Mahkemenin butlan kararına hızlıca uyum sağlayıp kendisini "Grup Başkanı" seçtirmeyi başaran Özgür Özel yaptığı ilk açıklamada sınırlarını çizdi. Kemal Kılıçdaroğlu'na şu mesajı gönderdi:
"Meclis'te CHP grubuna konuşma hayali kurma."
Ertesi gün Kılıçdaroğlu'nun cevabı, Özel'i Genel Merkez'den polis marifetiyle çıkartmak oldu.
Şimdi soru şu: Ana muhalefet partisindeki bu iki başlılık nereye kadar sürdürülebilir?
Milletvekillerinin çoğunluğunun Özel-İmamoğlu'nu desteklediği söyleniyor. Belediyelerin çoğunluğu da bu kliğin yanında görünüyor.
Elbette Kılıçdaroğlu örgüte müdahalesine hız verip gücünü artırdıkça bu tabloyu kısmen lehine çevirebilir. Ancak vekiller üzerinde yoğun mahalle baskısı olduğu, bunun kolay olmayacağı açık.
Bu süreçte Özel'in arkasındaki milletvekili desteği tek başına, tüm imkânlarıyla genel başkanın emrinde olan örgüte rağmen parti içi muhalefet yapmasına yetmez. Özel'in Meclis grubu ile Genel Merkez arasına örmeye çalıştığı Berlin duvarının yıkılması Genel Başkan'ın iki dudağının arasından çıkacak bir karara bakar.
Tartışmalar devam ederken Özel dün parti medyasına şu açıklamayı yaptı:
"Önce Karadeniz'den başlayarak çok sayıda belediye başkanımız 'İstifa edelim mi?' dediler. 'Etmeyin' dedim. İl başkanlarına, ilçe başkanlarına istifa etmeyin dedim. Üye istifa furyası çıkıyordu, aman yapmayın dedik. Partiden ayrılmıyoruz. Kimsenin istifa etmesini istemem. Biz CHP'de kalmalı ve burada mücadele etmeliyiz."
Belli ki, "A planımız da, B planımız da, C planımız da, Z planımız da Ekrem İmamoğlu'dur" diyen Özel gitmeden önce her tuşa basacak. Haklı da. CHP öyle ha deyince gözden çıkarılacak bir marka değil.
Ne var ki Özel'in İzmir'de düzenlediği dünkü miting mücadelenin içeride değil dışarıda geçeceğinin işareti. Kavga son tahlilde, kimin dalgayı yakalayıp tabandan aslan payını alacağı üzerinde yoğunlaşacak.
Kılıçdaroğlu ile yakın temas halindeki CHP'lilerden öğrendiğim kadarıyla, Genel Merkez cephesi de bu fiili durumun bölünmeyle sonuçlanacağını, Özel ekibinin yola yeni partiyle devam edeceğini öngörüyor. Hazırlıkları bu yönde.
Bu arada, ayrı parti konusu açılınca herkes Ekim Partisi diye adres gösteriyor. Ancak CHP gibi bir merkez partisinden ayrılıp marjinal sol bir grupla pişti olmak akıllıca görünmüyor. Ekim'in, Ekrem İmamoğlu'nun adının ve soyadının kısaltması olduğu şeklindeki geyikler de cabası.
Piyasada pek çok alternatif var. Ortalık bir seçim patlarsa köşeyi döneriz, kilitlenen sisteme maymuncuk oluruz diye kurulmuş partilerden geçilmiyor. Mesela "Cumhuriyet Partisi" adını telaffuz edenler var. İnternet sitelerine girdim baktım. Tam bir fiyat performans tercihi gibi görünüyor.