22 Eylül 2026… BM'nin 81. Genel Kurul Oturumu gerçekleşecek. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da küresel sistemdeki adaletsizliğe dikkati çektiği, aynı zamanda çözüm önerileri de sunduğu, "manifesto" niteliğinde bir konuşma daha yapacak.
Kapsamlı analize başlamadan önce, gelin önce şu cümleleri birlikte okuyalım:
BM Güvenlik Konseyi, jeopolitik bölünmeler nedeniyle fiilen felç oldu.
Güvenlik Konseyi'nde yapısal reform kaçınılmaz hale geldi.
Küresel sistemdeki büyük güçlerin kendi iradelerini dayatmaya çalışması, felaketle sonuçlanan maceralara yol açtı.
Büyük güçlerin bölünmüşlüğü yüzünden BM Güvenlik Konseyi, "Ukrayna, Gazze ve Sudan" gibi krizlerde tam bir kapasite eksikliği yaşadı.
Güvenlik Konseyi'nin yetersizliği, orta ölçekli bazı devletleri bölgesel çatışmalarda cesaretlendirdi.
Konsey'in mevcut yapısı; bugünün dünyasını değil, 2. Dünya Savaşı sonrasındaki güç dengelerini yansıttığı için BM'nin ve Güvenlik Konseyi'nin meşruiyeti zedelendi.
Bu tablonun doğal sonucu olarak…
Düşüncesizce yıkımın ve amansız insani acıların yaşandığı bir çağa girdik.
BM'nin de içinde bulunduğu uluslararası düzen; "güven, temsil, hukuk ve kriz çözme" yetkinliği bakımından aşındı.
Güvenlik Konseyi'nden dünya finans sistemine kadar çok taraflı kurumlar mevcut sorunların gerisinde kaldı.
Uluslararası hukuk ve insan hakları, "küresel cezasızlık" nedeniyle çok sık ihlal edildi.
Bu sözlerin her biri, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın özellikle 2014 yılından itibaren BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmaların adeta iz düşümü.
Yukarıdaki tespitlerin sahibinin (görev süresi yıl sonunda dolacak olan) BM Genel Sekreteri António Guterres olması ayrıca önemli.
Zira Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM'nin 69. Genel Kurulu'ndaki (2014 yılı) "Dünya, 5'ten Büyüktür" çıkışından itibaren her fırsatta "Daha Adil Bir dünya Mümkün" tezini işledi. BM Genel Kurulu'nun 71. Oturumu (2016 yılı) veya 75. Oturumu (2020 yılı) konuşmaları Güvenlik Konseyi'nin reforme edilmesi, daha adaletli ve dengeli bir yapıya kavuşması, hesap verebilir olması üzerine kuruldu.
***
"ZİHNİ TESLİMİYET" UYARISI!
Söz, BM'den açılmışken, sıcak bir gündemle devam edelim…
Tarih, 23 Eylül 2025. Bu kez BM 80. Genel Kurulu… Cumhurbaşkanı Erdoğan kürsüde… Jeopolitik riskler ve uluslararası örgütlerde çok taraflılığın korunmasına dair başlıklara değindikten sonra, BM zemininde bir liderin "ilk kez dile getirdiği" konuları da dünya kamuoyunun ilgisine sunuyor.
Ailenin tehdit altında olduğunu ve aileyi savunmanın insanlığı ve geleceği savunmak anlamına geldiğini söylüyor.
Yapay zekânın insanlığın yararına kullanılması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye'nin, "Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi" hazırladığını ve bunu onaya açacağını açıklıyor. Ki 13 maddelik bu sözleşme, Türkiye çapında ciddi taraftar buldu. Ve şimdi global arenada farkındalık oluşturulmasına çalışılıyor.
Erdoğan'ın haklı kaygısını, bilimsel araştırmalar da doğruluyor.
İşte size, çok çarpıcı bir örnek: (Steven Shaw/University of Pennsylvania)
"Yapay Zekâ, öğrencilerde 'bilişsel teslimiyete' yol açıyor!"
Öğrenci, ödevi veya soruyu kendisi çözmek yerine doğrudan Yapay Zeka'ya yaptırıyor.
Yapay Zeka'nın verdiği cevabı sorgulamadan kabul ediyor.
Zor bir problemi çözmeye çalışmak yerine "Yapay Zeka zaten hallediyor" yaklaşımı geliştiriyor.
Böylece, "Daha hızlı tamamlama, daha az öğrenme" döngüsüne giriyor!
Haliyle, "Bilişsel Teslimiyet"; "eleştirel düşünme, hatadan öğrenme ve bağımsız problem çözme becerilerini zayıflatıyor!"
NOT
Bugün, 19 Eylül "Gaziler Günü"… Başta, Kıbrıs Gazisi merhum Babam Cemil MÜDERRİSOĞLU olmak üzere ebediyete irtihal eden tüm gazilerimize Allah'tan rahmet, hayatta olanlara sağlıklı, hayırlı ömürler diliyorum. Haklarınız ödenmez!