"Yeni Parti mi?" diyeceğiz, yoksa CHP'nin "hizipçi genetiğine" atıfla "Yine Parti mi?" diyeceğiz. Bunu zaman gösterecek. Ancak ilk andan itibaren açık gerçekler var. CHP'den blok olarak kopan ve yeni parti kuran ekibin politik tomografisi çekildiğinde... "Aklı, fikri CHP'de... Bedeni, dili ise Yeni Parti'de..." durumu söz konusu! Siyaset psikolojisinde, köklü bir kurumdan ayrılan kişilerin, yeni yerlerinde halâ eski kurumun refleksleri ile hareket etmesine "Kurumsal Hafıza Hayaleti" deniyor. Yeni Parti'de de bu ikilemin tüm izleri fark ediliyor.
Özgür Özel dahil 91 ismin CHP'den istifa ettikten sonra kuruluşunu açıkladıkları parti, "ilkesel olduğu kadar kişisel" düzlemde de konuşlanıyor. CHP'de siyaset yapma şansı kalmadığını ileri süren ve tabana oynayan bu ekibin, yüzde 90'ından fazlası, terk ettikleri CHP'de, bir daha milletvekili listelerine giremeyeceklerini çok iyi biliyorlar. Yani, ön tarafta "idealler" arka tarafta "kariyer planlamaları" ile dolu karmaşık bir hesap bu.
***
Yeni Parti, öncelikle hayırlı olsun. Siyasi partiler, demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları... Siyasette rekabetin düzeyi ne kadar yükselirse, bundan memleket kazançlı çıkar. Tabii, siyaseten rakip olmakla düşman üretmek ve kutuplaşmayı tetiklemek arasındaki fark, fark edildiği müddetçe...
Yeni Parti ismi üzerinden bir parça polemiğe girecek olursak...
AK Parti ile meselesi olan farklı muhalif odakların ısrarla AKP demesi gibi... Yeni Parti'ye de kısaca "Y(e) Parti" mi denilecek mesela? CHP'nin mirasını "Y(e)" Partisi" mi göreceğiz?
Biz, işin ciddi kısmına dönelim...
Yeni Parti'nin, sembolizmlerle bezeli kuruluş senaryosu, tarihe gönderme yapan mekânları elbette mesaj yüklüydü. Fakat fırsatlar kadar riskler de barındırıyordu...
Nedenlerine odaklanırsak...
"... Hacı Bayram Camii'nde Cuma Namazı kılındı. Namazın ardından Kur'an-ı Kerim okundu, hatim duaları yapıldı.
Daha sonra din adamları, milletvekilleri, askerler ve halkın katıldığı geniş bir kortej oluşturuldu. Kortej, tekbirler ve dualar eşliğinde Hacı Bayram Camii'nden Ulus'taki Birinci Meclis binasına yürüdü. Meclis binası önünde kurbanlar kesildi, dualar edildi..."
23 Nisan 1920'ye, 1. Meclis'in açılış gününe öykünen Özgür Özel ve arkadaşları bundan 106 yıl önceki millet bütünlüğünü içeren tabloyu dün çizebildi mi? Hayır! Tablo, sadece, "Eski CHP'li ve (yeni) Yeni Partililerden" ibaretti. Vaatleri, "din-devlet-millet" ekseninde geniş kapsama alanı diye sunulsa da... Yanılmayı çok isterim ama... Hacı Bayram Camii'ne gelenlerin en az yarısı daha önce o manevi mekânı ziyaret bile etmemişti. Daha da önemlisi... 1. Meclis'in önündeki o muhteşem birliktelik fotoğrafını yırtıp atan da "Tek tip makbul vatandaş" yetiştirmeyi zorlayan da kendi insanına ve değerlerine adeta savaş açan da CHP zihniyetiydi.
Bir diğer dikkat çekici husus ise...
Yeni Parti kurucular kurulunun toplantı için seçtiği Anadolu Kulübü idi. Kulüp, Atatürk'ün direktifi ile genç cumhuriyetin siyasi ve bürokratik kadrolarını çok yönlü etkileşim ortamında buluşturmak için tasarlanmıştı. Kurucu isim merhum İsmet İnönü ise Atatürk'ün sağlığının bozulduğu ve devlet- millet gündemine tam manasıyla yoğunlaşamadığı dönemde fiilen yönetimin kontrolünü ele almıştı. İnönü uygulamaları yer yer 2. Dünya Savaşı koşulları ile izaha çalışılsa da bu millet o yıllarda yaşadığı zulmü unutmadı. İnönü dönemi, Atatürk'ün kurucu felsefesinin devamı gibi gösterilse de hayatın akışı öyle olmadı. Ta ki 1950 seçimlerine kadar!
Ayrıca... Anadolu Kulübün "Encümen-i Daniş" manasındaki rolünden, giderek toplumsal ve siyasal mühendislik faaliyetlerinin merkezine dönüştüğü olaylar da yaşanmadı değil!
Sözün özü...
Müellifinin Ekrem İmamoğlu olduğu, Özgür Özel tarafından sahnelenen bu siyasi piyes, var oluşunu 2024 yerel seçimlerinin sonuçları ile açıklamakta. Gel gör ki... O sonuç, "konjonktürel miydi yoksa kalıcı başarı mıydı?" Henüz tam olarak bilinmiyor. Neden? Çünkü, siyasi sağlaması yapılmadı. İşte bu gerekçelerle diyoruz ki...
Yeni Parti hele bir yürüsün, hem boyunun ölçüsünü göreceğiz hem de o yürüyüş biçimi ile menzile varıp varamayacaklarını!