Türkiye'nin en iyi haber sitesi

MELİH ALTINOK
MELİH ALTINOK

Şartlı refleks

Erdoğan, bir kez katılanın bile "biat" ettiği Davos Zirvesi'nde İsrail'in ve tüm kalburüstü dünyanın yüzüne karşı "One minute" dedi...
Filistin halkıyla birlikte savaşan Deniz Gezmiş'in, sararmış Filistin Kurtuluş Örgütü kartının resimlerini Facebook sayfalarından sildiler.
Erdoğan yıllar sonra 1 Mayıs'ı resmi bayram ilan etti, Taksim yasağını kaldırdı...
Kanlı 1 Mayıs 1977'den beri solun temel taleplerinden biri olan bu reforma sevinmek şöyle dursun, kızdılar. Hatta o yıl "Taksim'i protesto" ettiler.
Erdoğan nihai hedefi teröre zemin hazırlayan baskıları kaldırmak ve PKK'ya silah bıraktırmak olan Çözüm Süreci'ni başlattı...
"Barış barış barış" diye ortalıkta gezinen gazeteciler soluğu Kandil'de alıp "Daha kazanmadınız ki niye silah bırakıyorsunuz" diye Karayılan'a sitem ettiler.
Erdoğan 15 Temmuz'da halkla birlikte, FETÖ'cülerin ve "ilişiklerinin" NATO destekli darbesini bertaraf etti...
Darbeden sonra Humeyni gibi Türkiye'ye dönmeyi planlayan, hatta evi bile hazır olan çakma imam Fetullah Gülen'in ve ABD'nin "başaramamasına" hüzünlendiler.
Erdoğan'ın yemin törenine Bolivarcı Devrimin, sosyalizmin Latin Amerika'daki kalesi Venezüella Devlet Başkanı Maduro geldi. "Erdoğan çok kutuplu yeni dünyanın lideridir" dedi...
Hürriyet'teki köşelerinden ABD emperyalizmiyle koçlar gibi mücadele eden Venezüella'yı "aforoz" ettiler.
Erdoğan dün de cuma namazını Ankara'daki Hacı Bayram Veli Camii'nde kıldı. Sonra ilk Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'ni Birinci Meclis'te topladı. Tıpkı Atatürk'ün 23 Nisan 1920'de yaptığı gibi...
Tahmini açıklıyorum...
Bundan sonra etkinlikler, eylemler, yürüyüşler için önünde toplanmayacaklar. Hatta çok iddialı gelebilir ama Erdoğan bu bütünleştirici, sahiplenici adımlarını sürdürdükçe, göreceksiniz Atatürk'ü de "terk" edecekler.

***

İNCE HASTALIK

'nin gecesi nerde olduğuna dair akıl almaz tartışma tam yirmi gündür devam ediyor.
İnce geçen gece Habertürk'te Didem Yılmaz Arslan'ın konuyla ilgili yerinde sorularını ayrıntılarıyla cevapladı. Yeri gelince kendisinden eleştiriyi esirgemeyen bir gazeteci olarak ikna olduğumu söyleyebilirim.
Ancak kimileri için faydası yok, ikna olmayacaklar, olamazlar... Çünkü kimisi zaten "hastaydı..." Seçim gecesi iktidarı sandıkta olmazsa sokakta alacaklarına inandırılanlar da, İnce mantıklı davranınca kolektif bir hastalığın pençesine düştüler.
"Şizofren bunlar" diyen İnce gibi bir hastalıktan mecazen bahsetmiyorum. Zira ani, derin travmalar sonrası insanların grup halinde arızalar gösterebildiklerini biliyoruz.
İnce'ye yönelik ayarı günden güne kaçan tepkiler de işkencecisine âşık olma halini tarif eden "Stockholm sendromu"na çok benziyor. Zira bahsettiklerimiz de kurtarıcı seçtiklerinden nefret ediyorlar.
Mantıksıza değil mantıklı olana şaşıran bu kardeşlerimize el vermeliyiz, çünkü ne yaptıklarının farkında değiller.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN