Türkiye'nin en iyi haber sitesi

NEBİ MİŞ

Kısa vadede kalıcı bir barış ne kadar mümkün?

Sesli dinlemek için tıklayınız.

ABD Başkanı Trump, savaşın 24. gününde İran ile "savaşı sonlandırmak için görüşme hâlinde olunduğunu" belirtti. Sürecin "verimli" ilerlediğini söyledi. Ayrıca, ABD'nin İran'ın enerji altyapısına yönelik saldırılarını beş gün erteleyeceğini duyurdu. İran tarafı ise görüşmeleri yalanladı. Parlamento başkanı açıklamayı, "ABD ve İsrail'in sıkıştığı bataklıktan çıkmak için kullandığı bir araç" olarak nitelendirdi. Ancak aynı açıklamada, "Bazı dost ülkeler üzerinden ABD'den mesajlar aldık" denilerek müzakereye kapı tamamen kapatılmadı. Bu çelişkili açıklamalar ne anlama geliyor, kısa sürede kalıcı bir barış ne kadar mümkündür, madde madde sıralayalım:
1. ABD açısından dört ihtimalden bahsetmek mümkün. İlki, başta öngördüğü gibi gitmeyen savaşta Trump, pragmatik bir çıkış arayışında. Trump'a destek verenler dâhil, Amerikan kamuoyu savaşın kontrolden çıktığına inanmaya başladı. MAGA'cılar içinde bile çatlak derinleşiyor. Ancak Trump'ın "kazandım" diyebileceği bir tablo henüz oluşmuş değil.
İkinci ihtimal, bunun bir diplomatik aldatmaca olmasıdır. Daha önceki müzakere süreçlerinde olduğu gibi, bu açıklamalar sahaya yeni tahkimatların ulaşması için zaman kazanmaya yönelik bir oyalama taktiği olabilir.
Üçüncü olarak, finans ve petrol piyasalarının yükselmesini durdurmak için daha önceki manipülatif açıklamalarının bir benzeri olabilir.
Dördüncüsü, İsrail'in savaşı devam ettirme baskısı sürüyor. Bu beş günlük sürede Trump, İran ile İsrail'i baş başa bırakarak, savaşın süresini kısaltmak ve müzakere ortamının oluşmasını sağlamak istemiş olabilir. Tek başına İran karşısında İsrail'in maliyeti artacağı için müzakere konusunda daha fazla ayak direyemeyecektir.
2. İran'ın görüşmeleri yalanlamasının iki nedeni olabilir. İlki, rehber dâhil üst düzey kayıpların yaşandığı bir savaşta, ABD ile müzakere yapanlara karşı belirli kesimlerden ihanet suçlaması gelebilir. Bu da içerdeki konsolidasyonu gevşetebilir.
İkinci neden, derin güvensizliktir. Önceki müzakere süreçlerinde ABD'nin bu süreci oyalama ve taktiksel kazanç için kullanmış olması, İran'da diplomasiye karşı ciddi bir şüphe oluşturmuştur. Bu güven bunalımının bir sonucu olarak, müzakereler belirli bir somut aşamaya gelmeden İran görüşmeleri yalanlamaya devam edecektir. İran, mevcut durumda kendisini savaş öncesine göre daha güçlü görmektedir. Bu nedenle Hürmüz Boğazı'nın statüsü, savaş tazminatı, saldırmama garantisi ve füze kapasitesi gibi başlıklarda maksimalist ön şartlarla masaya oturacaktır. Bu da kalıcı barışı zorlaştıracaktır.
3. İsrail; savaşın, çatışmanın, bölgesel kaos ve istikrarsızlığın derinleşmesi ve devamından yanadır. Teolojik hedeflerine ulaşmada ve yayılmacı politikalarında bunu elverişli bir ortam olarak görmektedir. Şu anda İran'la savaş devam ederken, Lübnan'ın belirli bölgelerini insansızlaştırarak Batı Şeria'daki işgalci yerleşim modelini Lübnan'a taşımak istemektedir. Lübnan-Suriye hattında işgal ettiği bölgeleri birleştirmenin planını yapmaktadır. Ayrıca, İran'ın Körfez ülkelerini bombalamasının devamını istemektedir. Suriye, Irak ve Lübnan gibi güçsüz ve istikrasız ülke modellerinin bir benzerinin Körfez ülkelerinde yaşanmasını beklemektedir. Körfez ülkelerinin on yıllardır kurmaya çalıştığı ekonomik modelin çökmesini ve bu devletlerin daha fazla zayıflamasını kendi çıkarına görmektedir. İran karşıtlığının yükselmesiyle, bu ülkelerin güvenlik arayışında ABDİsrail blokuna mecbur kalmasını istemektedir. Böylece savaş sonrasında İbrahim Anlaşmaları'nın daha kolay hayata geçirilmesini hedeflemektedir. Bu zaviyeden bakıldığında İsrail, barış görüşmelerini her türlü sabote edecektir.
4. Savaştan Körfez ülkeleri büyük zarar görmüştür. ABD, maliyetin bir kısmının bu ülkelere yükleyecektir. Şimdiden Körfez ülkelerine 23 milyar dolarlık silah anlaşmasını dayatmıştır. Körfez ülkeleri, savaşın seyriyle ilgili ikiye bölünmüş durumdadır. Katar ve Kuveyt gibi ülkeler savaşın bir an önce sonlanmasını isterken, BAE'den yapılan açıklamalara bakıldığında, savaşın bu şekilde bitmesi durumunda İran'ın bölgeye yönelik baskısını ve saldırganlığını artıracağı düşüncesi öne çıkmaktadır. Suudi Arabistan'ın bu süreçte ABD'ye daha fazla yaklaştığı görülmektedir. İsrail, Umman'ın savaşın içine daha fazla çekilerek İran'dan kalıcı olarak uzaklaşmasını istemektedir.
5. Türkiye, Mısır ve Pakistan gibi ülkeler, savaşın daha fazla bölgeselleşmeden sona ermesi için diplomatik kanalların açılması yönünde çaba göstermektedir. İran, arabuluculuğuna tamamen kapalı olmasa da müzakerelerin Türkiye'de yapılmasına mesafeli yaklaşacaktır.
Tüm bu açılardan bakıldığında diplomasinin işletilerek müzakerelerin olumlu sonuçlanması ve kalıcı bir barışa ulaşmak beklenildiğinden daha zor olacaktır. Savaşı başlatmanın kolay, sonlandırmanın ne kadar zor olduğu bir kez daha deneyimlenecektir.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.