Soğuk Savaş 89'da nihayete ermiş, NATO'nun karşısında konuşlanan Varşova Paktı dağılmış, 91'de de Sovyetler Birliği yıkılmıştı.
Tuhaf olduğu kadar da acıklı bir süreç başlamıştı.
Acıklı dediğim, SSCB'nin bakiyesi Rusya gündüz gözüyle NATO'ya katılmak isteğini dile getirmişti. Halbuki bizzat Rusya'nın öncüsü olduğu Varşova Paktı'nın kuruluş gerekçesi NATO karşıtlığından ibaretti.
Bir acıklı durum da Türkiye'de, "sömürge aydınları" arasında yaşanmıştı. Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte "Son kullanma tarihimiz sona erdi" düşüncesiyle kara kara düşünmeye başlamışlardı. Ne ki acentesi oldukları Batı, imdatlarına yetişmekte gecikmemişti: Bundan kelli İran'a karşı görev yapacaklardı. Sizin anlayacağınız, artık "İran düşmanlığından" ekmek yiyeceklerdi.
***
Sömürge aydınlarının öncülük ettiği operasyon adamakıllı başlamıştı.***
Fay hatlarının kırılmasının ardından 28 Şubat süreci devreye sokulmuştu.
Dinini yaşamaya çalışan her Müslüman'a "gerici/yobaz" yaftası vuruluyor, başörtülü öğrenciler üniversitelerden yaka paça atılıyor, imam hatipler ve Kuran kursları kadük bırakılıyor, yaz aylarında camilerde çocukların Kuran öğrenmesi bile yasaklanıyor, "Türkçe ezan" muhabbetiyle de ezanın tekrar yasaklanması gündeme getiriliyordu.
Entegrist laikler de gemi azıya alıyor; "Laik olmayan insan bile değildir" diyorlardı. (Laiklik 1937'de kabul edilmiş, Mustafa Kemal de 1 yıl sonra ölmüştü. Bu azgın laiklerin insan tanımına göre, son 1 yılı hariç Atatürk de güme gitmişti.)
Hiç unutmam, İstiklal Marşı'mızdaki "Bu ezanlar -ki şehadetleri dinin temeli / Ebedi, yurdumun üstünde benim inlemeli" mısraından rahatsız olan bir generalin demeci Cumhuriyet'te yayımlanmıştı.
Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu işbu 28 Şubat sürecinin en netameli günlerinde "mezhep asabiyetini" deşifre edercesine şöyle demişti: "Türkiye İran olmayacak ama Suriye de olmayacak!.." (O vakitler Suriye'de katil Beşar Esad'ın babası Hama katliamının sorumlusu Hafız Esad vardı.)
Duygusal durumların iğvasına kapılmayalım, her daim agâh olalım. Yoksa, Türk dizi tarihinin en kült işi Kurtlar Vadisi Pusu'da olduğu gibi "derin devlet" adına savaşan dünün İskender Büyük'ü, gözünüzün önünde (demokrasi uğruna) "derin devlete" savaş açan Polat Alemdar'a dönüşür de göremezsiniz.
Yeni yılın bölgedeki Müslümanlara, entegrist nefretlerden ve bilumum bencilliklerden sıyrılarak tüm enerjileriyle Gazze'deki soykırımı durdurmaya çalışacakları azmi ve feraseti getirmesini dilerim.
Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz