Yahya Sinvar'ın 16 Ekim 2024'te Siyonist ordu mensuplarıyla çatışma esnasında Gazze'de şehit düşmesinin ardından Hamas'ta yeni liderin kim olacağı uzun süredir merak edilen bir konuydu. Güvenlik endişeleri ve hareket için insicamın korunması amacıyla Sinvar sonrası yeni liderin seçimi konusunda hızlı aksiyon almayan hareket, yapı içinde bir boşluk oluşmasını da engellemek adına beş üyeli geçici liderlik konseyi tarafından yönetilmekteydi. Muhammed Derviş'in başkanlık yaptığı bu konsey, önce İsmail Heniyye'nin ve sonrasında Sinvar'ın şehadetiyle büyük yara alan hareketin ayakta kalmasını sağlama ve özellikle de ateşkes müzakereleri ile Gazze'de oluşan yeni statükoya uyum sürecinde oldukça başarılı bir sınav verdi. Şartların olgunlaşması ve yeni liderin belirlenmesinin Hamas'ın geleceğinin şekillenmesi bakımından bir zorunluluk haline gelmesi üzerine, yapının önde gelen isimlerinin aldığı kararla yeni liderin seçimi tamamlandı ve 20 Temmuz'da hareketin kıdemli üyelerinden Halil el-Hayye'nin Hamas Siyasi Büro Başkanı olduğu ilan edildi.
Yeni Liderin Seçim Süreci
Gazze'deki soykırımın ateşkese rağmen devam ettiği bir ortamda Hamas Şura Meclisi, yapının geleceğini garanti altına almak ve tüm dünyaya süreçteki kararlı duruşlarına dair gerekli mesajı vermek için hareketin yeni liderini Siyonist yönetimin tehditlerine rağmen belirlemekten geri durmadı. Filistin siyasal hayatının seyrini doğrudan etkileyecek bir seçim sürecinin başlatılma sinyallerinin verildiği bir atmosferde, Hamas'ın seçimlere hazırlanabilmesi ve toplumsal konsolidasyonu sağlayabilmesi için geçici konseyin ötesinde bir yönetimin tesisine duyduğu ihtiyaç aşikârdı. Bundan dolayı, tüm riskleri göze alarak Hamas Şura Meclisi, Siyasi Büro'nun başkanının seçim sürecini başlattı.
70 üyeden oluşan Şura Meclisi, Hamas'ın liderini belirleyen yegâne yetkili organdır. Hareketin tüzüğüne göre seçimlerde ilk turda adaylardan birinin salt çoğunluğu sağlaması gerekmektedir. İlk turda gerek duyulan en az 36 oya adaylardan hiçbirinin ulaşamaması halinde seçimlerde ikinci tura gidilmekte ve bu sefer en çok oy alan aday hareketin lideri seçilmektedir. Halil el-Hayye ve Halid Meşal'in yarıştığı Siyasi Büro başkanlığı seçimlerinde ilk turda salt çoğunluğu sağlayan bir aday bulunmadığından lider seçimi ikinci tura kalmıştır. İlk turun tamamlanmasının ardından geçen süre zarfında, işgal ordusunun Gazze'deki saldırıları sırasında iki Şura Meclisi üyesinin şehit düşmesi nedeniyle lider seçimi bir süre ertelendi. Boşalan iki üyenin yerine yenilerinin seçilme sürecinin tamamlanmasının ardından Siyasi Büro'nun yeni başkanını belirleyecek ikinci tur seçimi gerçekleştirildi. Bu turda, Meşal'den daha fazla oy alan Hayye, Hamas'ın yeni lideri olarak seçildi.
Halil el-Hayye, Hamas bünyesinde uzun yıllar boyunca önemli görevler üstlenmiş ve İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından da desteklenen bir isimdir. 2006 yılındaki seçimlerde Hamas'ın Değişim ve Reform Listesi'nden Yasama Meclisi üyeliğine seçilen Hayye, 2021 yılında Hamas'ın "Arap ve İslam Dünyasıyla İlişkiler Ofisi" başkanlığına atandı. Yahya Sinvar'ın yardımcılığını yapan ve Hamas'ın Gazze sorumluluğu görevini de yürüten Hayye, hareketin saha desteğine sahip en önemli isimlerinin başında gelmektedir. İşgal devletinin suikast girişimlerinin defalarca kez hedefi olan Hayye, bu saldırılardan kurtulmayı başarsa da bugüne kadar Siyonist güçlerin saldırıları neticesinde ailesinden 4 oğlunu ve 5 torununu kaybetti. Hamas'ın ağır bedel ödeyen öncü kadrosu arasında yer alan Hayye'nin liderliğe gelmesinde Müslüman dünya ile kurduğu ilişkilerin yanında ateşkes sürecinde baş müzakereci sıfatıyla aktif bir strateji yürütmesi ve sahadan -Gazze ve Batı Şeria- ciddi destek alması büyük rol oynadı.
Yeni Dönemde Hamas'ın Muhtemel Stratejisi
2006 yılındaki Yasama Meclisi seçimlerinin ardından Mahmud Abbas yönetiminin Hamas'ı ötekileştirmesi ve bu durumun Fetih-Hamas çatışmasına evrilmesi, Filistin siyasal hayatında dengeleri baştan sona değiştiren bir gelişmeydi. Hamas'ın Gazze'de kontrolü sağlaması ve alternatif bir hükümet kurmasıyla, Filistin direnişi bağlamında yeni bir sürecin kapısı aralanırken, aynı zamanda hareketin temel stratejisinin belirlenmesinde Gazze ana merkez haline geldi. İsmail Heniyye'nin Gazze'deki hükümetin başbakanlığını yürüttüğü süreçte attığı adımlar ve hareketin altyapısının güçlendirilmesi stratejisi, sonraki dönemlerde Hamas'ın ana mekanizmasının burası üzerinden yürümesini beraberinde getirdi. Heniyye'nin ardından Sinvar ve sonrasında Hayye'nin liderliğe seçilmesinde, Hamas'ın Gazze merkezli yönetim omurgasının güçlü bir şekilde oluşmasının etkili olduğu söylenebilir.
İşgal devletinin yaklaşık üç yıldır sürdürdüğü soykırım nedeniyle Gazze'nin fiziki altyapısının neredeyse tükenmesi, beraberinde Hamas'ın Gazze merkezli yeni bir toparlanma sürecine girmesinin de önünde büyük bir engel teşkil etmektedir. Bundan ötürü, Halil el-Hayye liderliğinde yeni Hamas'ın sahanın gerçekliğiyle uyumlu bir şekilde alternatif bir strateji hayata geçirmesi beklenmektedir. Kudüs'ün tamamının, Gazze'nin ise yüzde 70'ten fazlasının işgal altında olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Hamas'ın yeni dönem stratejisi Batı Şeria ve diaspora eksenli şekillenecektir. Soykırım sürecindeki yıkım ve Kassam'ın kayıpları nedeniyle kısa vadede Gazze'de güçlü bir direniş mekanizmasının inşası mümkün olamayacağından, Hamas'ın Hayye liderliğinde siyasal alandaki pratikler üzerinden bir yol izlemesi daha mümkün gözükmektedir. Bu bağlamda Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın kasım ayında Yasama Meclisi seçimlerinin yapılmasına yönelik çağrısı, Hamas'ın yeni sürece uyum sağlaması ve Filistin sathındaki gerçek gücünü göstermesi açısından önemli bir fırsat sunacaktır.
2006 yılındaki seçimlerden Hamas'ın mutlak zaferle çıkması hem Siyonist yönetimi hem de Ramallah'ı ciddi şekilde tedirgin etmişti. 7 Ekim 2023'ten bu yana Abbas ve ekibinin Gazze'ye yönelik izlediği siyasetin yetersizliği ve Hamas'ı suçlayıcı yaklaşımlarının Filistin toplumunda karşılık bulmaması, Fetih'in siyasal meşruiyetiyle ilgili ciddi sorgulamalara yol açmaktadır. Yasir Arafat sonrası Siyonist yönetime karşı güçlü bir duruş sergileyemeyen Fetih, toplumsal tabanını ciddi şekilde kaybetmiş ve Filistin siyasal hayatının en çok aşınan aktörüne dönüşmüştür. Oluşan bu boşluğu tutarlı söylem ve pratikleriyle doldurmayı başaran Hamas, yapılması planlanan seçimlerde yine en güçlü aday olacaktır. Hamaslı yetkililerin her daim büyük bir özgüvenle dillendirdikleri husus, hareketin "sandıktan asla korkmadığı/kaçmadığı" ve "halkın iradesine her koşulda saygı duyulacağı"dır.
Filistin'de adil ve şeffaf bir seçimin yapılması halinde Hamas'ın elde edeceği başarının bir varsayımdan ziyade hakikate işaret ettiği dikkate alındığında, Hamas'ın Halil el-Hayye liderliğinde seçim merkezli bir stratejiyi öncelik haline getireceği öngörülmektedir. Bununla birlikte, Tel Aviv seçimlere gölge düşürmek ve Batı dünyasından Filistin seçimlerini tanımaya yönelik gelebilecek hamleleri engellemek adına bir söylem stratejisi ortaya koyacaktır. Seçimlerin meşruiyetine gölge düşürmek ve Hamas'ın olası zaferini engelleyerek hem hareketin toparlanmasına izin vermemek hem de işgali derinleştirmek için Siyonist yönetim birçok yıkıcı hamle gerçekleştirecektir. İşgal devletinin manipülatif girişimlerini boşa çıkarmak ve uluslararası toplumdan daha fazla destek bulabilmek adına Hamas'ın, Filistin'deki diğer gruplarla birlikte planlanan seçimlere katılması, sürecin daha sağlıklı işlemesi ve Tel Aviv'in istikrarsızlaştırıcı eylemlerinin görece sınırlandırılması açısından bir avantaj sağlayacaktır. Ayrıca, bölgesel ve küresel aktörlerle iş birliğini artırmaya yönelik yapıcı adımların hızlanacağı bu dönemde, yeni Hamas lideri ve yönetiminin soykırım sonrası sürecin dayattığı siyasal paradigmaya uygun hareket edeceği ve Abbas sonrasında Filistin'in meşruiyeti sorgulanmayan, toplum nezdinde kabulü yüksek bir isim tarafından yönetilmesi için istişare ve rıza merkezli bir anlayışı benimseyeceği de düşünülmektedir.