Türkiye'nin en iyi haber sitesi

AK Parti, 10'uncu iktidar yılına denk düşen günlerde Ankara Kızılcahamam'da iki günlük bir kamp yaptı. Kızılcahamam toplantıları ilk kez yapılmıyordu ama bu toplantıyı diğerlerinden ayıran ilkler vardı.
İlk kez Numan Kurtulmuş, Süleyman Soylu ve Osman Can gibi yeni isimler ve arkadaşları böyle bir toplantıya katılıyordu.
Bir anlamda ilk kaynaşma adımıydı. İlk kez AK Parti'de üç dönem görev yapanlar gidecek, yeniler gelecekti. Ve ilk kez Kürt meselesi eksenli güvenlikçi politikaları savunanlarla karşı çıkanlar bir aradaydı.
En dikkat çekici nokta ise AK Parti'nin yeni siyasi aktörlerle takviye edilmesine eskilerin nasıl tepki vereceğiydi.
Kurtulmuş, Soylu ve Can'ın eski AK Partililerle ilişkisine bakınca henüz işin başında olunmasına rağmen hızlı bir kabullenme var. Bunda kuşkusuz Başbakan Erdoğan gibi güçlü bir liderin kararlılığı kadar yeni siyasi aktörlerin AK Parti'yle uyuma hazır olmaları da etkili...
Siyaset bir anlamda "kurtlar sofrası" ama o "sofra" doğru yönetilince sorun da en aza iniyordu.
Kızılcahamam'ı asıl ilginç kılansa parti içi eleştiri zeminini yaratması... Basına kapalı yapılmasının nedeni de bu.
Bu pencereden bakınca dışarıdan görünenlerin aksine çok sesli bir AK Parti'den söz etmek mümkün.
Özellikle de Kürt meselesinde biraz da gerilim yaratan ciddi tartışmaların yaşanması yeni siyasetin nasıl seyredeceğini gösteriyor.
Kızılcahamam'daki istişare toplantılarına da bu tartışma damgasını vurdu. Ardahan Milletvekili Orhan Atalay'ın, AK Parti'nin milliyetçi söylemlerinden rahatsız olduğunu dile getirmesine bizzat Başbakan Erdoğan cevap verdi.
Tabii tartışma sadece bu söylem üzerinden yürümedi, Doğu ve Güneydoğu'dan birkaç milletvekili de yaşadıkları sıkıntıları dile getirdi. Galip Ensarioğlu, bölge halkıyla yakın ilişki kurulmasını, konuşulmasını isterken, Ağrı Milletvekilleri Ekrem Çelebi ve Fatma Kotan ise bölge milletvekilleriyle bir toplantı yapılmasını önerdi.
Başbakan Erdoğan'ın bunlara cevabı ise kısa oldu: "Önümüzdeki haftalarda neden olmasın."
Ancak Erdoğan da ısrarla milletvekillerine yönelik şu eleştirileri dile getirdi: "Milletvekillerimiz o bölgede yaptıklarımızı yeterince anlatmıyor."
Sayısı az da olsa Kürt milletvekilinin eleştirileri, Başbakan'ın onlara sitemi aslında bölgede yaşanan sıkışmayı işaret ediyor.
Bu durum bana, bir süre önce konuştuğum Diyarbakırlı bir AK Partilinin şu sözlerini hatırlattı: "AK Parti olarak bölgede biraz sessizleştik.
Halkın tanıdığı güçlü siyasi aktörler olmayınca ve kimse konuşamayınca meydan tamamen BDP'ye kaldı.
"
Bu toplantıda tüzükteki dördüncü dönem yasağı da gündeme geldi. Ancak Başbakan Erdoğan'ın ısrarı tartışmaya son noktayı koydu.
Kızılcahamam toplantılarının ilgi gören bir ismi de soru-cevap kısmındaki çıkışıyla dikkat çeken Doç. Dr. Osman Can oldu.
Başbakan Erdoğan'ın süre sınırlaması koymadığı Can, soru sormadı ama anayasanın nasıl yapılması gerektiğinden terör suçuyla ilgili yasal düzenlemelerin neden yapılmadığına kadar, bir dizi konuda görüşlerini açıkladı.
Bir AK Parti milletvekili Osman Can'ın çıkışını şöyle yorumluyordu: "Can'ın konuşması ufuk açıcıydı, güven verdi."
Kızılcahamam toplantıları Batı'daki siyasi partilerin iki, üç hatta dört gün süren kongrelerinin bir versiyonu gibi. Parti yönetimiyle milletvekillerinin bir araya gelerek birçok şeyi tartışması, sonucu kısa sürede değiştirmese de iz bırakıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN