Dünya Hürmüz'ü konuşuyor. Petrolün varili, sigorta primi, tanker kuyruğu, stüdyodaki haritalar... Dar bir boğaz tıkanınca herkes fiyatı ezbere sayıyor.
Karadeniz'de ise aynı iş sessizce yapılıyor.
Fişek yok, zirve yok, "enerji krizi" başlığı yok. Ama fiilî bir ambargo var. Gemi çıkmıyor, çıkan vuruluyor, vurulan Boğaz'dan çekiliyor. Ne var ki yaklaşan kış bu sessizliği bozacak.
Karadeniz'de bir gemi vurulduğunda Türkiye önce yangını konuşur. Sonra römorkörü. Sonra Boğaz'ın birkaç saat kapanmasını. Haberin asıl kısmı yükün fiyatında durur.
Buğday ve kömür, savaşın en sessiz faturalarıdır. Fatura denizde kesilir, karada ödenir.
Türk Armatörler Birliği'nin 26 Ağustos raporuna göre 2022'den bu yana Karadeniz'de 146 ticari gemi vuruldu. Açık kaynaklarda 263'e varan iddialar da var.
Rakamlar tartışılır. Sonuç tartışılmaz. Deniz artık yol değil, cephe.
Kiev bu cepheyi havaya da taşıdı. Zelenski, Rus hava sahasının İHA'larla fiilen kapandığını ilan etti. Dışişleri ICAO'ya yazdı, havayollarını ve sigortacıları uyardı. Batı bunu "meşru savunma" diye okuyor. Karadeniz'den bakınca savaş komşu sulara, limanlara, boğazlara yayılıyor.
Hedef yalnız Moskova değil; ticaretin geçtiği her hat. Bazı havayolu şirketlerinin Rusya seferlerini kesmesi bunun ilk yansıması. Hava kapanınca deniz yüklenir. Deniz risklenince yük Boğaz'a, Marmara'ya, Ege'ye yığılır.
Nasıl olsa savaşın arkasındaki asıl güç olan Avrupa'nın tahılı karadan, Tuna'dan, demiryolundan gidebiliyor.
Denizden giden tahıl başka ise bir dünyaya bakıyor. Afrika'nın un bekleyen limanları bu krizi doğrudan yiyor. Un kamyonu Hamburg'a varırken Lagos'ta fiyat konuşuluyor. Zengin sofrasındada ekmek duruyor; fakir sofrasında inceliyor.
Türkiye iki faturayı birden alıyor. İthalatın pahalanması ve başkasının yükünü taşımanın riski. Taman'dan Trabzon'a, Samsun'a giden kömür Novorossiysk açıklarında vurulunca hem can hem kış hesabı değişiyor.
Reyhan Sarı örneği unutulmadı. Sigorta primi gemi değerinin yüzde birine dayandı. Küçük kosterde navlun 350 bin dolarsa prim 200 bine yaklaşıyor. Para taşımacılığa değil riske gidiyor.
Kış öncesi kömür fiyatı artacak. Türkiye bu tabloyu henüz tam adıyla konuşmuyor. Gündemde gemi kazası var. Marmara'da çarpışma, batış, kayıp mürettebat...
Ama Karadeniz'deki güvensizlik Marmara'yı ve Ege'yi de şişiriyor.
Karadeniz'e çıkmayan gemi boğazlarda birikiyor. Hasarlı gövdeler sık sık İstanbul Boğazı'ndan çekiliyor.
New Victory, Anna-S, Asteri, Great Ocean...
Römorkör konvoyu geçerken trafik çift yönlü duruyor. İstanbul bir günde hem metropol hem savaşın arka bahçesi oluyor.
Yoğunluk artınca kaza ihtimali artar. Samsun ve Sinop açıklarında onlarca gemi bekliyor. Denizci ailesi haber bekliyor; tüccar konşimento.
Hürmüz gürültülü çünkü petrolün dili evrensel. Karadeniz ise sessiz. Çünkü buğday ve kömür stüdyoya geç girer. Kış onları öne çeker.
Savaş durunca prim hemen düşmez. Güven daha da geç döner. Gemi yine gider, yük yine gelir. Ama her tonda yangının, beklemenin ve kapanan denizin payı vardır. Sofra o payı görmez. Fiyat görür.