Türkiye'nin en iyi haber sitesi
NURULLAH GÜR

Ateşe benzin döküyorlar

Gelişmiş ülke merkez bankaları salgından önce faiz silahıyla enflasyonu arttırmayı neden başaramadılarsa, bugün de tek başına faizi arttırarak enflasyonu yenemezler. Para politikası sihirli bir değnek değil...

Küresel ekonomi adım adım stagflasyona doğru ilerliyor. Bir tarafta yüksek enflasyon, diğer tarafta aksayan ekonomik büyüme. Savaş ve dengesiz politikalar küresel ekonomiyi böylesi bir riske maruz bırakıyor. Yüksek enerji fiyatları, küresel ekonominin dengesini bozan unsurların başında geliyor. Salgın çıkışında artmaya başlayan enerji fiyatları, Rusya- Ukrayna savaşının ardından uçuşa geçti. Küresel ekonominin yavaşlama emareleri göstermesi sonrasında ise petrol fiyatları 125 dolardan 83'e kadar inmişti. Bu geri çekilme, petrol üreticilerini rahatsız etti. Bu hafta toplanan petrol karteli OPEC+, arz kısıntısına gitti. Kendilerince fiyatlardaki dalgalanmayı istikrara kavuşturmak adına günlük petrol üretimlerini 2 milyon azaltma kararı verdiler. Bu rakam toplam küresel petrol üretiminin yüzde 2'sine karşılık geliyor. Karar sonrası petrol fiyatı 98 dolara yaklaştı. Enflasyonu iyice körükleyecek, artan üretim maliyetlerinden dolayı sanayiyi zorlayacak bir gelişme.

FAİZ TEK BAŞINA ÇÖZÜM DEĞİL
Küresel ekonomiyi stagflasyona sürükleyen bir diğer unsur faiz oranları. Merkez bankaları son 40 yılın en sert parasal sıkılaşma döngüsü içerisindeler. Çin ve Türkiye hariç faizi indiren hiçbir G20 ülkesi yok. Japonya Merkez Bankası ise faizi sabit tutuyor. Geriye kalan bütün ülkelerin merkez bankaları faiz arttırıyor. Bunlar arasında küresel ekonomiyi en çok etkileyen aktör Fed. Avustralya ve Brezilya faiz artışında ayaklarını biraz olsun gazdan çektiler. Avrupa Merkez Bankası, faiz artışında temkinli ilerliyor.




Fed ise son sürat faizleri arttırmaya devam ediyor. Enflasyonu dünya genelinde daha çok arz yönlü sorunlar arttırıyor. Arz sorunlarında liste uzun: tedarik zincirlerindeki kırılmalar, aşırı hava olaylarına bağlı olarak düşen rekolte, gübre üretimindeki daralma, enerji fiyatları... Diğer ülkelere kıyasla ABD'de talep koşulları enflasyonu daha fazla besliyor. Kişisel tüketim harcamaları yüksek seyrini sürdürüyor. Amerikalıların salgın döneminden kalan ve halen harcamadıkları 1.5 trilyon dolar ilave tasarruflarının olduğu tahmin ediliyor. Bir taraftan da işsizlik oranı çok düşük ve şirketler halen istihdam edecek eleman arayışı içindeler. Bu koşullar altında Fed, talebin enflasyonu körüklememesi için faiz silahını daha sert kullanıyor. Fed'in sıkı para politikasıyla değer kazanan dolar, küresel ekonominin istikrarı için tehdit oluşturuyor. Küresel piyasalardaki döviz işlemlerinin yüzde 85'i dolar üzerinden yapılıyor. Dolar değer kazanınca her bir ülkenin finans ve döviz piyasaları kendi payına düşen yükü ve acıyı çekmek durumunda kalıyor. Yavaşlayan küresel ekonomi ve yükselen dolar dış borç stoku 10 trilyon dolara yaklaşan düşük ve orta gelirli ülkelerin istikrarını tehdit ediyor. Bu rakama Çin dahil değil. Çin'in tek başına dış borcu 2.7 trilyon dolar. Faizlerdeki artış gelişen ülkelerin büyümesini frenleyince borç ödemelerinde sorunlar baş gösteriyor.

YÜKSELEN FAİZLERE ULUSLARARASI TEPKİ
GÜÇLÜ dolar ve yüksek enerji fiyatlarından oluşan acı karışım, küresel ekonomiyi zehirliyor. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferans'ının (UNCTAD) hesaplamalarına göre, üç ülke hariç (Suudi Arabistan, Arjantin ve Türkiye) geriye kalan tüm G20 ülkeleri gelecek yıl negatif çıktı açığı verecek. Yani potansiyel trendlerinin altında büyüyecekler. Yükselen faizler küresel ekonominin salgın öncesi büyüme trendi yakalamasını engelliyor. Uluslararası ticaret tarafı da parlak değil.




Dünya Ticaret Örgütü (WTO), gelecek yıl için mal ticaretindeki büyüme beklentisini yüzde 3.4'ten yüzde 1'e indirdi. Tablo bu denli kötüleşince uluslararası kurumlardan merkez bankalarının sıkı para politikalarına yönelik eleştiriler yükselmeye başladı. IMF, WTO ve UNCTAD para politikasını aşırı sıkılaştırma serüvenine girmemeleri gerektiği noktasında özellikle gelişmiş ülke merkez bankalarına uyarılarda bulunuyorlar. Faizleri aşırı arttırmanın enflasyonu yeterince düşüremeyeceğine, iktisadi faaliyeti ise tehlikeye sokacağına vurgu yapıyorlar. Önerileri daha dengeli ve ihtiyatlı bir para politikası duruşu. Enflasyonu kırıp dökmeden çözmenin yolu arz ve gelir dağılımı kaynaklı problemlerini çözmekten geçiyor. Piyasalardaki rekabeti engelleyici uygulamalarla mücadele etmek, yenilenebilir enerji yatırımlarını arttırmak, küresel üretim üstlerini çeşitlendirerek tedarik zincirlerine yönelik riskleri daha sağlıklı biçimde yönetmek, tarımsal verimliği arttıracak projeleri desteklemek, aşırı kâr yapan enerji şirketlerinden daha fazla vergi alarak biriken kamu gelirlerini vatandaşların enerji faturalarını hafifletmek için kullanmak...

İHALE MERKEZ BANKALARI'NA KALIYOR
BU politika önerilerin bazıları orta ve uzun vadeye yönelik. Bazılarını hayata geçirmek için ciddi bir siyasi irade ve güçlü liderlik gerekiyor. Bu ikisinin şu dönemde gelişmiş ülkelerin hiçbirinde olmadığını biliyoruz. Bu reformlar ve politikalar meşakkatli olduğundan dünya genelinde siyasetçilerin ekseriyeti bu yolda elini taşın altına sokmaktan çekiniyor. Durum böyle olunca ihale merkez bankalarına kalıyor. Üzerlerine haddinden fazla yük biniyor. Onlar da ellerindeki en etkili silah olduklarını düşündükleri faize yükleniyorlar. Bu yöntemle en azından piyasaların gazını almaya çalışıyorlar. İklim değişikliği, savaş, gelir adaletsizliği gibi sorunların cirit attığı ortamda Milton Friedman'ın "enflasyon her zaman ve her yerde parasal bir olgudur" argümanı boşa çıkıyor. Gelişmiş ülke merkez bankaları salgından önce faiz silahıyla enflasyonu arttırmayı neden başaramadılarsa, bugün de tek başına faizi arttırarak enflasyonu yenemezler. Para politikası tabi ki enflasyonla mücadelede kullanılması gereken bir yöntemdir. Buna şüphe yok. Ama onu sihirli bir değnek olarak görmemek lazım. Arz ve gelir dağılımına yönelik yapısal problemleri çözmeden, ekonominin dışında gelişen dış şokları yumuşatmadan sürekli para politikasına abanarak enflasyonun üstesinden düzgün biçimde gelemezsiniz. Enflasyonu düşürseniz de bunu ancak yakıp yıkarak, faturayı sıradan vatandaşa ödeterek yaparsınız. Bu dengesiz tercih de daha büyük ekonomik, sosyal ve siyasi sorunlara zemin hazırlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA