Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MELİH ALTINOK

Son vaha

Bugün yaşadığımız coğrafyada hemen yanı başımızda yaşananları yalnızca siyasi liderlerin tercihleriyle anlamaya çalışıyoruz.
Elbette liderlerin politik tercihleri ve tutumları süreçte hayli etkili. Ne var ki yaşananların nedenlerine dair bazı etkenlerin göz ardı edilmesi çözümü geciktiriyor.
Örneğin Libya'da, Mısır'da, Suriye'de yaşananları düşünün. Kitlesel halk hareketleri yalnızca bazı politik söylemlerin yükselişe geçmesiyle açıklanabilir mi?
Sizce de biraz daha alan açıp, kimi doğal koşulların, onca yıldır gürleyemeyen kıvılcımlara uygun ortam yarattığı tezi üzerinde de durmamız gerekmiyor mu?
Örneğin Akdeniz ikliminin doğal sınırlarını çizen güneydeki zeytin ağacı hattının son beş yılda gözle görülür biçimde kuzeye doğru ilerlemesini düşünün. Uzmanlar, Akdeniz'in kuzey sahilindeki bu kuraklaşmanın hava sıcaklığını ortalama 2 derece kadar yükselttiğini söylüyorlar.
Libya'da ve Mısır'da başlayan olaylar öncesi, bölgedeki yoksul halkın temel gıda maddesi buğdayın fiyatını astronomik şekilde yükselttiği bir gerçek. Suriye de dahil pek çok ülkede isyanlar, yoksulluğun katlanılamaz boyutlara vardığı kesimlerin ateşlediği dramatik çıkışlarla başladı.
Libya'da toprağın çoraklaşmasının vardığı boyut, ülkede milyonlarca insanın neredeyse tüm gıda maddelerinin ülke dışından ithal edilmesiyle tolere edilebilir seviyede.
Verilere biraz daha dikkatli bakınca, bu coğrafyada yaşayan halkların kuzeyde daha yaşanabilir alanlara doğru hareketleri net şekilde görülüyor.
İşte Türkiye üzerindeki nüfus tazyikinin bir nedeni de bu. İlerleyen yıllarda komşularımızdaki ülkelerde siyasi istikrar sağlansa bile bu nüfus hareketleri sorun olarak sürecek.
Çünkü Türkiye bölgede seçimlerle yönetimini belirleyebilen yegâne olmasının yanı sıra doğal olarak adeta bölgedeki tek vaha!
Peki ne yapılabilir? Elbette bu noktada pek çok uzun vadeli çözümler önerilebilir. Ne var ki baş başa kaldığımız bela acil çözümleri gerektiriyor. Zira 3 milyon mülteci misafirimiz, on binlercesi de yolda.
Bu nedenle ilk yapılması gereken içinde yaşadığımız vahanın korunması. Biz politik nüanslardan çığlar yaratıp içeride birbirimizi yedikçe, vahanın sınırlarını korumak zorlaşıyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde pıtırcık gibi türetilen devletçikler içeriyi de etkilemeye çalışıyor.
Aklımızı başımıza alıp bölgedeki yegâne vahanın korunması için yan yana gelmeyi başaramazsak inanın bu ülkenin akıbeti de çevredekilerden farklı olmayacak.
Ondan sonra hep beraber şimdilerde arabayı atın önüne koşanlara katılır, işgal altındaki ülkemizde bol bol havanda su döveriz.
Belki ancak o zaman, maden açacak ya da baraj yapacak diye yaşadığı ülkenin, devletin devrilmesini, doğasını korumaya çalıştığı memleketinin işgal edilmesini savunanlar da aşağıdaki tweet'lerinden dolayı utanırlar, ne dersiniz?
"Eğer biri kazanacaksa ABD, Rusya kazansın; Allah'la imanla kandıranlardan daha mı kötüler?"
Biliyorum acı ama hal budur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA