Dünya çapında teknoloji girişimlerinin ekonomi üzerindeki etkisi her geçen gün artarken, Türkiye'nin dijital dönüşümüne öncülük eden Türk Telekom Ventures, PİLOT hızlandırma programı ile yerli girişimleri küresel arenaya hazırlıyor. Bugüne kadar 131 girişime 3.2 milyon dolar nakit desteği sunan programın mezunları, 600 milyon doları aşan portföy değeriyle Türkiye'den dünya çapında "unicorn"lar çıkarma yolculuğuna devam ediyor.
Türkiye'nin teknoloji ekosistemini güçlendirme misyonuyla hareket eden Türk Telekom'un girişim sermayesi şirketi TT Ventures, girişim hızlandırma programı PİLOT'un 14. dönemi için resmi süreci başlattı. 10 Şubat 2026 itibarıyla açılan başvurular, mayıs ayına kadar ttventures.com.tr üzerinden kabul edilecek. Teknoloji odaklı yenilikçi fikirleri küresel ölçekte iş modellerine dönüştürmeyi amaçlayan program, seçilen girişimlere sadece finansal destek değil, aynı zamanda dünya pazarlarına açılmak için stratejik bir yol arkadaşlığı sunuyor. 14'üncü dönemiyle birlikte dijital geleceğe yön vermeye hazırlanan PİLOT, yenilikçi teknoloji girişimlerini küresel birer oyuncu haline getirmek için tüm Türkiye'den başvuruları bekliyor.
KÜRESEL BÜYÜME VE DESTEK
PİLOT programına kabul edilen girişimler, 12 haftalık yoğun bir gelişim sürecine dahil oluyor. Bu süreçte girişimcilere 450'nin üzerinde alanında uzman isimden mentorluk, ücretsiz ofis alanları ve teknik altyapı desteği gibi kritik imkanlar sağlanıyor. Özellikle Stanford Üniversitesi ile yürütülen iş birliği kapsamında son 3 yıldır uygulanan tamamlayıcı program, girişimcilere Silikon Vadisi'nin başarısını Türkiye'ye taşıma fırsatı sunuyor. Programı başarıyla tamamlayan ekipler, ABD'de kendileri için özel olarak tasarlanan hızlandırma programına katılarak uluslararası yatırımcı ağlarına doğrudan erişim sağlayabiliyor.

PORTFÖY 600 MİLYON DOLAR
Türk Telekom Ventures Genel Müdürü Muhammed Özhan, programın ulaştığı başarıyı somut verilerle paylaştı. Özhan, bugüne kadar desteklenen 131 girişime toplamda 3.2 milyon dolarlık nakit ve yatırım desteği sağladıklarını vurguladı. PİLOT mezunlarından 78'inin dışarıdan toplam 58 milyon dolarlık yatırım alarak büyümesini sürdürdüğünü ifade eden Özhan, mezun girişimlerin toplam portföy değerinin 600 milyon dolar barajını geçtiğini belirtti. Özhan, "Ülkemizin girişim ekosistemini 15 yıla yakın süredir gururla sahipleniyoruz. Hem Türkiye'de SANTRAL ve AKM'deki çalışma alanlarımızla hem de ABD'deki ofislerimizle girişimcilerimize fiziki ve stratejik destek sağlıyoruz. Hedefimiz, Türkiye'den dünyaya açılan yeni 'unicorn'lar çıkararak ülkemizin teknoloji ekosistemini global seviyeye taşımaktır" dedi.
***
ENERJİ SEKTÖRÜNDE VERİMLİLİĞİ ARTIRAN ÖLÇÜLEBİLİR DİJİTAL ÇÖZÜMLER ARANIYOR
Enerjisa, teknoloji girişimlerini işbirliğine davet etti. Şirket, gerçek verilerle test edilebilecek ve ölçeklenebilir projelere kapılarını açıyor
Enerji sektörü dijitalleşme ve veri temelli karar alma süreçleri ekseninde hızlı bir dönüşüm yaşarken, sektörün öncü oyuncusu Enerjisa bu dönüşümü teknoloji girişimleriyle hızlandırmayı hedefliyor. Şirket tarafından yapılan duyuruda dağıtım, perakende ve e-mobilite alanlarında tanımlı iş ihtiyaçlarına çözüm üretebilen, ürünü ticarileşme potansiyeli taşıyan şirketlerle uzun vadeli iş birlikleri kurulmasının amaçlandığı belirtildi. Bu çağrıya yanıt veren teknoloji şirketleri, Enerjisa'nın canlı saha ve kurumsal verilerini kullanarak projelerini pilot etme imkânı bulacak. Doğrudan karar vericilerle çalışma şansı yakalayacak olan girişimler, başarılı olmaları durumunda uzun vadeli ticari iş birliği ve güçlü bir referansla ölçeklenme fırsatı elde edecek.

UYGULANABİLİR FAYDA
Enerjisa, iş birliği yapacağı girişimlerde laboratuvar aşamasını geçmiş, gerçek hayat senaryolarına uygun çözümler arıyor. Şirket, canlı operasyon, müşteri veya şebeke verileriyle sahada pratik karşılığı olan uygulamaları önceliklendiriyor. Başvuru yapacak projelerin üç temel kriteri karşılaması bekleniyor: Birincisi operasyonel verimliliği artıracak, mevcut süreçleri hızlandırarak manuel iş yükünü azaltan çözümler. İkincisi bakım ve işletme maliyetlerinde KPI'larla takip edilebilir somut tasarruf sağlayan uygulamalar önerilmesi bekleniyor. Son olarak da mevcut hizmetlerin satışını artıran veya veri üzerinden yeni gelir kanalları yaratan projeler değerlendirmeye alınacak. Ayrıca seçilen projelerin, pilot aşamasının ardından farklı bölgelere veya iş birimlerine kolayca uyarlanabilecek ölçeklenme olgunluğunda olması gerekiyor.
ÜÇ ALANDA DİJİTAL ÇÖZÜM
Dağıtım ve Akıllı Şebekeler: Şebeke operasyonlarında iş sağlığı ve güvenliği ile varlık yönetimini merkeze alan bu kategoride saha ekipleri için görüntü tabanlı İSG teyidi (Smart Helmet vb.), dijital ikiz teknolojileri ve drone ile bakım otomasyonu öne çıkıyor. Ayrıca buz yükü erken uyarı sistemleri ve yapay zeka destekli nitelikli kaçak tespiti gibi çözümler aranıyor. Dijital kanalları büyütmeyi hedefleyen şirket, müşteri kaybını tahminleyen analitik modeller ve çağrı merkezleri için yapay zeka destekli "VoiceBot" otomasyonlarına odaklanıyor. Akıllı sayaç verileriyle güneş enerjisi potansiyelini tespit edip otomatik teklif sunabilen motorlar da bu alandaki beklentiler arasında yer alıyor. Elektrikli araç ekosisteminde ise veri odaklı platformlar hedefleniyor. Şarj istasyonları için kestirimci bakım otomasyonları, talebe göre dinamik fiyatlandırma yapan sistemler ve farklı şarj noktası operatörlerini entegre eden gelir paylaşımı modelleri, aranan teknolojiler arasında bulunuyor.
***
KAHVE KEYFİNE ROBOTİK DOKUNUŞ
Thud e-Robotics, kahve sektöründe yaşanan "nitelikli barista" ve "standart lezzet" sorununa yapay zekâ tabanlı robotik çözümü X Barista ile son veriyor
Dünyada petrolden sonra en çok tüketilen sıvı olan kahve, günümüzde artık sadece çekirdek kalitesiyle değil hız, tutarlılık ve operasyonel verimlilik gibi teknolojik kriterlerle de değerlendiriliyor. Kahve tutkunları için en büyük zorluk olan her bardakta aynı kaliteyi bulma meselesi, yerli girişim Thud e-Robotics'in geliştirdiği fiziksel yapay zekâ çözümleriyle çözüme kavuşuyor. 2024 yılında kurulan şirket, insan ustalığını sensörler aracılığıyla öğrenerek robotik sistemlere aktarabilen teknolojiler geliştirerek gıda ve perakende sektöründe yeni bir dönem başlatıyor.

X BARİSTA USTALIĞI GELDİ
Şirketin ilk dikkat çeken ürünü olan X Barista, latte art gibi üst düzey ustalık gerektiren estetik hareketleri insansı bir biçimde gerçekleştirebilen ve tamamen insansız çalışan bir robotik kahve noktası olarak hizmet veriyor. Thud e-Robotics CEO'su Önder Akyazıcı, vizyonlarının insan dokunuşunu ortadan kaldırmak değil, onu teknolojiyle destekleyerek daha sürdürülebilir ve erişilebilir hâle getirmek olduğunu vurguluyor. Bu teknoloji sayesinde işletmeler, 7/24 standart kalitede hizmet sunarken düşük operasyon maliyeti ve yüksek verimlilik avantajı elde ediyor. TEKNOLOJİ İHRAÇ EDİYOR
Türkiye'nin teknoloji ihraç eden bir merkez olma hedefi doğrultusunda stratejik bir öneme sahip olan bu girişim, FoodTech alanındaki yerli potansiyeli de gözler önüne seriyor. Akyazıcı, çalışmalarının sadece kahve ile sınırlı kalmayacağını, insan ustalığını temel alan farklı sektörlerde de fiziksel yapay zekâ tabanlı çözümler geliştirmek için güçlü bir zemin oluşturduklarını ifade ediyor.
KÜRESEL HİZMET ROBOTLARI PAZARI 50 MİLYAR DOLARI AŞTI
Robotik ve yapay zekâ çözümlerine olan talep, dünya genelinde devasa bir pazar oluşturmuş durumda. Thud e-Robotics'in odağında olan bu pazarın büyüklüğü 2023 yılında yaklaşık 50 milyar dolar seviyesine ulaşan küresel hizmet robotları pazarının, 2030 yılına kadar 100 milyar doları aşması öngörülüyor. Gıda teknolojileri (FoodTech) alanındaki robotik çözümler, yıllık yüzde 20'nin üzerindeki büyüme oranıyla pazarın en hızlı gelişen segmentlerinden biri konumunda. ABD, Çin ve Japonya'nın öncü olduğu bu pazarda Türkiye, yenilikçi girişimleriyle teknoloji ithal eden değil, ihraç eden bir ülke olma yolunda ilerliyor.
***
ŞİRKETLERİN 'DİJİTAL KALBİ' TEHLİKEDE, SİBER İHMALİN FATURASI MİLYONLARI BULUYOR
İş dünyasında dijitalleşme süreçleri hızlanırken, siber güvenlik ihmallerinin maliyeti de her geçen gün ağırlaşıyor. Fidye yazılımları ve veri sızıntıları, artık yalnızca Bilgi Teknolojileri (BT) departmanlarının çözmesi gereken teknik bir sorun olmaktan çıkıp, doğrudan şirket bilançolarını ve marka değerini tehdit eden kritik bir risk kalemine dönüştü. Küresel ölçekte siber tehditler, dışarıdan gelen basit saldırı denemelerinden, çok daha hedef odaklı ve karmaşık operasyonlara evrilmiş durumda. Industrial Application Software (IAS) verilerine göre, bu yeni nesil saldırıların birçoğu artık yapay zekanın kabiliyetlerinden de faydalanıyor. Dijital dönüşümle birlikte şirketlerin "saldırı yüzeyi" olarak adlandırılan risk alanları genişlerken, finans, üretim, insan kaynakları ve Ar-Ge gibi en hassas verilerin tutulduğu ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) sistemleri, şirketlerin adeta "kalbi" veya "beyni" olarak bu tehditlerin merkezinde yer alıyor.

FİDYE DEĞİL ÜRETİM BEDELİ
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan IAS CTO'su Bahtiyar Tan, ERP sistemlerindeki güvenlik açıklarının şirketleri milyonlarca liralık zarara sürükleyebileceğine dikkat çekti. Tan, siber saldırıların gerçek maliyetinin genellikle buzdağının görünmeyen kısmı olduğunu vurguladı. Tan, şöyle devam etti: "Siber güvenlik ihlallerinin maliyeti, çoğu zaman yalnızca fidye bedelleri veya BT onarım harcamalarıyla sınırlı kalmıyor. Üretim hatlarının durması, teslimatların aksaması, kritik Ar-Ge bilgilerinin sızması ve müşteri verilerinin ortaya çıkması gibi sonuçlar şirketleri uzun vadeli bir güven ve itibar kaybıyla karşı karşıya bırakıyor." Tan ayrıca, dünya genelinde sıkılaşan regülasyonlara işaret ederek, veri ihlallerinin artık idari para cezaları ve hukuki yaptırımlar gibi doğrudan finansal sonuçları olduğunu da belirtti.
DAĞINIK SİSTEM RİSKİ ARTIYOR
Birçok kurumda verilerin hâlâ farklı yazılımlar, yerel sunucular ve manuel dosyalar arasında dağınık şekilde tutulması, güvenlik zafiyetini artıran en büyük etkenlerden biri olarak gösteriliyor. Bahtiyar Tan, bu yapının yetkisiz erişim riskini artırdığını ve bir ihlal durumunda hasarın kaynağını tespit etmeyi zorlaştırdığını belirtiyor. Uzmanlara göre çözüm, veriyi tek bir merkezde toplayan bütünleşik ERP platformlarına geçişte yatıyor.