Türkiye'nin en iyi haber sitesi

İSMET HORASANLI

İran’ın Yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney ve Muhtemel Stratejileri

İran'da dini lideri seçmek ve denetlemekle yükümlü olan Uzmanlar Meclisi; 9 Mart'ta yayımladığı bir bildiriyle, önceki dini liderin oğlu Mücteba Hamaney'i yeni dini lider olarak seçtiğini duyurmuştur. Önceki dini lider Ali Hamaney, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattıkları saldırılar sonucunda hayatını kaybetmiştir.

Uzmanlar Meclisi'nin bu yöndeki seçimi, bir yandan savaş halindeki İran'ı belirsizlikten kurtarırken diğer yandan İran'daki dini liderlik kurumunun verasete dönüşmesi yönündeki tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Ancak bu seçim, verasetten ziyade İran'ın içinde bulunduğu siyasi konjonktürden kaynaklanmaktadır. Zira savaşın devam ettiği böylesi bir ortamda, öncelikli olarak savaşın yönetilmesi ve bütünlüğün sağlanması amaçlanmıştır. Bu nedenle Uzmanlar Meclisi, siyasi sistemi iyi bilen isimlerden birini seçmiş, böylece liderlik konusunda daha yumuşak bir geçiş süreci sağlamayı hedeflemiştir. Bu açıdan bakıldığında Mücteba Hamaney'i, savaş koşullarının sahaya çıkardığı bir lider olarak nitelemek mümkündür.

Diğer taraftan Mücteba Hamaney; savaşın ilk gününde babası, kız kardeşi ve eşi başta olmak üzere ailesinden çok sayıda kişiyi kaybetmiştir. Bu açıdan Uzmanlar Meclisi, Mücteba Hamaney'i dini lider olarak seçerek rejime olan bağlılığını ortaya koymuştur. Ayrıca böyle bir seçimde bulunarak ABD ve İsrail'e, çökertilmeye çalışılan rejimin halen ayakta olduğu ve savaşı devam ettirme konusunda kararlı olunduğu mesajı verilmiştir. Nitekim Mücteba Hamaney de yayımladığı ilk açıklamada; Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması gerektiğini, 'direniş ekseni' olarak adlandırdığı gruplara olan bağlılığını ve savaşta ölenlerin intikamını alacağını vurgulamıştır.

Mücteba Hamaney'in dini lider olarak seçilmesinde, devam eden savaş durumunun yanı sıra mevcut siyasi düzen ve İran'ın politik yapısı da etkili olmuştur. Zira İran Anayasası'na göre dini lider doğrudan halk tarafından seçilmemektedir. Halk, halihazırda 88 üyesi bulunan Uzmanlar Meclisi'ni seçmekte; Uzmanlar Meclisi ise dini lideri belirlemektedir. Diğer taraftan, Uzmanlar Meclisi üyeliği için aday adaylarının, 12 üyeli Anayasayı Koruyucular Konseyi tarafından onaylanması gerekmektedir. Onay alamayan kişiler seçimlerde aday dahi olamamaktadır. Bu 12 kişilik konseyin 6 üyesi doğrudan dini lider tarafından atanmaktadır. Dolayısıyla mevcut liderin istemediği bir adayın Uzmanlar Meclisi üyesi olma olasılığı oldukça düşüktür. Ek olarak, Uzmanlar Meclisi üyeliği için dini bir rütbe olan içtihat şartı aranmaktadır. Bu nedenle meclis, yaş ortalaması oldukça yüksek olan ve Hamaney'e son derece bağlı dini figürlerden oluşmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, Uzmanlar Meclisi'nin Mücteba Hamaney'i yeni lider olarak seçmesi pek de şaşırtıcı değildir.

Savaşın Seyri ve Olası Senaryolar

Mücteba Hamaney'in dini lider olarak seçilmesinin ardından halka hitaben bir konuşma yapması beklenmekteydi. Ancak beklenenin aksine Hamaney, seçildikten dört gün sonra sözlü bir hitap yerine yazılı bir mesaj yayımlamıştır. Şifahi bir açıklama yerine yazılı mesajın tercih edilmesi ve bu sürecin zamansal olarak gecikmesi, Mücteba Hamaney'in de savaşın ilk gününde düzenlenen saldırıda yaralandığı yönündeki iddiaları güçlendirmiştir. Mesajdan anlaşıldığı üzere Hamaney, mevcut savaşı sürdürme ve bu sürecin bölgesel bir savaşa dönüşmesi yönünde bir irade sergilemektedir. Mesajında; Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması gerektiğini, savaşta hayatını kaybedenlerin intikamının alınacağını ve 'direniş'in İran İslam Devrimi'nin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulamıştır. Diğer taraftan ABD Başkanı Donald Trump yaptığı açıklamada, İran'da vurulacak pek bir hedefin kalmadığını ve savaşın yakında sona erebileceğini ifade etmiştir.

Mevcut durumda savaşın her iki taraf için de son derece maliyetli olduğu anlaşılmaktadır. Bir yandan ABD, savaşın başlangıcından bu yana 6 binden fazla saldırı düzenleyerek İran'ın hava ve deniz donanması ile füze ve İHA tesislerine önemli ölçüde zarar vermiştir. Ancak Trump'ın iddialarının aksine, İran'ın bu alanlardaki kapasitesi tamamen yok edilememiştir. Zira İran, bölgedeki ABD üslerine ve İsrail'e yönelik aktif saldırılarını sürdürmekte ve karşı tarafa ciddi hasarlar vermektedir. Nitekim savaşın ABD'ye günlük maliyetinin yaklaşık 1 milyar dolar olduğu ifade edilmektedir. Ayrıca Hürmüz Boğazı'nın fiilen geçişlere kapalı olması, savaşın yarattığı hasar ve belirsizliklerle birleşince petrol fiyatlarının hızla yükselmesine neden olarak dünya ekonomisini olumsuz etkilemektedir. Savaşın başlangıcından bu yana petrol fiyatları üçte bir oranında artarak 100 doların üzerine çıkmış, bu artış ABD iç piyasasına doğrudan yüzde 14 olarak yansımıştır. Diğer taraftan son günlerde İran'ın Hark adası da gündeme gelmiştir. İran, petrol ihracatının yüzde 90'ını Hark Adası üzerinden yapmaktadır. ABD ve İsrail'in bu tesislere saldırması durumunda, İran'ın Körfez'de bulunan altyapılara misilleme yapması kaçınılmazdır. Nitekim Katar üzerinden bir saldırı yaşanmış, diğer bölge ülkelerine yönelik de saldırı tehditleri İran tarafından dile getirilmiştir. Bu gidişat, çatışmanın küresel bir krize evrilmesine neden olma riskini barındırmaktadır.

Diğer taraftan Mücteba Hamaney'in, Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile yakın ilişkileri bulunmaktadır. Hatta bazı kaynaklar, dini lider olarak seçilmesinde DMO'nun etkili olduğunu iddia etmiştir. Bu açıdan, önümüzdeki süreçte İran'ın iç politikasında daha güvenlik odaklı bir strateji izlemesi muhtemeldir. Mücteba Hamaney'in siyasi olarak daha 'şahin' tutumlara sahip olması, İran'ın nükleer kapasiteye yönelik somut adımlar atma ihtimalini de güçlendirecektir. Bu doğrultuda, başta Kataib Hizbullah olmak üzere bazı Iraklı milis grupların ve Yemen Husilerinin Mücteba Hamaney'e destek verdiklerini açıklamaları önem arz etmektedir. Bu açıdan bakıldığında, İran'ın savaşı daha geniş bir bölgeye yaymaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Nitekim son günlerde Hizbullah, İsrail'e yönelik saldırılarını artırmış, Irak merkezli milis grupları da ABD'nin diplomatik misyonlarına saldırılar düzenlemiştir.

Sonuç olarak İran'ın savaştan zarar gördüğü ve bu zararları telafi etmesinin zaman alacağı bir gerçektir. Fakat karşı tarafın da savaşın devam etmesinden zarar gördüğü ve maliyetlerinin giderek arttığı anlaşılmaktadır. Mücteba Hamaney, savaşı sürdürerek karşı tarafın maksimum düzeyde zarar görmesini sağlamaya çalışmaktadır. Böylece zararın sürmesi halinde Trump'ın halk tabanındaki desteğini kaybetmesini, hatta Kongre tarafından azledilmesine kadar uzanacak bir sürecin başlatılmasını amaçlamaktadır. Ayrıca Hamaney mesajında; ABD'den savaş tazminatı talep edeceğini, bu tazminatın temin edilmediği durumlarda karşı tarafa aynı ölçüde zarar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.