Türkiye'nin en iyi haber sitesi

TİMUR SIRT

Türk Telekom, ağ otomasyonunda yeni bir dönem başlatıyor

Türk Telekom gibi büyük operatörlerin yapay zekâya yaptığı yatırımlar, sadece kurum içi verimlilik değil küresel telekom endüstrisinin dönüşümünde de stratejik rol oynuyor

Türkiye'nin en büyük entegre telekomünikasyon operatörü Türk Telekom, yapay zekâ (AI) ve otomasyon teknolojilerini şebeke yönetimine derinlemesine entegre eden yeni bir uygulamayla sektörde dikkat çeken bir adım attı. Şirketin yapay zekâ (AI) destekli sistemleri, saha operasyonları ve ağ analizi süreçlerinde çarpıcı verimlilik artışları sağlarken, küresel telekom pazarındaki AI dönüşümünün yerel yansıması olarak öne çıkıyor.



YAPAY ZEKÂ İLE DENETİM
Türk Telekom, yapay zekâ ve bilgisayarla görme teknolojilerini kullanan çözümleriyle özellikle saha denetim süreçlerinde dramatik kazanımlar elde etti. Birleşik Operatörler Birliği (GSMA) Foundry'nin analizine göre şirket, AI destekli görsel analiz araçları sayesinde site denetim süresini yüzde 98'e varan oranlarda azalttı. Bu da geleneksel yöntemlere kıyasla hem zaman hem de iş gücü maliyetlerinde ciddi tasarruf anlamına geliyor.
Bu gelişme yalnızca operatörün operasyonel verimliliğini artırmakla kalmıyor; aynı zamanda müşterilere daha hızlı hizmet sunma, arıza tespit ve düzeltme süreçlerinde gecikmeleri minimize etme becerisini de güçlendiriyor. AI tabanlı otomasyon şirketin ağ yönetimini öngörücü hale getirirken ağ dayanıklılığı ve sürdürülebilirliği de daha üst seviyelere çıkıyor.



TELEKOM SEKTÖRÜNDE ARTIYOR
Türk Telekom'un yaptığı yatırım, küresel telekom sektöründeki AI ve otomasyon dalgasının sadece bir parçası. Dünya genelinde operatörler, AI'yi 5G ve sonrası ağ yönetimi, enerji optimizasyonu, müşteri deneyimi ve siber güvenlik çözümleri için kritik bir stratejik araç olarak benimsiyorlar. Örneğin, Hindistan'daki önde gelen telekom şirketlerinden Jio Platforms, AMD, Cisco ve Nokia gibi küresel teknoloji ortaklarıyla geliştirdiği Open Telecom AI Platform ile dünya çapında ağ otomasyon ve güvenliğini artırmayı hedefliyor.
Genel anlamda AI odaklı telekom çözümleri, otonom ağ yönetimi ve operasyonel maliyetlerin düşürülmesi hedefiyle gelişiyor. GSMA ve diğer endüstri raporları, yapay zekâ ve otomasyonun telekom sektöründe önümüzdeki yıllarda yatırım ve Ar-Ge harcamalarının önemli bir kısmını oluşturacağını ortaya koyuyor.

MÜŞTERİ DENEYİMİNE ETKİSİ ARTTI
Türk Telekom'un geliştirdiği sistemler yalnızca saha verimliliğini artırmakla kalmıyor; aynı zamanda ağ süreçlerini daha proaktif hale getiriyor. AI tabanlı altyapı, artan veri trafiğini yönetebilirken beklenmeyen arızaları önceden algılayarak insan müdahalesine gerek kalmadan optimize edebiliyor.
Bu yaklaşım, sektörün genel eğilimiyle de örtüşüyor. Müşteri beklentileri arttıkça, operatörler daha hızlı, daha akıllı hizmetler sunma ihtiyacı duyuyorlar. AI ve otomasyon bu bağlamda sadece bir seçim değil, rekabet avantajı sağlayan temel bir yetkinlik haline geliyor.

***

YAPAY ZEKÂ AJANLARI DALGASI MÜŞTERİ DENEYİMİNİ YENİDEN YAZIYOR
Etiya, AWS'in üretken yapay zekâ ve Agentic AI servisleriyle müşteri deneyiminde operasyonel verimliliği yüzde 34 artırdı



Yapay zekâ destekli müşteri deneyimi çözümleri, küresel ölçekte şirketlerin rekabet gücünü belirleyen en kritik unsurlardan biri haline geliyor. Gartner'a göre 2026 itibarıyla müşteri etkileşimlerinin yüzde 75'inden fazlası yapay zekâ destekli sistemler üzerinden yönetilecek. Bu dönüşümün Türkiye merkezli güçlü örneklerinden biri ise Etiya'nın Amazon Web Services (AWS) ile hayata geçirdiği Agentic AI odaklı dijital dönüşüm modeli oldu.
Müşteri deneyimi odaklı yapay zekâ çözümleri geliştiren Etiya, AWS'in üretken yapay zekâ ve bulut servislerini sistemlerine entegre ederek operasyonel verimlilikte yüzde 34'lük artış sağladı. Şirket, Agentic AI mimarisi sayesinde chatbotlar üzerinden uçtan uca sonuçlandırılan müşteri etkileşim oranını 2,35 kat artırırken, canlı destek kanallarındaki yükü de önemli ölçüde azalttı.



OTONOM AJANLAR DÖNEMİ
Dünya genelinde müşteri deneyimi teknolojileri, klasik chatbot anlayışından uzaklaşarak "otonom dijital ajanlar" dönemine giriyor. McKinsey'in son raporlarına göre üretken yapay zekâ ve agent tabanlı sistemler, müşteri hizmetlerinde maliyetleri yüzde 30'a varan oranlarda düşürürken, müşteri memnuniyetini çift haneli oranlarda artırabiliyor.
Etiya'nın AWS ile geliştirdiği yapı da bu küresel eğilimin somut bir yansıması. 2004 yılında kurulan ve bugün 3 kıta ile 7 ülkede faaliyet gösteren Etiya, yaklaşık 1600 kişilik uzman kadrosuyla telekomdan finansa, perakendeden dijital servislere uzanan geniş bir müşteri portföyüne hizmet veriyor.
AWS entegrasyonu sayesinde sistem bakım yükü azalırken, operasyonel maliyetlerde yüzde 30'a varan optimizasyon sağlanıyor. Bu da ekiplerin rutin operasyonlar yerine inovasyon ve katma değerli ürün geliştirmeye odaklanmasına imkân tanıyor.

ÖĞRENEN SİSTEM
Etiya Kurucu Ortağı ve CEO'su Aslan Doğan, iş birliğinin stratejik önemine dikkat çekerek, "Agentic AI yaklaşımımızla sistemlerimizi yalnızca yanıt veren değil; öğrenen, proaktif ve kullanıcıyla doğal etkileşim kurabilen dijital agentlara dönüştürüyoruz" dedi. AWS Türkiye Genel Müdürü Berrin Özselçuk ise Etiya işbirliğini, "Bulut, üretken yapay zekâ ve Agentic AI'ın kurumları küresel rekabette nasıl ileri taşıdığının güçlü bir örneği" olarak tanımlıyor.

***

TAKİP CİHAZLARINA UZUN MENZİL YÜKSEK SES GÜNCELLEMESİ GELDİ
Apple'ın yeni nesil AirTag'i daha uzun menzil, daha yüksek ses, daha hassas konumla geliyor. Apple, takip cihazı AirTag'i beş yıl sonra önemli donanımsal ve yazılımsal yeniliklerle güncelledi



Yeni AirTag; daha uzun menzil, daha güçlü ses ve gelişmiş hassas konum bulma özellikleriyle dikkat çekiyor. Apple'ın ikinci nesil Ultra Wideband (U2) çipiyle güçlendirilen yeni AirTag, iPhone 17 serisi, Apple Watch Ultra 3 ve Apple Watch Series 11'de kullanılan teknolojiyle aynı altyapıyı paylaşıyor. Bu sayede konum doğruluğu ve takip performansı önemli ölçüde artırılmış durumda.
Yeni modelde yer alan geliştirilmiş Bluetooth çipi, kaybolan eşyaların ilk nesil AirTag'e kıyasla yüzde 50 daha uzak mesafeden tespit edilmesini sağlıyor. Ayrıca cihazın hoparlörü de yüzde 50 daha yüksek ses sunuyor. Apple, yeni ve ayırt edici zil sesinin, geliştirilmiş Hassas Bulma (Precision Finding) özelliğiyle birlikte çalışarak kayıp eşyaların daha kolay bulunmasına yardımcı olduğunu belirtiyor.

APPLE WATCH ÜZERİNDEN TAKİP
Yeni AirTag ile birlikte bir ilk de hayata geçirildi. Kullanıcılar artık Apple Watch Series 9, Apple Watch Ultra 2 ve sonraki modeller üzerinden Hassas Bulma özelliğini kullanarak AirTag'lerini doğrudan bileklerinden takip edebiliyor. İkinci nesil AirTag'in çalışabilmesi için iOS 26 veya üzeri bir iPhone ya da iPadOS 26 veya üzeri bir iPad gerekiyor.
Yeni AirTag, Apple'ın geniş cihaz ekosistemine dayanan Find My (Bul) ağı üzerinden çalışmaya devam ediyor. Bu sistem sayesinde AirTag, sahibinin iPhone'una Bluetooth menzili dışında olsa bile çevredeki Apple cihazları aracılığıyla konum bilgisi iletebiliyor.
Güncellenen model, 2024'te tanıtılan Share Item Location (Öğe Konumunu Paylaş) özelliğiyle de entegre çalışıyor. Bu özellik sayesinde kullanıcılar, AirTag konumunu hava yolu şirketlerinin müşteri hizmetleri gibi güvenilir üçüncü taraflarla güvenli bir şekilde paylaşabiliyor. Apple, yeni AirTag'de fiyat politikasını korudu. Tekli AirTag, 29 dolardan dörtlü paket: 99 dolardan satışa sunuldu. Yeni nesil AirTag, 26 Ocak itibarıyla Apple'ın internet sitesi ve Apple Store uygulaması üzerinden siparişe açıldı.

***

MAİA 200 İLE MİCROSOFT'TAN YAPAY ZEKÂDA GÜÇ GÖSTERİSİ
Yapay zeka teknolojisinde maliyeti düşüren ve hızı artıran çözümler konusunda yarış devam ediyor. TSMC'nin 3 nanometre üretim süreciyle geliştirilen Maia 200, özellikle büyük dil modellerinde token üretimini hızlandırmayı ve işletme maliyetlerini düşürmeyi hedefliyor. 140 milyarın üzerinde transistör barındıran çip, 4-bit hesaplamalarda 10 petaflop'un üzerinde, 8-bit hassasiyette ise yaklaşık 5 petaflop performans sunuyor.
Maia 200'ü rakiplerinden ayıran en kritik fark ise bellek mimarisi ve verimlilikte ortaya çıkıyor. Çip, 216 GB HBM3e bellekle 7 Tb/s bant genişliği ve 272 MB yerleşik SRAM sunarak yüksek hızlı yapay zekâ çıkarımında darboğazları ortadan kaldırıyor. Microsoft'a göre bu yapı, şirketin bugüne kadar geliştirdiği en hızlı ve en verimli kurum içi silikon çözümü olma özelliğini taşıyor.



ÇIKARIM HIZI YATIRIMI YAPTI
Microsoft Bulut ve Yapay Zekâ'dan Sorumlu Başkan Yardımcısı Scott Guthrie, Maia 200'ün hiper ölçekli bulut sağlayıcıları arasında dikkat çekici bir konuma sahip olduğunu vurguladı. Guthrie'ye göre çip, Amazon'un üçüncü nesil Trainium'una kıyasla FP4 performansında üç kat üstünlük sağlarken, Google'ın yedinci nesil TPU'sunu FP8 performansında geride bırakıyor.
Yeni nesil çip, yalnızca altyapı yatırımı olarak kalmayacak. Maia 200; Microsoft'un kurumsal Copilot çözümlerini, OpenAI'nin GPT-5.2 gibi ileri seviye yapay zekâ modellerini ve şirketin Superintelligence ekibi tarafından yürütülen sentetik veri üretimi ile pekiştirmeli öğrenme çalışmalarını destekleyecek.
ABD'nin Iowa eyaletinde devreye alınan Maia 200'ün, kısa süre içinde Arizona'daki veri merkezlerinde de kullanıma sunulması planlanıyor. Microsoft, yeni çiple birlikte dolar başına performansta yüzde 30'luk artış sağladığını belirtiyor.
Uzmanlara göre Maia 200, Microsoft'un yalnızca yazılımda değil, yapay zekâ donanımında da bağımsız ve iddialı bir oyuncu olma hedefini net biçimde ortaya koyuyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.