Trafik Kanunu'nda yapılan son değişiklik, aracına ses sistemi taktıranlara ağır cezalar getiriyor:
- Araçlarda ses, müzik vb. cihazları kamunun rahat ve huzurunu bozmayacak şekilde kullanmayanlara 3.000 TL idari para cezası uygulanacak.
- Araçlarda fabrika çıkışı olmayan, standart dışı amfi, subwoofer veya hoparlör bulunduranlara 21.000 TL idari para cezası verilecek, araç da 30 gün süreyle trafikten menedilecek.
Öncelikle yasa hedefinden sapmış görünüyor.
Zira amaç gürültü kirliliğini önlemekse, neden "eylem" yerine "potansiyel" cezalandırılıyor?
Yüksek ses yapan fabrikadan çıkma sistemli araca 3 bin lira kesilirken, hiç ses çıkarmasa bile sanayide amfi taktırmış olana 21 bin lira + men cezası verilmesi mantıksız.
Hukukun temel prensibi basit. İhtimal değil, fiil cezalandırılır.
Aksi takdirde yasa davranışı değil, olasılığı hedef alır.
Bu mantıkla iş, trafik kazalarının ana sebeplerinden olan aşırı hızı engellemek için göstergelerinde 250- 300 km/s yazan otomobilleri trafikten menetmeye kadar gider.
Oysa amfi ve subwoofer gibi cihazların asıl işlevi yüksek ses değil, netlik.
Sesi daha az açarak müziği daha rahat duymamızı sağlarlar.
Bir başka deyişle, aracınızda kaliteli ses veren bir sistem varsa çoğu zaman daha az gürültü çıkarırsınız.
Kaldı ki gürültüye karşı bizden çok daha tahammülsüz olan ülkelerde bile ses sistemleri değil, limitleri aşanlar cezalandırılıyor.
Her şey bir yana, iddia ediyorum, yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin ağır cezalarla düzenlemek istediği trafikteki kavgaların panzehirlerinden biri de müzik.
Otomobilinde neşeli, huzurlu bir ezgi dinleyen birinin içinden az sonra öndeki aracı yumruklayacak bir canavarın çıkma ihtimali, trafiğin stresiyle baş başa kalan bir sürücüye göre daha düşüktür.
Sayın bakan hafız. Kulağı çoğumuzdan daha iyidir. Konuyu bir de müzik boyutuyla değerlendireceğine eminim.
Kendisinden talebimiz kurunun yanında yaşın da yanmasını engellemesi.
Yasanın; aracını gerçekten bir ses bombasına çevirenle, hobisi müzik dinlemek olanı ayırması. Olasılığı değil, suç konusu eylemi cezalandırması.
"Sözü yine oraya bağladın" diyeceksiniz ama kuralla düzenlemek varken yasak getirmenin işe yaramadığını dahası uzun vadede toplumsal maliyetinin çok yüksek olduğunu pandemide görmedik mi?
Vatandaşlar o günlerde mantığına ikna olmadıkları yasaklara rıza üretme mekanizmalarının baskısıyla uydular. Ama bugün tamamına yakını acı acı gülüyor; kurallara uymama konusundaki ısrarlarının bir sebebi de bu.