Türkiye'nin en iyi haber sitesi
KEREM ALKİN

İki sac ayaklı ‘küresel vergilendirme’

5 Haziran Cumartesi Londra'da 'yeni küresel vergilendirme' kuralları hakkında mutabakata varmış olan G7 ülkeleri iki bacaklı bir sistemin hayat bulması konusunda önemli bir adım attılar. G7 ülkelerinin hazine ve maliye bakanlarının mutabık kaldığı bu yeni yaklaşım, 9-10 Temmuz tarihlerinde İtalya'da bir araya gelecek G20 ülkelerinin hazine ve maliye bakanları tarafından da benimsenir ise, küresel ölçekte bir mutabakat elde edilmiş olacak. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'ne (OECD) 2017 yılında G20 tarafından verilen görev çerçevesinde hazırlanan ve dünya ekonomisi açısından bir 'reform' olarak kabul edilebilecek olan vergi alanındaki bu yeni 'küresel' yaklaşım iki sac ayağından oluşuyor.
Birinci sac ayağı, ülkelerin vergi otoritelerine, söz konusu küresel şirketlerin kuruluş merkezi olan ülke dışında yürüttüğü ticari faaliyetleri için de vergilendirilme imkânını tanınması. Bu durum, Google, Facebook ve Apple gibi dijital hizmetler sunan şirketler ile, küresel e-ticaret platformları ve teknoloji odaklı küresel tröstlerin artık daha geniş kapsamlı vergilendirilmesi anlamına gelmekte. Birinci sac ayağı kapsamına giren küresel, diğer bir deyişle dünyanın çok sayıda ülkesinde ticari faaliyet yürüten çok uluslu şirketler, şirket merkezinin bulunduğu ülke haricindeki diğer ülkelerde, yüzde 10 ve üzerinde kar marjıyla çalışmaları halinde, bu kar marjının yüzde 20'si üzerinden vergi ödeyecekler. Uluslararası kurumlar, bu noktada 50 ile 80 milyar dolar arasında ek vergi geliri bekliyorlar. ABD'nin destek vermesi halinde ise, 100 milyar dolar ek vergi geliri bekleniyor.
Avrupa Birliği bu gelişmeden ne kadar memnun ise, ABD ise, kendi şirketlerinin o ölçüde daha fazla vergi verecek olmasından dolayı keyifsiz. Bununla birlikte, küresel vergilendirmede 'reform' olarak adlandırılan mutabakatın ikinci sac ayağı ise, tüm tersine, başta ABD'yi memnun ediyor. Çünkü, ikinci sac ayağı, küresel şirketleri kendisine çekmek isteyen ülkeler arasında vergi oranları ve vergi indirimleri üzerinden yürütülen rekabete son verilmesini hedefliyor. Bu noktada, tüm ülkelerin minimum, diğer bir deyişle asgari yüzde 15 kurumlar vergisi uygulamaları suretiyle, hiç vergi almayan veya çok düşük oranda kurumlar vergisi uygulayan ülkeler ile, yüzde 20, yeniden kurumlar vergisi oranını yüzde 28'e çıkarmak isteyen ABD ve yüzde 30 ve üzerinde kurumlar vergisi uygulayan ülkeler arasındaki oran farkının kapanması hedeflenmekte.
Bununla birlikte, başta Fransız ekonomistler ve Fransa Hükümeti yüzde 15 verginin düşük olduğuna dikkat çekmekteler. Çünkü, ekonomistler, 1980'li yılların ortasında, dünyanın önde gelen ekonomilerinde ortalama yüzde 50 düzeyinde olan kurumlar vergisinin, bugün yüzde 22'ye kadar gerilemesini düşük bulmaktalar. Bu durum, önümüzdeki dönemde, ülkelerin vergi gelirleri içerisinde, bilhassa son 25 yılda direkt vergilerin ağırlığının veya payının azalması, dolaylı vergilerin ise payının artması ile ilgili tartışmaları da alevlendirebilir. Elbette, konunun dünyayı kirleten fosil yakıtlara önümüzdeki dönemde daha fazla vergi konulması gibi yeni boyutları da gündeme gelecek. Şimdi, gözler 9-10 Temmuz'da G20 Zirvesi'nde.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA