Türkiye'nin en iyi haber sitesi

TİMUR SIRT

Yapay zeka lapası güven krizini büyütüyor

Yapay zekâ ile içerik üretimi kolaylaştı, internet düşük kaliteli paylaşımlarla doldu. “AI slop (Yapay zeka lapası)” adı verilen bu içerik kirliliği, güven sorununu büyütürken sağlık alanında tehlikeli bir boyuta ulaşıyor

Sosyal medya kullanıcıları artık dikkat çekmek için kurgulanan abartılı başlıklardan, "sonuna kadar izle" tuzaklarından ve yapay etkileşim taktiklerinden giderek daha fazla rahatsızlık duyuyor. 2026 yılına ait sektör araştırmaları, bu rahatsızlığın artık bireysel bir şikayet olmaktan çıkıp platformların stratejilerini yeniden şekillendiren küresel bir eğilime dönüştüğünü gösteriyor.
Evet içerik üretimi maliyeti yapay zeka teknolojisiyle düştü ve daha demokratize oldu. Ancak tabloyu daha da ağırlaştıran iki unsur var; düşük kaliteli, seri üretilmiş yapay zeka içeriği artık yaygın adıyla "AI slop" ya da Türkçesiyle "yapay zekâ sosu/kirliliği" ve bu abartı kültürünün en tehlikeli uzantısı olan sağlık alanındaki asılsız, çığırtkan iddialar.

İÇERİK LAPASINDA YOL BULMAK!
AI slop, yapay zekâ tarafından çok hızlı, çok ucuz ve çok büyük miktarlarda üretilen; ancak özgünlüğü, doğruluğu ve estetik değeri düşük içerikleri tanımlamak için kullanılan, çoğunlukla eleştirel bir terimdir. İngilizcedeki "slop" kelimesi, hayvan yemi ya da özensiz hazırlanmış lapa anlamına geliyor. Bu nedenle AI slop, mecazi olarak "yapay zekâ lapası" ya da "özensiz yapay zekâ içeriği" anlamında kullanılıyor. Terim ilk kez 2023'ün sonlarında sosyal medya kullanıcıları arasında yaygınlaşmaya başladı. 2024 ve 2025 yıllarında ise Facebook, Instagram, TikTok, YouTube Shorts, Pinterest, Amazon'daki e-kitaplar ve stok görsel siteleri gibi platformlarda yapay zekâ üretimi içeriklerin adeta patlama yaşamasıyla günlük dile yerleşti. Bunun temel nedeni, yapay zekâ sayesinde daha önce saatler hatta günler süren içerik üretiminin birkaç dakikaya inmesi ve aynı sürede yüzlerce hatta binlerce içerik üretilebilmesiydi.

ALGORİTMALARIN HORMONLU İÇERİKLERİ
AI slop denildiğinde akla genellikle gerçek dışı ve dikkat çekmek için tasarlanmış içerikler gelir. Devasa sebzeler taşıyan insanlar, anatomik hatalar içeren yapay zekâ görselleri, sahte tarih fotoğrafları, doğrulanmamış bilim haberleri, otomatik seslendirmeyle hazırlanmış birbirinin benzeri kısa videolar ya da "Bu gönderiyi paylaşan zengin olacak" gibi etkileşim tuzağı mesajlar bu türün en bilinen örnekleridir. İlk bakışta ilgi çekici görünseler de çoğu zaman doğruluk, özgünlük ve kalite açısından zayıftırlar. AI slop'un bir akıma dönüşmesinin en önemli nedeni sosyal medya algoritmalarıdır. Platformlar, kaliteli içerikten çok kullanıcıların dikkatini çeken, tıklama, izlenme, yorum ve paylaşım alan içerikleri ödüllendiriyor. Yapay zeka sayesinde çok düşük maliyetle binlerce içerik üretilebildiği için birçok kişi "Bin içerikten biri viral olsa yeter" anlayışıyla hareket etmeye başladı. Böylece içerik üretiminde kalite yerine miktarın ön plana çıktığı yeni bir kültür oluştu.

TAKİPÇİ VE MÜŞTERİ KAYBETTİRİYOR
Bu eğilimin arkasında güçlü bir ekonomik motivasyon da bulunuyor. Eskiden bir tasarımcı ya da illüstratör gün içinde birkaç çalışma hazırlayabilirken, bugün yapay zeka araçlarıyla aynı sürede yüzlerce görsel üretmek mümkün. Benzer şekilde Amazon'a binlerce yapay zekâ ile hazırlanmış e-kitap yüklenebiliyor, Etsy'de milyonlarca AI tasarımı satılabiliyor ve tamamen otomatik çalışan YouTube kanalları kurulabiliyor. İçerik üretim maliyetinin neredeyse sıfıra yaklaşması, interneti benzeri görülmemiş bir içerik seliyle doldurdu.
Sorun yalnızca yapay zekâ ile sınırlı değil; klasik abartı taktikleri de geri tepiyor. 14 sektörü kapsayan bir araştırmaya göre, abartılı iddialar ve klasik tık tuzağı başlıklar gücünü kaybederken, 2026 itibarıyla reklam yorgunluğu Instagram ve TikTok'ta takipten çıkmanın bir numaralı nedeni haline geldi. Bu içerik dalgasının büyüklüğü de küçümsenecek gibi değil: Amazon Web Services'in bir araştırmasına göre çevrimiçi içeriklerin yüzde 57'si artık yapay zekâ tarafından üretiliyor ya da çevriliyor; TikTok'ta bir milyardan fazla yapay zekâ videosu bulunuyor ve The Guardian'ın araştırmasına göre YouTube'da en hızlı büyüyen kanalların yaklaşık onda biri tamamen yapay zekâ üretimi videolardan oluşuyor.

KULLANICI ŞİKÂYETLERİNİN BAŞINDA İÇERİK SORUNU GELİYOR
Bu içerik dalgası, kullanıcıların sabrını taşırıyor. Sprout Social'ın 2026 verilerine göre, kullanıcıların yarısından fazlası düşük kaliteli, kitlesel üretilmiş yapay zekâ içeriğiyle "sık" ya da "çok sık" karşılaştığını belirtirken, bu oran en azından ara sıra karşılaşanlarda yüzde 83'e çıkıyor. Markalardan vazgeçmelerini istedikleri tek şeyi soranlara verilen yanıtlarda ise açık ara ilk sırada yapay zekâ kaynaklı içerik yer alıyor:
Kullanıcıların yüzde 28'i, etiketlenmeden paylaşılan yapay zekâ üretimi içerikleri en büyük rahatsızlık kaynağı olarak gösterirken, "sonuna kadar bekle" tarzı kancalar ve algoritmayı kandırmaya yönelik kasıtlı yazım hataları gibi etkileşim tuzağı taktikleri de kullanıcıların yüzde 23'ünü rahatsız ediyor. Bu taktiklere en sert tepkiyi ise bebek patlaması (boomer) kuşağı kullanıcıları veriyor. TÜBİTAK Bilim Genç'in konuya ilişkin değerlendirmesi de bu rahatsızlığın kökenine işaret ediyor:
Gerçekmiş gibi görünen yapay içeriklerin zamanla normalleşmesi, kullanıcıların dijital içeriklere karşı duyarsızlaşmasına, görsel okuryazarlık becerilerinin ve dijital medyaya duyulan güvenin zayıflamasına yol açabiliyor. Uzmanlar ayrıca büyük platformların etkileşim odaklı algoritmalarının, kullanıcıyı ekranda tutmak için düşük maliyetli yapay zekâ videolarını öne çıkarmayı tercih ettiğine dikkat çekiyor.

SAĞLIK ALANINDAKİ TEHDİTLER HIZLA BÜYÜYOR
Abartılı yorumların en yıkıcı sonuç doğurduğu alan ise sağlık. İngiltere'deki East Anglia Üniversitesi'nin, Instagram, TikTok, YouTube, X ve Facebook'ta yayınlanan 5 bin sağlık paylaşımını incelediği geniş kapsamlı bir çalışma, sağlık temalı gönderilerin yüzde 56'sının ya tamamen uydurma ya da bilimsel gerçeklerle taban tabana zıt olduğunu ortaya koydu. Platformlar arasında en sorunlu olanı TikTok: 27 farklı çalışmanın analiz edildiği araştırmada DEHB ile ilgili TikTok videolarında yanlış bilgi oranı yüzde 52'ye, otizmle ilgili videolarda yüzde 41'e ulaşırken, aynı oran YouTube'da ortalama yüzde 22, Facebook'ta ise yüzde 15'in biraz altında kaldı.
Ruh sağlığı içeriklerinde tablo daha da vahim: The Guardian'ın araştırmasına göre TikTok'ta #mentalhealthtips etiketiyle paylaşılan en çok izlenen 100 videodan 52'si en az bir miktar yanlış veya yanıltıcı bilgi içeriyor. Bu abartılı ve bilim dışı sağlık iddiaları rastgele değil, belirli kitleleri daha ağır vuruyor. Bir uzman değerlendirmesine göre Türkiye'de sağlık ve beslenme içerikli hesapları takip eden, buradaki diyet ve detoks kürlerini uygulayan kitlenin yüzde 65'ten fazlasını kadınlar oluşturuyor ve özellikle gebelik döneminde bilgiye ihtiyaç duyan kadınlar aşırı aşı karşıtlığı ya da bilim dışı doğum yöntemleri gibi dezenformasyona erkeklere kıyasla çok daha fazla maruz kalıyor.

ŞEFFAFLIK YENİ BİR REKABET AVANTAJI
Uzmanlar, bu tabloyu tersine çevirmenin yolunun daha fazla değil daha "dürüst" içerik üretmekten geçtiğine dikkat çekiyor. Araştırmacılar, internetin bu yılki en değerli para birimi olarak artık tıklama sayısını değil güveni işaret ediyor: Bir sosyal medya araştırmasına göre marka ile ilgili çevrimiçi konuşmaların yüzde birinden azı doğrudan markaların kendisi tarafından başlatılıyor; geri kalanı kullanıcılar arasında, markanın kontrolü dışında gelişiyor. Habercilik tarafında da benzer bir yaklaşım öne çıkıyor: bazı büyük haber kuruluşları yapay zekâyı röportaj deşifresi, veri özetleme ve dezenformasyon tespiti gibi alanlarda kullanırken nihai anlatıyı insan denetiminde tutarak güven inşa etmeye çalışıyor. Kısacası, abartı ve tuzak taktikleriyle ya da etiketlenmeden paylaşılan yapay zeka içeriğiyle kısa vadeli erişim sağlamak artık eskisi kadar kolay değil; kullanıcılar sabırlarını kaybetmiş durumda ve platformlardan, markalardan, haber kuruluşlarından şeffaflık talep ediyor.

TÜRK TELEKOM'DAN SOSYAL MEDYA OKURYAZARLIĞINA YÖNELİK EĞİTİM
Türk Telekom, dijital okuryazarlıktan yapay zekâya uzanan geniş bir eğitim seferberliğini 2026'da da sürdürüyor. Şirket, yapay zekâdan siber güvenliğe, büyük veriden dijital okuryazarlığa kadar uzanan bu çalışmaları Türk Telekom Akademi çatısı altında yürütüyor.
Genç yeteneklere yönelik "Yapay Zeka Kampı" programı kapsamında online ve yüz yüze eğitim fırsatları, alanında uzman eğitmenler sunuluyor; ilk üç dereceye toplam 200 bin TL ödül veriliyor. Üniversite öğrencileri ve yeni mezunlara açık program, sınav ve mülakat süreçlerinin ardından teknik eğitim ve networking imkânı sağlıyor.
Sosyal fayda odaklı projeler arasında UNDP ve Habitat Derneği ortaklığıyla yürütülen "İnternetle Hayat Kolay" projesi öne çıkıyor. Proje kapsamında gönüllü eğitmenler; teknolojinin tarihsel süreci, dijital okuryazarlık, dijital vatandaşlık, sosyal medya araçları ve internet hukuku gibi konularda eğitim alıyor. 2024 yılında bu proje kapsamında ülke genelinde 15 bin kadına yüz yüze ve çevrim içi dijital okuryazarlık ve dijital pazarlama eğitimi verildi.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA