Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Doğu Afrika ziyaretlerimiz, ile mücadele açısından çok önemli. Zira buralar, bu örgütün Afrika’daki önemli yapılanma merkezleri. FETÖ bu milletin en büyük düşmanıdır

ile seçim olmaz diye bir şey yok, çok daha rahat bir zemin hazırlayabilir. Meydanlara inip inmeme konusunu ise arkadaşlarımla istişare edip ona göre karar veririm

Cumhurbaşkanı Erdoğan'la üç günde üç Güneydoğu Afrika ülkesini dolaşıp geldik: Tanzanya, Mozambik ve Madagaskar. Yola çıktığımızda Türkiye'nin büyük bölümü kar altında, az bölümü de dondurucu ayazın etkisindeydi. Gittiğimiz ülkelerde sıcaklık 32-38 arasında değişti. Döndük, Türkiye yine kar altında. Böylesine radikal iklim değişikliğine direnç göstermek kolay değil. Dönüş yolunda, gecenin hayli ilerlemiş bir saatinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'la, her gezide olduğu gibi bir araya gelip durum değerlendirmesi yaptık. Önce Erdoğan geziyi kısaca özetledi, ardından soru-cevap bölümüne geçildi. Sorular, malum: 'nün gittiğimiz ülkelerdeki yapılanması, anayasa değişikliği, Trump döneminde Türkiye-ABD ilişkilerindeki beklentiler, Suriye'deki gelişmeler ve Astana süreci, Fırat Kalkanı operasyonu ve Merkez Bankası'nın son faiz artırımı.

***

"Gerek Tanzanya, gerek Mozambik, gerekse Madagaskar'da yaptığımız görüşmelerin ülkelerimiz arasında bir dayanışmaya vesile olmasını dilerim. Çünkü bu ülkelerle ticaret hacmimizin fazla olduğu söylenemez. Hâlihazırda bir stratejik ortaklık da söz konusu değil. Doğu Afrika'da yaptığımız ziyaretler, FETÖ ile mücadele açısından da önemli. Zira buralar, FETÖ'nün Afrika'daki önemli yapılanma merkezleri. Yapılandıkları en önemli yerlerden biri de Güney Afrika. İnşallah oraya da gideceğiz.
Madagaskar, doğal güzellikleri ile çok farklı bir ülke, ama kişi başına geliri henüz 450 dolar. Unutmayalım Türkiye'de biz görevi devraldığımızda kişi başına milli gelirimiz 2500 dolar civarındaydı, ama hamdolsun 12-13 bin dolarlara geldik.

Trump ile yüz yüze görüşmek için girişimde bulunduğunuzu biliyorum, takvim var mı? Türkiye olarak ne mesaj verilecek?
- Telefon görüşmesini ilk akşam yapmıştık. Telefon görüşmesinin ardından elbette resmi ziyaretimizi de yapalım istiyoruz. Dışişleri Bakanlığımız'ın bu konudaki çalışmaları sürüyor. Devir teslim törenine ülkemizi temsilen katılan Mevlüt Bey'in de orada yaptığı bazı görüşmeler oldu. Görüştüğümüzde ele alacağımız konuların başında, Türkiye-ABD ilişkilerinin gerçekten stratejik anlamda yeniden bir değerlendirmesini yapmak yer alıyor. Şu an itibarıyla stratejik anlamda ilişkilerimiz çok sağlıklı yürüyor mu? Hayır. Bir diğer önemli konu, Ortadoğu... Ortadoğu meselesinde iki NATO ülkesine yakışır bir dayanışma içinde olduğumuz söylenemez. Tabii Sayın Trump'ın NATO ile ilgili yapmış olduğu bazı açıklamalar da var, bunlar neyi kapsar, neyi kapsamaz bunu ikili görüşmemizde çok daha yakından öğrenmiş olacağız. Yine koalisyon güçleri ki bunların başını ABD çekiyor, Suriye'de de, Libya'da da şu ana kadar bizim beklediğimiz atılımı ortaya koyabilmiş değil. Fakat son Astana zirvesiyle, bir süreç başladı. Türkiye, Rusya ve İran'ın katıldığı zirvede, ABD de oradaki büyükelçisiyle yer aldı. Orada alınan bir netice var, bu şimdi Cenevre'de de devam edecek. Türkiye'ye döndükten sonra, bu konuda Sayın Putin ile bir görüşme yapmayı düşünüyorum. Trump ile de belki bir telefon görüşmesi olabilir.

ABD'YE FETÖ'YÜ SORACAĞIZ

El Bab'daki gelişmeler malum, Membiç ve Rakka olayı var. Bizim burada elimiz bağlı durmamız mümkün değil. Bir diğer önemli konu da, ABD ile ilişkilerde olayın ekonomi boyutu. Savunma sanayine yönelik bugüne kadar attığımız müşterek birçok adımlar vardı, bundan sonraki süreçte acaba müşterek yatırımlarla mı bir yola gideceğiz yoksa 'sen pazar ben tüccar mantığı' ile mi gidilecek?
Bizim yaklaşımımız, müşterek yatırımlarla yola devam edilmesidir.

FETÖ elebaşısıyla ilgili konu, ABD görüşmelerinde nasıl ele alınacak?
- Bu mesele görüşeceğimiz en önemli konulardan biri. Arzumuz, bu işin bir an önce neticelenmesi. Verdiğimiz dosyaların, klasörlerin -85 koli verdik- akıbetini soracağız, şu anda soruşturulmakta olan dosyaları da göndermeye devam edeceğiz.

Astana'da DEAŞ ve El Nusra ile ortak mücadele vurgusu var. Fakat PYD, Hizbullah'la ilgili vurgu yok. Ayrıca PYD'nin 'Biz davet edilmedik, bu mutabakatı tanımıyoruz' dediği iddia ediliyor.
- Bunun cevabını Mevlüt Bey'den alalım. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: "Bildiğiniz gibi YPG'nin Astana'ya katılmasına biz izin vermedik.
Dolayısıyla o tür bir açıklama yapması normal. YPG konusunda, Hizbullah konusunda farklı görüşler var. Dolayısıyla bunlara karşı mücadelede konsensüs sağlanamaz."

EL BAB'DA SİVİL HASSASİYETİ

Fırat Kalkanı hangi konumda?
- Cerablus, El Rai, Dabık'ın ardından El Bab'a dayanılmış durumda. El Bab şu anda dört bir yandan kuşatılmış vaziyette. DEAŞ, orada ciddi manada kan kaybında. Biz çalışmalarımızı koalisyon güçleri ile beraber yürütüyoruz.
Zaman zaman Rusya'nın da desteği oluyor. Sivillere zarar vermeme hassasiyetimiz nedeniyle bir zaman kaybımız var.

15 Temmuz'dan bu yana yoğun mücadele sürüyor. Şu anda hangi noktadayız? Geçenlerde itiraflarına dikkat edilmeli dediniz, açar mısınız?
- Su uyur düşman uyumaz! Bunlar bu milletin, bu vatanın düşmanları. Biz tüm tedbirlerimizi alıyoruz. Şu anda yargının, güvenlik güçlerimizin yaptığı, gerekli adımları atmaktır.
Burada şu kadar kişi alınsın, sonra duralım asla böyle bir şey söz konusu değil. Aynı şekilde OHAL ile ilgili olarak da, şurada keselim diye bir şey de yok. İtirafçılar içinde elbette samimi olanlar çıkabilir. Ama aralarında 'Buradan yırtar mıyım' düşüncesiyle itirafçı olanlar da bulunabilir. Bazılarının bildiğimiz şeyleri tekrarlamakla yetinmesi de bunu düşündürüyor.

OHAL, üçüncü kez uzatıldı. Referanduma OHAL ile mi gidilecek?
- OHAL ile gidilmesi noktasında sorun yok. OHAL ile gidilmesi çok daha rahat bir zemin de hazırlayabilir. Hükümetin de bu inançta olduğu kanaatindeyim. Çünkü OHAL ile seçim olmaz diye bir şey yok. Hatırlayın biz iktidara gelmeden önce de Türkiye'de OHAL vardı; seçimde OHAL ortamında yapılmıştı. Bunlar yakın siyasi tarihimizi bilmiyorlar, dünyada ne oluyor haberleri yok.

YUNANİSTAN'IN TAVRI GÜVENİMİZİ SARSTI

Ekonomik tahribat boyutu da var.
- Tabii tabii o da var.
Adamlar ülkemizdeki ekonomik tahribata ilaveten, dünyanın değişik yerlerinde özel kampanyalar yapıyor. Tüm bu ortamda, Avrupa Konseyi'nin, Avrupa Parlamentosu'nun, 'Şunu şöyle yapsanız, yoksa sizinle ilgili bir gözlemci süreci başlatacağız' şeklindeki yaklaşımları da hoş değil. Benim şehitlerimin hesabını onlar mı verecek? Bizim millet ve Allah dışında, hiçbir merciye hesap verme durumumuz yoktur. Bunlarla hukuk çerçevesinde mücadele için gereken neyse yapılacaktır.
Ama öte yandan Yunanistan oraya sığınan 8 alçağı hâlâ bize vermiyor. Bana "10-15 gün içinde çözülür" demişlerdi.
İade işlemindeki gecikme, tabii ki güvenin de sarsılmasına neden olur.

İtirafçılar çok büyük bir şey anlatmıyor gibi...
- Genelleme doğru olmaz. Mesela yargı mensubu arkadaşlar, itirafçıların anlattıklarından, önümüzü açacak bazı şeyleri de yakaladıklarını söylüyorlar.

MEYDANLARA İNMEYİ İSTİŞARE EDERİM

Meydanlara inecek misiniz?
- Benim meydanlara inip inmeyeceğim konusunu arkadaşlarımla istişare eder, ona göre karar veririm. Benim kastettiğim, birilerinin dediği türden bir istişare değil tabii ki. İstişare benim zaten her zaman prensibim olmuştur. İstişare neticesinde gerekli olduğuna inanırsak, meydanlara çıkarız. Zira bizim de bu konuyla ilgili olarak, ta belediye başkanlığımızdan bu yana söylediklerimiz var. Bundan sonra da söyleyeceklerimiz olabilir. Verdiğimiz sözü 15-20 gün içerisinde biz çözeriz. Bunlar, Türkiye'de terör eylemi yapmışlar, burada yargılanmaları gerekir. Oraya sığınıp orada yargılanmaları diye bir şey olabilir mi? İade işlemindeki gecikme, tabii ki güvenin de sarsılmasına neden olur.



CHP'NİN İSTİŞAREDEN ANLADIĞI PET ŞİŞE ATMAK

CHP, Anayasa Mahkemesi'ne gidiyor. Kullandıkları dil de ilginç. "Evet demek, İslam'a aykırı" dediler...
-Bir defa ana muhalefet partisinin tek müracaat kapısı Anayasa Mahkemesi. Millete gitmeyi hiçbir zaman tercih etmiş değil. Parlamentoda hodri meydan dedi. Hodri meydan dediysen, niye Anayasa Mahkemesi'ne koşuyorsun? Bunlar benim başbakanlığım dönemimde de aynıydı. Bunların iki kapısı var: Ya gensoru, ya Anayasa Mahkemesi. Her ikisinden de geri giderler, o ayrı. Demokraside yol, halktır, milli iradedir. Bunlar parlamentoda milli iradeyi bile tartışmaya kalktılar ya. 'Her zaman milli iradenin dediği olmaz. Çoğunluğun kararına saygı duyulur diye bir şey yoktur' dediler.
Milletimizin iradesine saygı duyulması lazım; saygı duyanlara saygı duyulması lazım. Sayın Kılıçdaroğlu İslami değildir diyor. Acaba neyin İslami olduğundan haberi var mı, sormak lazım. Diyor ki, 'Bu işler istişare ile yapılır'. Tamam, da sen zaten teklifin karşısında olan bir partisin.
Teklifi hazırlayanlar, akademisyenler, siyasiler dahil farklı kesimlerle istişarelerini yaptılar. MHP bir isim, AK parti bir isim tespit etti, onlar çalıştı, sonunda da parlamentoya önce Anayasa Komisyonu'na geldi. Orada da tartışıldı, ama istişare metodu ile değil, pet şişe atma metodu ile tartışıldı!
Bunların istişareden anladıkları da maalesef bu!

'ÖNEMLİ OLAN MİLLETİN KARARLILIĞI'

Referandumdan evet çıkarsa, 2019'u beklemeden genel başkanlığa dönecek misiniz?
- Öncelikle onu bağlayıcı bir şey aslında yok. Seçim noktasına gelince, konu 2019. Hükümette ya da parlamentoda seçimi erkene almak söz konusu mu? Şu anda değil. Aslolan milletimizin kararlılığı. Bence milletimizin kararını görmemizde çok büyük fayda var.
Şu anda görünen o ki, millet kararlı. 7 Şubat itibariyle herhalde kampanyalar başlayacak, meydanlar hareketlenecek.
Meydanların dili her zaman farklı olmuştur. Burada meydanların dilini hep birlikte takip etmekte fayda var.

Yasal Uyarı:Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN