BM Genel Kurulu tıklım tıklım. ABD Başkanı konuşuyor. Trump, bildiğimiz Trump.Önce, icraatları ile övündü. Ekonomi, enerji, istihdam ve ülkenin yeniden güçlenmesi konusunda yönetiminin başarılarını sıraladı. Sonra, küresel sistemin "güncel doktrinini" açıkladı... "Askeri ve ekonomik gücün, barışın aracı olduğunu!" öne sürdü. Ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, uluslararası toplumun kıdemli lideri olarak 16. kez BM kürsüsünde... Tahmin ettiğimiz gibi konuşmasına, "Mazlumlar" diye başladı. Gazze için "Dünyanın en büyük çocuk kabristanı, temerküz kampı" benzetmesi yaptı. "Kalbimle kelamım arasına perde çekmeden konuşacağım" vurgusunun ardına ekledi: "Bu, Tayyip Erdoğan'ın şahsi meselesi değildir. İnsani, vicdani meseledir" diyerek soykırımcı İsrail üzerindeki BM baskısının artmasını istedi. "BM, kan kaybetmeye devam ediyor!" uyarısıyla yetinmedi. "Bir gün herkes insanlığın ortak vicdanına sığınmak zorunda kalacak" diyerek genel kurul salonundaki delegeleri derinden sarstı. İtibarlı ve güven veren BM için çarpıcı kriterlerini sıraladı:
Gazze'de çocukların özgürce uçan uçurtmaları gördüğü bir dünya,
Uzakdoğu'da emekçilerin vahşi kapitalizmle sömürülmediği bir dünya,
Afrikalıların müreffeh toplumlar gibi geleceklerine umutla baktığı bir dünya! Ve nihayet..."Tekno kutuplaşmaya ve dijital hegemonyaya karşı duyarlı bir dünya" Erdoğan, BM'ye hitabında geniş bir vizyonla dünya turu da attı. "Kıbrıs, AB, Suriye, Irak, Libya, Kafkasya, Türk Devletleri Teşkilatı, Afrika, Yeniden Asya, Latin Amerika, Karayiplere" ayrı ayrı değindi. COP-31 Antalya Zirvesi'ni "İklim Adaleti" üzerine kurdu. Günde, 2 milyar ton gıdanın israfına dikkati çekip, küresel gıda güvenliği adına Mehdi Eker'in BM Gıda Teşkilatı direktör adaylığına destek istedi. "Aileyi koruma, dezenformasyona karşı hakikati savunma, yapay zekâ için uluslararası ortak çerçeve oluşturma..." mesajlarını yine bir Erdoğan klasiği ile tamamladı: "Rabbim ömür verdikçe bu kürsüden mazlumların sesi olmaya devam edeceğim! Gerekirse bedel öderiz ama susmayız!"