Türkiye'nin en iyi haber sitesi

MELİH ALTINOK

Güney Kıbrıs’a kim saldıracak?

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Avrupa Birliği bugünlerde kendini Kıbrıs adasının güvenliğinin "bir an önce sağlanması"na vakfetmiş durumda.
Hatta Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Kıbrıs Rum kesimindeki temasları sırasında, "Kıbrıs saldırıya uğradığında saldırılan Avrupa'dır. Fransa, Kıbrıs'ı sever. Zor zamanlarda yanınızda olmak bizim rolümüz" diyor.
Bu yalnızlarca sözlerden ibaret bir tartışma değil.
Avrupa Birliği'nin, NATO'nun ortak savunma ilkesi olan 5. maddeyle kıyaslanan 42.7 (karşılıklı destek) maddesinin şimdilerde tekrar masada olması da Rum kesimiyle ilgili.
Maddenin gündemde olmasını isteyen Fransa ve Yunanistan'ın yanı sıra NATO üyesi olmayan dört AB ülkesinden biri olan Rum kesiminin konuya ilişkin özel çabası sır değil.
Hatta AB liderleri de geçtiğimiz günlerde Rum kesiminde yapılan AB zirvesinde, 42.7'ye ilişkin bir kılavuz hazırlanmasına karar verdiler.
AB'nin "savunma maddesi" olan 42.7'de şu ifadeler yer alıyor:
"Bir üye devletin topraklarında silahlı saldırıya uğraması hâlinde, diğer üye devletler, Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca, ellerindeki tüm imkânlarla bu üye devlete yardım ve destek sağlama yükümlülüğü altındadır."
İyi hoş da Rum kesimine kim saldıracak? Böyle bir yakın tehdit mi var?
Doğru, ABD'nin İran'a karşı operasyonları sırasında adanın güneyindeki İngiltere'ye ait RAF Akrotiri Üssü'ne bir iki dron yaklaşmaya çalıştı. Ancak bunların İran'dan havalanmadığını açıklayan da bizzat Kraliyet Hava Kuvvetleri'ydi?
Bu arada adada Türkiye ile garantör olan İngiltere'den bahsetmişken, bugün olan biteni daha iyi anlamak için hafızalarımızı tazelemeliyiz.
Geçen hafta Macron'la yaptığı görüşmenin ardından, SOFA kapsamında Güney Kıbrıs'ta bulunan Fransız askeri varlığının kalıcı hâle getirileceğini duyuran Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis, 19 Mart'ta Brüksel'de başka telden çalıyordu.
1960 yılında Kıbrıs'ın İngiltere'den bağımsızlığını kazanmasını sağlayan antlaşma uyarınca, İngiltere'ye verilen Akrotiri ve Dhekelia'daki askeri üslerinin "sömürgecilik geçmişinin bir sonucu" olduğunu anlatıyordu. Bu üslerin statüsüne ve geleceğine dair "Londra'yla oturup samimi bir şekilde konuşmalıyız" diyordu.
AB ve Rum kesiminin, Kıbrıs'ın geleceğini garantörlerden ve NATO'dan bağımsız şekillendirmek için kolları sıvadıkları anlaşılıyor. Güneydeki terör devletinin projeyle ilgilenmediğini düşünmek mümkün mü?

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA