu. Bunun 250 milyar euro gibi önemli bir bölümünü biyoteknolojik ilaçların oluşturduğu belirtiliyor. Türkiye'de ise 28 milyar Türk Lirası'nı bulan bir pazar payına sahip ilaç sektörü içinde biyoteknolojik ürünlerin aldığı pay yüzde 18'e ulaşmış durumda.
Dünyada sağlık hizmetleri, yaşam bilimleri ve performans materyalleri olmak üzere 3 alanda faaliyet gösteren ve 50 bin çalışanı ile yaklaşık 15 milyar euroluk bir satış rakamına ulaşan Merck, 20 yıldır da Türkiye'de faaliyet gösteriyor.
"Yeni işbirliği ile Türkiye'de molekül keşfi için fırsat sağlıyoruz" diyen Şehram Zayer, biyoteknolojik ilacın üretiminde en önemli unsurun insan gücü olduğunu ve bu nedenle doktora öğrencilerine burs vereceklerini söylüyor.
Cirosunun yüzde 25'ini araştırma ve geliştirme faaliyetlerine ayıran Merck İlaç, Sabancı Üniversitesi'nde açılacak laboratuvar ve buraya Fransa'daki merkezlerinden gelip, eğitim verecek kadrolarıyla Türkiye'de biyoteknolojik alandaki gelişmelere katkı sağlayacak.
Bir ilacın geliştirilmesinin çok uzun yıllar aldığını hepimiz biliyoruz. Evet bir molekül keşfi yıllar sürecek ama Türkiye'de keşif için böylesi bir ortam sanırım ilk kez hayata geçecek. O nedenle heyecan verici. Biyoteknoloik ürünlerin benzerlerinin yani biyobenzer ilaçların geliştirilmesinin 2-3 yıl gibi daha kısa sürdüğünü anlatıyor Şehram Zayer bu alanda verdikleri destek ile ilerleme beklediklerini söylüyor.
Bu arada bir dip not daha vermem gerekirse, organizmalardan ve canlı sistemlerden biyolojik yöntemlerle üretilen ilaçlara biyoteknolojik ilaç deniyor. Sabancı Üniversitesi'nde açılacak olan laboratuvarda, biyoteknolojik ürünler için klinik araştırmaya gerek kalmadan, orijinal molekülün geliştirildiği çalışmalar yapılacak. Yeni Ar-Ge ve uygulama biriminin, yaklaşık 5 milyar liralık yerel biyoteknolojik ilaç endüstrisine ve Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlaması bekleniyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN