Ortadoğu coğrafyası, İsrail'in bölgeye yerleştirildiği 1948'den beri gün yüzü görmedi.
Daha başlangıçta Deir Yasin, Hayfa, Tantura, Lida ve El Tira'da korkunç kıyımlar yaptılar.
Günümüze kadar da kesintisiz devam ettiler.
Hülasa edecek olursak, İsrail'in kısa tarihi, kadın çocuk demeden katliam yapmanın tarihidir.
Elbette Filistinliler vatanlarını savunmak için "sivil itaatsizlikten" silahlı mücadeleye kadar naçar her yolu denediler.
Bölge devletleri de halkın tepkisinden çekindikleri için hepten duyarsız kalmadı.
Ama nasıl?
Tamam, Saddam'dan Hafız Esad'a kadar Baas rejimleri çok sert tepki gösterdiler. Fakat bu "retoriği" kendi koltuklarını tahkim etmek, meşruiyet devşirmek için araçsallaştırdıkları da bir gerçek.
Gelgelelim...
Hiçbir bölge ülkesi günümüz Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi açıkça İsrail yandaşlığı yapmadı (Şah dönemi İran'ı hariç. Zaten Humeyni, Şah'ın İsrail'le kurduğu ilişkiye isyan ederek devrim sürecini başlatmıştı.)
Günümüz Ortadoğu'sunda İsrail'e karşı sesini yükselten bir tek Türkiye kaldı. Bir de fiili çatışma içinde olan İran var.
***
Dün Suudi Arabistan'ın kahraman Kralı Faysal, Filistin davası uğruna petrolü adeta silah gibi kullanmıştı. Bugün de İran, Hürmüz'ü silah gibi kullanıyor.***
Ne ironiktir ki bu konuda en net ve en doğru çıkış, Suriye'nin halihazırdaki Cumhurbaşkanı Şara'nın (namıdiğer Culani) babası (araştırmacı-yazar) Dr. Hüseyin Ali eş-Şara'dan geldi.