Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MAHMUT ÖVÜR

Avrupa’nın çıkmazı

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Avrupa Parlamentosu (AP) seçim sonuçları sadece Avrupa'nın değil dünyanın derin bir siyasi sancı yaşadığını gösteriyor. Çünkü dünya henüz ekonomiden sosyal hayata her şeyin hızla değiştiği, üretim ilişkilerinin dijitalleştiği bir süreci yönetebilecek bir siyaset üretebilmiş değil. Mevcut küresel sistem SOS veriyor. O sistemin son yürütücüsü ABD her alanda geriliyor, etkin olduğu BM gibi bütün küresel kurumlar işlevsiz hâle geldi. Daha vahimi, ABD'nin başını çektiği Batı Bloku'nu ahlaki üstünlüğe taşıyan bütün insani ve demokratik değerler yerle bir edildi.
Ukrayna-Rusya savaşında ipuçlarını gördüğümüz bu ahlaki çöküş, Gazze'deki küresel soykırımla dip yaptı ve artık taşınamaz noktaya geldi. Dünya derin bir "insanlık krizi"yle karşı karşıya.
Bütün bunlar da yeni ortaya çıkmış değil, sömürgeci ve emperyalist Batı ne ürettiği refahı paylaştı ne de demokratik değerleri... Tam tersine son 30-40 yılda İslam düşmanlığı ve göç karşıtı siyasetiyle bütün değerlerini ayaklar altına aldı.
Küresel dinamizmin kaydığı Doğu da henüz bu düşüşe yeni ve cazip bir alternatif sunabilmiş değil.
Avrupa Parlamentosu seçimleri böyle küresel bir altüst oluş zemininde yapıldı. Zaten uzun zamandır Avrupa'daki sağ ve sol merkez partiler yeni dönemi kavrayan siyaset üretmekte zorlanıyor. Özellikle de sosyal demokratlar... Almanya'da Sosyal Demokrat Parti (SPD) son seçimde yüzde 12'ye kadar düştü. Ukrayna ve İsrail'de ABD siyasetine teslim olan sosyal demokrat Olof Scholz siyasetinin sonu bu... Aynı son Yeşiller Partisi'ni de bekliyor.
Ama en dramatik düşüşü "küreselci" Macron yaşadı. Avrupa için tehlike çanlarının çaldığını sık sık seslendiren Macron, ne yazık ki kendi partisinin geleceğini öngöremedi.
Son seçimlerde Fransa'nın aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi (RN) yüzde 31.50'lik oy oranıyla açık ara ilk sırada yer alırken, Macron'un partisi Rönesans ancak yüzde 15.2'lik oy oranıyla ikinci olabildi. Haziran sonunda seçim var.
Aslında aşırı sağ partiler sadece Fransa'da değil birçok Avrupa ülkesinde yükselişte ve yaşlı kıtayı sallıyor. Küresel dönemi anlayacak yeni siyaset üretemeyen Avrupa, ürettiği İslam düşmanlığı ve göçmen karşıtlığının bedelini "ırkçılığın" yükselmesiyle ödüyor. Bir anlamda ektiğini biçiyor.
Yaşlı kıtanın tek tesellisi ise başta Almanya olmak üzere Hıristiyan Demokratların hâlâ birinci sırada olmaları... Eğer yaşlı kıtanın muhafazakârları da İslam düşmanlığını ve göçmen karşıtlığını terk etmez ve ABD'nin dayatmaları karşısında yeni siyaset üretmezlerse ömürleri bir sonraki seçime kadar sürer, o kadar.

***

'MUHACİRLİK ÖLÜMDEN BETER!'

Avrupa'yı çöküşün eşiğine getiren ırkçılık ve göçmen karşıtlığı düşük düzeyde bile olsa bizde de var.
Çekya'nın başkenti Prag'da Türkçe'nin en büyük şairlerinden Nâzım Hikmet'in oturduğu, memleket hasreti çektiği ve şiirlerini yazdığı kafeye giderken aklımın bir yerinde "göçmen olmak" meselesi de vardı. Daha kahveye adımınızı atar atmaz o göçmenlerden biri olan Nâzım, sizi yüzündeki gurbet acısı fotoğrafıyla karşılıyor. Bakın yüzündeki o acıyı, Çek dostu yazar Vitezslav Nezval'e seslenen şiirinde "Muhacirlik ölümden beter" dizeleriyle nasıl dile getiriyor:
"Bir başka şehrin hasretiyle yüklü araba,
Arabacı ben.
Pırağ'da Yahudi mezarlığında sessiz soluksuz ölüm.
Ah gülüm, ah gülüm,
Muhacirlik ölümden beter..."
O kahvede oturup Nâzım'ı hatırlarken, onu içeri tıkanların bugün "muhacirlere düşman" olmaları hiç şaşırtmıyor ama aynı insanların bu geçmişi unutup Nâzım'ı sahiplenmeleri şaşırtıyor ve acı veriyor. Rahmetli Ahmet Kaya'nın deyimiyle "Bu ne yaman çelişki anne..."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA