Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Enflasyonla topyekûn mücadelede herkesin her kesimin bu külfeti omuzlamasıyla kalıcı başarı sağlanabileceğini biliyoruz. Kayıp Yıllar olan 1990'larda bunu gördük. Külfeti bir ötekine devretme kurnazlığı, başarı getirmemişti.
Bugün geldiğimiz noktada marketler, külfetin yanı sıra "yüksek kâr" güdüsüyle bir yandan enflasyonu körüklüyor diğer yandan "halkı sömürüyor." Hal böyle olunca, marketlerin "fedakârlık" anlayışı; "feda" vatandaşa, "kâr" ise kendi paylarına düşüyor.
Üreticiden 4-6 ay vadeyle domatesi alıp 24 saatte nakde çevirirsen ne yapmış olursun? Fahiş fiyat farkı bir yana, paradan para kazanma benzeri; domatesle repo yapmış, haksız kazanç sağlamış olursun.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "halkı sömüren" diye tanımladığı ve "izin vermeyiz" dediği fırsatçılığın organize örgütü marketlerden ve fahiş etiketlerle suç mahalli haline gelmiş süpermarket raflarından söz ediyoruz.
Soru şudur; marketinde anında nakde dönüştürdüğün domatesin parasını üreticiye neden 4 ayda ödüyorsun? Ya da tersinden soralım; üreticiden 120 gün vadeyle aldığın ürünü anında nakde dönüştürürken bir yandan fahiş kâr diğer yanda vade farkından kazanmak nasıl bir ahlaki tutumdur?
Serbest piyasada ahlaki tutumdan söz edemez miyiz? Üreticisi tedarikçisi mağdur edilmiş bir ortamda marketlerin bu "etiket terörü" daha kaç endeks faciası yaşatacaktır gıda enflasyonuna?
Önerim net; nakit çalışan market, üreticiye de peşin ödesin. Kamu, belediyeler veya gıda komitesi, bu süreci izlesin. Bilgi ve iletişim teknolojileri ile izlenecek süreçte üretici korunmuş, kayıt dışı giderilmiş, enflasyon indirilmiş olacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN