Türkiye'nin en iyi haber sitesi

CAN ACUN

TACO Trump, Füze Stokları, Maliyet ve Aşınan ABD Caydırıcılığı

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik büyük bir hava saldırısı planlanırken son anda "bölge ülkelerinden gelen talepler doğrultusunda" saldırıları bir kez daha durdurduğunu açıkladı. Bu geri adım diplomasi ve barışa bir şans gibi sunulsa da, aynı senaryonun beşinci kez tekrarını yaşıyoruz. "TACO" (Trump Always Chickens Out) lakabıyla alay konusu haline gelen bu tutum, ABD'nin askeri caydırıcılığını ve kendi lehine İran'ı masaya oturtma kapasitesini derinden sorgulatıyor. Peki Trump kendisine TACO denmesini göze alarak neden bir kez daha geri adım attı? ABD'nin devasa konvansiyonel gücü karşısında, İran nasıl askeri direnç gösterebiliyor? Burada birkaç belirleyici faktör öne çıksa da askeri açıdan değerlendirildiğinde en önemli faktörlerden birisinin ABD ordusunun envanter eksikliği, üretim yetersizlikleri ve maliyetler olduğu görülüyor.

Envanter eksikliği

Savaşın başından itibaren İran, coğrafi derinliğini ve dağların içerisine yerleştirilmiş silolarıyla balistik füze ve kamikaze İHA'ları etkili şekilde kullanmayı başardı. Onlarca farklı yerleşkede, hava saldırılarına karşı korunaklı bu alanlarda, çok sayıda lançer (ateşleyiciler) kullanarak saldırılar yapabiliyor. İran hesaplı bir strateji ile bölgedeki ABD radar üslerini ve hava savunma sistemlerini vurarak füze ve İHA'larının vuruş kabiliyetini artırırken, bir yandan da Rusya'dan ve Çin'den sağladığı komponentlerle yer altı tesislerinde görece yüksek sayıda füze üretmeye devam edebiliyor. İran'ın bu ülkelerden uydu ve istihbarat desteği aldığına yönelik de emareler var.

ABD ise hem bölge üslerini hem de Körfez ülkeleri ile İsrail'i koruyabilmek adına hava savunma sistemlerini kullanmaya çalışıyor. Ancak İran'ın etrafında konuşlu radar sistemlerinin büyük kısmının vurulması ABD'yi daha da zor bir duruma sokarken, Şubat'ta başlayan "Destansı Öfke" (Epic Fury) saldırılarından bu yana ABD ordusu THAAD engelleyicilerinin yaklaşık yüzde 80'ini, Patriot engelleyicilerinin ise yüzde 50'sini tüketmiş durumda. ABD medyasına konuşan envanter değerlendirmesine hâkim iki kaynağa ve çatışma öncesi CSIS tahminlerine (yaklaşık 452 THAAD ve modern varyantlarda 2.200 Patriot) dayanarak geriye kabaca 90 THAAD ve 1.100 Patriot kaldı. Yine bölgede konuşlu destroyer, kruvazörler atılan Aegis + SM-6, SM-3 vb. önleyiciler İran menşeli tehditlerine karşı kullanılırken, bunların sayılarının da ciddi anlamda düştüğü rapor ediliyor.

Aslında, Pentagon yetkilileri basına yaptıkları açıklamalar üzerinden Trump'ı defalarca uyardı: "Bu stoklarla yeni bir tırmanış, ABD üslerinin ve müttefiklerin korunamayacağı bir durum oluşturabilir." Ancak Trump bu uyarıları bir zaafın dışa vurumu olarak görüp, bu sızıntıları yapanları vatana ihanet ettiklerini ve cezalandırılacaklarını söylemekle yetinirken, verilerin aksine ABD'nin yeterli askeri envantere sahip olduğunu iddia ediyor. Ancak beşinci kez büyük bir saldırı tehdidinden cayması hakikatin Trump'ın söylediğinin tam tersi olduğunu gösterir nitelikte. ABD'nin envanter sorunu sadece önleyici füzeler de değil, güdümlü saldırı füzelerinde de ciddi anlamda kendini gösteriyor. Savaş sürecince, Tomahawk'ların neredeyse yarısının harcanması, gemi ve denizaltı filolarının ana vuruş gücünü zayıflattı. Analistler ABD'nin İran'a karşı iki bine yakın güdümlü ve balistik füze kullandığını ifade ediyorlar.

Üretim Yetersizliği

ABD'nin savunma sanayi üretim kapasitesi küresel krizlere karşı çok zayıf yakalanmış görünüyor. Öncelikle dört yıldır devam eden Rusya-Ukrayna savaşı, mevcut envanterin ciddi anlamda tükenmesine neden oldu. Hem ABD hem de NATO'daki müttefikleri Ukrayna'ya Rus balistik ve güdümlü füzelerine karşı çok sayıda Patriot sistemi ve önleyici füzeleri vermek durumda kaldılar. Ancak ABD savunma sanayisinin ilgili ürünlerdeki üretim kapasitesine baktığımızda ciddi bir açık oluşmuş durumda. Şimdi ise İran ile bir türlü bitmeyen yeni bir savaşla yüzleşiyorlar, aylık üretim kapasitesi hâlâ son derece sınırlı: Kabaca 15 yeni Tomahawk ve 20 Patriot üretilebiliyor. THAAD'lar da ise üretim çok ama çok daha düşük. CSIS'in hesaplamalarına göre THAAD envanterini savaş öncesi seviyeye çıkarmak üç yıldan fazla sürecek. Bu tempo, İran'ın ürettiği yüzlerce balistik füze ve Şahid tipi kamikaze İHA'lara karşı sürdürülebilir değil. Şimdi Trump yeni savunma anlaşmalarıyla kritik ürünlerin üretim kapasitesini hızla artırmaya çalışıyor. Savaş Bakanlığı L3 Harris, Raytheon ve Lockheed Martin gibi şirketlerle büyük ölçekli anlaşmalar imzaladı. Ancak bu üretim artışları ciddi yatırıma ihtiyaç duyuyor ve elbette zaman alacak. Ukrayna'yla Patriot'ların Almanya ve Ukrayna'da üretilmesi için lisans görüşmeleri de sürüyor.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), dünyanın farklı noktalarındaki askeri stoklarından sevkiyat yaparak cephanesini yenilemeye çalışıyor, daha önce Güney Kore'den THAAD radarları ve ateşleyicileri ile önleyici füzeler Ortadoğu'ya nakledilmişti ancak bu sürdürülebilir bir hareket tarzı değil. Çin karşısında ABD ve ilgili müttefiklerini de zayıflatacak bir gelişme.

İran tarafı da elbette boş durmuyor. Balistik füze ve kamikaze İHA üretimi, önleyici füzelerden çok daha hızlı ve ucuz. Şahab 2-3, Kadir/Emad, Sejjil, HürremŞahr, Fettah ve Hacı Kasım gibi sistemler; hem katı hem sıvı yakıt sistemleriyle hız/vuruş/etki kapasiteleriyle gittikçe öne çıkarlarken, İran ateşkes dönemini bu füzelerin üretimlerini hızlandırmak için fırsat olarak kullanıyor. Şahid ailesi kamikaze İHA'ları ise 40-50 kg savaş başlığıyla 1.500-2.000 km menzile ulaşıyor. Yemen'deki Husiler ve Irak'taki Şii milisler aynı kapasiteyi bölgesel saldırılarda kullanıyor: Yenbu'da vurulan rafineriler ve Bab el-Mendeb'de gemi batırma iddiaları bunun kanıtı. ABD'nin uzun menzilli vuruş gücünde de eksilme söz konusu. ATACMS ve PrSM'ler savaş boyunca yoğun olarak kullanıldı ve ne kadar hızla yenilebildiklerine dair soru işaretleri söz konusu. Vaşington Post kaynaklı güncel bir haber analiz ise İran çatışmasının ilk haftalarında ABD'nin bin 300'den fazla ATACMS taktik balistik füze ateşlediğini bildiriyor. Gazetede adı açıklanmayan ABD yetkililerinin aktardığına göre, bu yoğun kullanım ATACMS stoklarını "temel olarak" tüketmiş durumda.

Nihayetinde ABD'nin devasa konvansiyonel gücü, sınırlı sayıda yüksek maliyetli engelleyiciye bağımlı kaldığında İran'ın kitlesel, ucuz ve hızlı üretilen balistik füze-İHA kombinasyonu karşısında zorlanıyor. Yine üretim kısıtı olan güdümlü ve balistik füzeler, vuruş gücünüzü ciddi anlamda erozyona uğratıyor.

Maliyet

ABD'nin İran karşısında saldırı ve savunma araçları bağlamında kullandığı sofistike ve pahalı sistemler maliyet hesabını da gündeme getiriyor ve stok erimesi kadar çarpıcı bir fotoğraf ortaya çıkarıyor. Her bir THAAD engelleyici yaklaşık 15,5 milyon dolara mal olurken, modern Patriot varyantları 3-4 milyon dolar seviyesinde. Denizden atılan SM-6, SM-3 Block IB, SM-3 Block IIA gibi füzeler de sırasıyla, 4, 10, 20 milyon dolar seviyesinde bir üretim maliyetine sahipler. İran'ın bir balistik füzesine karşı zaman zaman bu önleyici füzelerde birkaç tane kullanmak zorunda kalınabiliyor. ATACMS ve PrSM gibi uzun menzilli saldırı mühimmatları da adet başına 1 milyon doların üzerinde.

Sonuç

ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü askeri operasyon saldırıların faturası gittikçe kabarıyor. ABD, İran'a çok yakın konumda olan ve görece savunmasız kalan üslerini boşaltıyor. Erbil'den Patriot bataryalarının Ürdün'e çekilmesi, Kuveyt ve Bahreyn'deki askeri varlığını azaltmak durumunda kalması bu zorluğun somut göstergesi. Bu durum, yalnızca Orta Doğu'daki dengeyi değil, ABD'nin küresel caydırıcılık algısını da sarsıyor. Stoklar ve bütçe yenilenene kadar "bir şans daha" cümlesi tekrarlanmaya devam edebilir. Ucuz ve hızlı üretilebilir saldırı araçlarına karşı pahalı engelleyicileri tüketmek, ABD adında sürdürülebilir olmayan bir asimetri tuzağı. Dolayısıyla Trump'ın bir kez daha geri adım atması, "anlaşmaya bir şans" retoriğinden ziyade envanter gerçeğinin ve bu mali yükün dayattığı bir zorunluluk.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA