Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Dün post modern darbesinin yıldönümüydü ve nerdeyse memleketin her salonunda bir panel vardı. "1000 yıl sürecek" denilen darbenin üzerinden 22 yıl geçmesine rağmen unutulmaması sevindirici.
Ama mevzu ısrarla "başörtüsü mağduriyeti" düzlemine hapsediliyor.
Doğrudur, bu çağdışı yasak yüzünden binlerce kadına büyük eziyetler çek- tirildi.
Hayatlarından çalındı. Ne var ki bu indirgemeci yaklaşım yüzünden aradan geçen onca yıla karşın hukuki hesaplaşma alanında bir arpa boyu yol alınamıyor. 28 Şubat'taki ekonomik talanı, batırılan ve "kurtarılan" bankaları, iş adamlarını, örtülü ödenekleri ve operasyonun önemli bir ayağını oluşturan medyayı konuşmadan tatmin edici bir sonuç alamayacağız.
28 Şubat yıldönümleri de bir "telin günün" ötesine geçemeyecek.
Zira o gün "sivil kuvvetler" olarak görev yapan STK'lardan, sarı sendikalardan, köşelerinden "türbanlı avına" çıkacağına duyuran tetikçilerden, manşetlerini karargahtan atan medya patronlarından bırakın hesap sormayı özeleştiri bile istenmiş değil. Aynı çete, zihniyet, pratik günü gelince aynı yerden sokar demedi demeyin.
Denemediler mi?

***


28 Şubat'ı mumla arayanlar

Kemalist darbecilerden bahsetmeyeceğim.
Paraşütle indikleri makamları mevkileri kaybedince "liyakatı" hatırlayan kimi "İslamcılar" da 28 Şubat'ı özlüyorlarmış. Serzenişleri örnek olarak da 'nun "Biz tüm mücadeleyi 28 Şubat'ta konuştuğum üniversite kürsülerinin kendi iktidarımızda bize kapanması için yapmadık" sözlerini gösteriyorlar. 28 Şubat'ta ayakkabısını kapı önünde çıkartan askerler ordudan atılırken, başörtülü öğrenciler ve dindar akademisyenler okul bahçesine bile alınmazken, Davutoğlu'na hangi kürsülerin açık olduğunu merak edip cv'sine baktım. 28 Şubat fırtınası eserken beyefendiye Silahlı Kuvvetler Akademisi ve Harp Akademilerinde misafir öğretim üyesi olarak ders verdiriliyormuş!
Ne zulüm ama!

***


Bu değirmenin suyu nereden?

Yine bir seçim dönemi ve yine malum ekibin yeni parti çalışmasına soyunduğuna dair fısıltılar kulaktan kulağa yayılıyor. Adı geçenleri biliyorsunuz. Eski Konya milletvekili Ahmet Davutoğlu, 11.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Ali Babacan vs. İddialara göre 31 Mart seçimleri sonrası kendilerine "ihtiyaç duyulacağını" düşündükleri için şimdilik hazırlık aşamasındalarmış.
Siyasi hizip haktır. Herkes halkın karşısına çıkıp boyunu ölçtürebilir.
Ne var ki adı geçen isimlerin konuyla ilgili çıkıp tek bir laf etmemeleri garip değil mi? Gerçi haklısınız, ağızlarını açsalar ne diyecekler?
Hayır deseler, yanlarındaki üç beş kişiyi de kaybedecekler. Evet deseler, "ortaklarını açık edeceklerinden, "Erdoğan sonrası" için yapılan "örtülü masrafların" kaynağını izah etmek zorunda kalacaklar. Öyle ya, "bir lokma bir hırka" diyerek takılanların boyunu çok ama çok aşan harcamalar bunlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN