Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Libyalı General Halife Belkasım Hafter, 21 yıl boyunca tam da Merkezi Haber Alma Teşkilatı'nın () ana karargâhının bulunduğu Langley Virginia'da yaşadıktan sonra ülkesinde iç karışıklıklar başlar başlamaz 'ya döndü.

ABD'de resmi dokümanlara adını Hafter değil, 'Hifter' olarak yazdırmıştı. Bunun, Hitler ve hatta onun baş kurmayı Himler'in adını çağrıştırması anlamlı bir rastlantıdır.

Buraya, 1990 yılında Çad'da savaş esaretinden kurtarıldıktan sonra Kenya'ya götürülmesinin ertesinde getirilmişti. 'Spartalı' muamelesi gören 300 askeriyle birlikte… CIA, Hafter ve askerlerini göçmen programı kapsamında ABD'ye götürdü. Hafter, ABD'de iken ülkesinde gıyabında yargılandı ve Libya halkına karşı suç işlemekten ölüme mahkûm edildi. Ancak bu ceza, bugüne dek infaz edilemedi.

En üst seviyede CIA korumasına girene kadar Hafter, Kenya'da geçici oturum almıştı. CIA ve Kenya deyince akla PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan'ın 15 Şubat 1999'da Nairobi'de yakalanıp 'ye teslim edilmesi geliyor. Hafter de en az Öcalan kadar terörist, ne var ki Amerikalılar vaktiyle onu kendi şemsiyeleri altında korumayı yeğlemişlerdi.

Aynı Hafter, ABD'nin Soğuk Savaş yıllarındaki baş hasmı Sovyetler Birliği'nde de üç sene askeri eğitim aldı. 1970'li yılların sonunda… Burada Rusça öğrendi. Elbette 'Ya panimayu paRuski' (Rusça biliyorum) seviyesinin epey ötesinde… Rusça'nın yanı sıra İngilizce, İtalyanca ve de Fransızca'yı konuşabiliyordu. Hem Batı, hem böyle bir adamı kullanmasın da ne yapsın!

Son aylarda adını sık sık duyduğumuz 'i Türkiye kamuoyuna ilk tanıtanlardan biri Libya'da uzun yıllar bulunmuş, bu ülke üzerine çalışan Eyüp Sağcan oldu. denilen süreci ve 'Batı'nın petrolü, 'nun kanı' (Önümüzdeki günlerde Sağcan'ın bu isim de bir kitabı çıkacak) denklemini derinlemesine anlamak için Libya'da kimin kim olduğunu bilmek çok önemliydi. Sağcan, Arap Baharı'nın ilk dönemlerinde (2011-2013 arası) Türkiye'nin Mağrip ve Ortadoğu'dan gelen sermayeye ev sahipliği yaparak büyük bir ekonomik avantaj elde ettiğini, ancak sonra bunun tersine çevrildiğini söylüyor. 2013'ten sonra Kuzey Afrika ve Ortadoğu'dan Türkiye'ye gelen büyük işadamları sürecin Batı lehine çevrilmesiyle ülkemizdeki yatırımlarını geri çekmeye başladılar. Bu süreç 15 Temmuz 2016'ya dek devam etti.

Ardından Ağustos 2016'da Fırat Kalkanı Harekâtıyla başlayan sınır ötesi hamleyle Türkiye, yavaş yavaş bu süreci tersine çevirmeye başladı. Libya'da Birleşmiş Milletler'in (BM) desteklediği meşru (UMH) ile yapılan Deniz Yetki Alanları Anlaşması sonrasında Türkiye'nin UMH'ye verdiği askeri destekle Hafter güçlerini bozguna uğratması bu lehte dönüşümün son tezahürü.

MACRON İÇİN BÜYÜK KAYIP!

Aslında Hafter güçlerinin gerilemesi, ülkemize yönelik bütün ekonomik operasyonların bir rövanşı niteliğinde. Çünkü Doğu Akdeniz'de ekonomik çıkarlarını koruyabilen bir Türkiye, Arap Baharı'ndaki kayıp yılları telafi etmiş olacak.

Buradan basarsak Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un "Türkiye, Libya'da tehlikeli bir oyun oynuyor" demesi boşuna değil. Yıllarca yatırım yaptığı 'Frankofon' (Fransızca konuşan) generalin onca şatafatlı desteğe rağmen geriletilmiş olması Macron için büyük kayıp çünkü.

Paris'in, Hafter'i kayıtsız şartsız desteklediğini dünya âlem biliyor. En başta da kendileri… Fransız devlet radyosu Radio France'ın uluslararası yayın yöneticisi Jean-Marc Four, katıldığı bir programda Fransa'nın, darbeci Hafter milislerine silah temin ettiğine dair birçok ciddi kanıt olduğunu söyledi. Hatta bir adım öteye gitti ve dedi ki, "Fransız diplomasisinin neredeyse gizlemeden Libya'da Hafter'i desteklemesi hukuki olarak sorgulanmalıdır."

Fransa'nın da desteklediği Hafter'in yenilgisi, geçtiğimiz ay milislerinin, ülkenin batısındaki stratejik Vatiyye Üssü'nden çıkarılmasıyla başlamıştı. UMH güçleri, Hafter milislerini bu üsten çıkardıktan sonra başkent Trablus'un güneyinde aralarında Yermük, Hamza ve Tikbali askeri kamplarının da bulunduğu stratejik noktaları teröristlerden arındırmıştı. Bütün bunlar, Türkiye'nin hava savunma şemsiyesi (SİHA'lar) sayesinde olabildi.

Geçtiğimiz yıldan bu yana Trablus'u hedefleyen Hafter güçlerinin, şimdi Kaddafi'nin doğum yeri Sirte ve Cufra'yı kaybetmesine ramak kaldı. UMH, ateşkes için Hafter milislerinin Sirte ve Cufra'dan çekilmesini şart koşuyor.

ULUSLARARASI PROJEYE DÖNÜŞMESİNİN MİLADI

Libya'da istikrarsızlık, iç savaşın başladığı Şubat 2011'den beri devam ediyor.

Libya, bağımsızlığını 1951 yılında kazanmış bir ülke. Bağımsızlıktan sonra İdris ülkenin ilk kralı oldu. 1969'da, ordunun genç subaylarından Muammer Ebu Minyar El-Kaddafi, Kral İdris'e karşı bir darbe yaptı. Yanında Halife Hafter de vardı. Bu darbeyle Libya'da monarşi sona erdirildi ve Libya Arap Cemahiriyesi kuruldu. Hafter'i de Genelkurmay Başkanlığı'na getiren Kaddafi, o dönemden Ekim 2011'deki ölümüne dek ülkeyi 'Yeşil Sosyalizm' adını verdiği bir sistemle yönetti.

7 Kasım 1943 Ecbediye doğumlu Hafter, 1969 darbesinde Muammer Kaddafi'nin iktidara geldiği dönemden 1987'ye kadar Kaddafi'nin yanında çalıştı. Hafter ve komutasındaki askerler 22 Mart 1987'de Ed-Dom Vadisi'nde Çad kuvvetlerine esir düştü. İşte bu olay, Hafter'in bir uluslararası projeye dönüşmesinin de miladı.

Arap Baharı'nın ilk zamanlarında ABD tarafından Bingazi'ye gönderilen Hafter, eskiden yanında olduğu Kaddafi'yi desteklemedi ve savaşın galibinin kim olacağını bir süre bekledikten sonra ABD, Fransa ve Mısır'ın desteğiyle kendini 'sözde kral' ilan etti.

General Hafter'e bağlı Libya Ulusal Ordusu, Libya meşru ordusuna göre daha fazla silahlı güce sahipti. Siyaseten gayrimeşru olsa da düzenli imkânları Hafter'deydi. Globalfirepower'a göre Hafter güçlerinin envanterinde 63 eğitim uçağı, 20 savaş uçağı, 20 saldırı uçağı, 20 askeri helikopter, 7 saldırı helikopteri, 5 kargo uçağı, 530 zırhlı askeri araç, 300 tank, 155 obüs/topçu, 75 mobil fırlatıcı, 1 fırkateyn ve 4 devriye gemisi bulunuyor. Hafter'in 30 bin de askeri var. Hafter güçleri, 2014'ten beri ülkenin doğusunda Tobruk ve önemli limanlarının da olduğu büyük bir alanı kontrolü altında tutuyor.

Mamafih Libya'da halkın yüzde 70'i, Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin kontrolü altında bulunan Trablus ve Misrata gibi büyük şehirlerde mukim. Buna karşın Hafter güçleri ise özellikle petrol ve doğal gaz sahalarının bulunduğu şehirlerin kontrolünü elinde tutuyor. Bu nedenle nüfusun bulunmadığı topraklarda üslenmiş Hafter'in Libya'nın en stratejik bölümlerine sahipmiş gibi gösterilmesi gerçeklerle uyuşmuyor. Bugün eğer Libya'da tarafsız bir seçim olsa UMH, şehirlerdeki ezici nüfus çoğunluğunu elinde bulundurduğu için zafer kazanır. Zira Libya halkının kahir ekseriyeti, Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin yanında.

ABD HAFTER'E SIRTINI DÖNDÜ

ABD, Türkiye'nin Libya'ya müdahalesine kadar Halife Hafter'i destekleme eğilimdeydi, ancak işler değişince Hafter'den desteğini çekti. Akıllıca…

Rusya da Hafter'e sırtına dönmek üzere.

Deniz Yetki Alanları Anlaşması'ndan önce ve anlaşmanın ilk dönemlerinde Rusya'nın Wagner şirketindeki paralı askerler Hafter güçleri lehine çarpışıyordu. Hafter, Wagner'in verdiği hava savunma silahlarını kullanıyordu. Elbette BAE'nin fonlarıyla alınan Çin İHA'larını da… Mısır'daki darbeci Sisi yönetiminin de Hafter'i desteklediği izahtan vareste.

UMH Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac, BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Fransa'yı Hafter'i destekleyerek Libya'nın iç işlerine karışmakla suçlarken haklıydı.

Bu ülkelerin Libya'da istikrarsızlığa yatırım yapmasının sebebi ülkenin, dünyanın en kaliteli petrol yataklarına sahip olması. Sağır sultan bile biliyor ki, Libya da dâhil tekmil 'daki kaosun temel sebebi petrol meselesi zaten. Rastlantı değil, Cumhurbaşkanı 'ın Küresel Mülteci Forumu'nda "Suriye'de ölen çocuklardan kan yerine petrol aksaydı dünya ânında müdahale ederdi" demesi.

Orta Doğu, beşeri medeniyetin kadim beşiği. Hazreti Âdem'in oğullarından Kabil'in, Habil'i öldürdüğü, bir başka deyişle ilk cinayetin işlendiği ve ilk şehidin verildiği günden bu yana sürekli kardeş kavgasının yaşandığı bir coğrafya.

Hafter de bu kardeş kavgasının habis kurmaylarından biri. Bu nedenle Libya'nın, 'potansiyeli en yüksek savaş lordu' olarak nitelendirilen Hafter'in şatafatlı yenilgisi, tüm dünyada gayrimeşru paramiliter yapıları ve terör örgütlerini destekleyenlere iyi bir ders olacak, olmalı…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA