Türkiye'nin en iyi haber sitesi

TİMUR SIRT

Milli işletim sistemi geliyor

Türk Telekom ile Aselsan’ın tarihi işbirliğiyle Türkiye yerli çip teknolojisini kuracak. Ardından milli işletim sistemi devreye alınacak. Böylece yabancı çiplerin arka kapı riskleri önlenecek. Tedarik zincirindeki kesintiler de sona erecek

Teknoloji dünyası Türk Telekom ve Aselsan işbirliğine kilitlendi. İki dev kuruluş ile Ankara Ticaret Odası ve Türk Dünyası İş Konseyi'nin paydaş olduğu girişim, donanımından yazılımına, çipinden işletim sistemine kadar tamamen milli akıllı telefonlar, kullanıcı cihazları ve haberleşme altyapıları üretmeyi hedefliyor.

YOL HARİTASI NE OLACAK?
Küresel ölçekte değerlendirildiğinde zamanlama son derece kritik. Yarı iletken çip tedarikinde ABD-Çin rekabetinin yarattığı arz krizleri, Ukrayna- Rusya savaşının iletişim altyapılarını nasıl bir silaha dönüştürdüğü ve giderek artan küresel siber saldırılar düşünüldüğünde iletişim cihazlarının salt bir teknoloji ürünü değil, stratejik bir güvenlik bileşeni olduğu ortada. Bu nedenle dijital dünya artık yalnızca teknoloji meselesi değil, istihbarat, veri güvenliği, ekonomik bağımlılık ve egemenlik tartışmasının merkezine yerleşmiş durumda.

İki dev şirketin işbirliği de sadece ekonomik bir yerlilik meselesinin ötesinde 'dijital egemenlik' meselesi olarak görülüyor. Bütün dijital bağımsızlık tartışmalarının en başındaki konu yerli çip teknolojisi… Eğer cihazın içindeki çip yabancı ise, yazılımda ne kadar yerlilik sağlanırsa sağlansın eksiksiz bir egemenlik kurulamaz. Bu nedenle ekosistemi tasarlayanların önündeki ilk ve en kritik görev, yerli bir sistem yonga seti mimarisinin geliştirilmesi... Qualcomm, MediaTek veya Apple Silicon gibi yabancı çip mimarileri, donanım düzeyinde arka kapı riski taşır, tedarik zinciri kesintilerine karşı kırılgandır ve lisans koşulları değiştiğinde tüm ekosistemin çökmesine yol açabilir. Kendi çipini üreten bir ülke, dünyadaki otoritelerin ihracat kısıtlamalarından bağımsız hareket edebilir. Aselsan'ın askeri haberleşmeden edindiği spektrum yönetimi deneyimi, sivil modem tasarımına doğrudan aktarılabilir.

DIŞA BAĞIMLILIĞA SON
Yerli çipin üzerinde çalışacak işletim sistemi de ekosistemin ikinci kritik katmanı. İki kuruluşun işbirliğinde uzun vadede Türkiye'nin kendi güvenli işletim sistemi çekirdeğini üretmesi bekleniyor. Kamu kurumlarında, okullarda, belediyelerde ve kritik altyapılarda kullanılan işletim sisteminin dışa bağımlı olması, yalnızca ekonomik değil, güvenlik açısından da sık sık tartışma yaratıyor.

UÇTAN UCA DEPOLAMA
Kullanıcı verilerinin yalnızca Türkiye'deki veri merkezlerinde depolanmasını zorunlu kılan, uçtan uca şifrelenmiş depolama ve iletişim altyapısı da işbirliğinin önemli başlıklarından biri olacağa benziyor. Yerli çip, milli işletim sistemi ve yapay zeka teknolojisinin entegrasyonuyla şekillenecek bu ekosistem tam dijital bağımsızlık anlamına geliyor. Küresel tedarik zinciri tekellerini kıracak bu yeni nesil ürünler, Türkiye'yi teknoloji tüketen konumundan üreten ve ihraç eden konumuna taşıyabilir.


FABRİKASIZ TASARIMDAN ÜRETİM ORTAKLIĞINA
Türkiye'nin bugün itibarıyla kendi 5 nm veya 7 nm fabrikası bulunmuyor. Ancak fabrikasız tasarım modeli, başlangıç için pragmatik bir yol sunabilir. Çip mimarisi tamamen Türk mühendislerin elinden çıkar, üretim ise TSMC veya Samsung gibi dost ülkelerdeki fabrikalara yaptırılabilir. Orta vadede Türkiye kendi fabrikasını kurabilir.

***


YAPAY ZEKA İLE ARAMADA YENİ BİR ÇAĞ BAŞLIYOR
Google, 25 yılı aşkın süredir gerçekleştirdiği en büyük güncellemeyle arama motoru deneyimini tamamen baştan yarattı. Yalnızca sorulara yanıt veren değil, kullanıcılar adına eyleme geçen ajan tabanlı bir döneme geçiş yapılıyor
Yeni nesil arama teknolojileri yapay zeka ile büyük değişim yaşıyor. Bu yeni dönemde öne çıkan yeniliklerin başında, Gemini 3.5 Flash modeliyle desteklenerek niyetinizi öngören ve sorularınızı şekillendirmenize yardımcı olan yeni akıllı Arama kutusu geliyor. Kullanıcılar artık yalnızca metinle değil görsel, dosya, video veya Chrome sekmeleri gibi pek çok farklı formatla arama yapabiliyor. Ayrıca, arka planda 7/24 çalışan kişiselleştirilmiş bilgi ajanları haberler, fiyat değişimleri ve emlak ilanları gibi belirlediğiniz konulardaki güncellemeleri anlık olarak tarayıp size bildiriyor. Arama artık karmaşık sorularınıza özel grafikler ve simülasyonlar oluşturabiliyor ve tekrarlayan süreçleriniz için doğrudan arama içinde kaldığınız yerden devam edebileceğiniz kalıcı pano kodlayabiliyor. Tüm bunlara ek olarak, yaklaşık 200 ülke ve 98 dilde sunulacak olan Kişisel Zeka ile Gmail, Google Fotoğraflar ve yakında Google Takvim verilerinizi Arama'ya güvenle bağlayarak daha bağlamsal sonuçlar elde edebiliyorsunuz.

EVRENSEL SEPET DÖNEMİ
Google, ajan tabanlı ticaret altyapısının kalbi olarak Evrensel Sepet özelliğini duyurdu. Arama, Gemini, YouTube veya Gmail kullanırken eklenebilen ürünler bu akıllı sepette toplanıyor. Evrensel Sepet, siz alışveriş yaparken arka planda indirimleri takip ediyor, stok durumlarını kontrol ediyor ve bilgisayar donanımları gibi birbirine uyumsuz parçalar seçtiğinizde sizi uyararak alternatifler öneriyor. Google Cüzdan entegrasyonu ve Evrensel Ticaret Protokolü sayesinde satın alma işlemleri güvenle ve tek tıkla tamamlanabiliyor. I/O 2026'da duyurulan pek çok gelişme Türkiye'de de hızla kullanıma sunuluyor. Önceki modellere göre 4 kat daha hızlı çalışan yeni Gemini 3.5 Flash modeli Türkiye'de Arama'daki AI Modu ve Gemini uygulamasında herkesin kullanımına açıldı. Tamamen yenilenmiş akıllı Arama kutusu ve üretken arayüz yetenekleri de bugünden itibaren Türkiye'deki kullanıcılar tarafından deneyimlenebiliyor.


AKILLI GÖZLÜKLER SONBAHARDA SATIŞTA
Google, çevreyle olan bağınızı koparmadan yapay zeka yardımı almanızı sağlayan akıllı gözlüklerini bu sonbaharda piyasaya sürecek. Samsung, Qualcomm, Gentle Monster ve Warby Parker ortaklığıyla geliştirilen gözlükler "ses odaklı" ve "ekranlı" olmak üzere iki ana versiyonda kullanıcıların karşısına çıkacak. Kullanıcılar telefonlarını ceplerinden hiç çıkarmadan, sadece "Ok Google" diyerek çevrelerindeki nesneler hakkında soru sorabiliyor, yön tarifi alabiliyor veya eş zamanlı sesli çeviri yapabiliyor. Ayrıca cihazda bulunan Nano Bana- na modeli sayesinde sesli komutlarla komik ve düzenlenmiş fotoğ- raflar çekmek de mümkün hale geliyor.

***

DİJİTAL İZLER KİŞİSEL VERİ İFŞASININ YÜKSELEN DALGASI
Ekranların arkasında sessizce büyüyen bir tehdit var. Dijital takip saldırılarının sonucu hep aynı... Bir insanın en mahrem bilgilerinin, izni olmadan başkasının eline geçmesi... Kaspersky'nin Mayıs 2026'da yayımladığı küresel rapor, bu tablonun somut rakamlarla çerçevelenmiş halini ortaya koyuyor. 19 ülkeden 7 bin 600 kişiyle yürütülen araştırmaya göre katılımcıların yüzde 8.5'i dijital takip (stalking) mağduru olduğunu belirtirken, yüzde 5.4'ü kişisel bilgilerinin çevrim içi ortamda ifşa edildiğini, yani doxing'e maruz kaldığını ifade etti. Bu oranlar ilk bakışta küçük görünebilir ancak milyarlarca internet kullanıcısına oranlandığında söz konusu rakamların ne denli büyük bir kitleye karşılık geldiği anlaşılır.

AŞAMA AŞAMA YAPILIYOR
Kişisel veri ifşası tek bir anda gerçekleşen bir olay değil, çoğu zaman aşamalı bir sürecin sonucu. İlk adım genellikle gözetim. Stalkerware denen gizli takip yazılımları, kurbanın akıllı telefonuna fiziksel erişim sağlandıktan sonra kuruluyor. Yüklendiğinde arka planda görünmez biçimde çalışan bu yazılımlar; konum bilgisini, kısa mesajları, fotoğrafları, sesli görüşmeleri ve web arama geçmişini saldırganın uzak konumdan izlemesine olanak tanıyor.

TÜRKIYE İLK 5'TE
Kaspersky'nin 2024-2025 dönemine ait verileri, daha önce hiç görülmemiş 33 yeni stalkerware ailesinin bu dönemde tespit edildiğini ve etkilenen kullanıcıların 160'tan fazla ülkede bulunduğunu ortaya koyuyor. 2023 yılına ait raporlar ise dünya genelinde takip yazılımlarından etkilenen kişi sayısının bir önceki yıla göre yüzde 5.8 artarak 31 bin 31'e ulaştığını gösteriyor. Türkiye bu listede 1.063 etkilenen kullanıcıyla ilk beş ülke arasında yer alıyor. Tehdidin büyümesini kolaylaştıran yalnızca teknoloji değil aynı zamanda bu suçların nasıl adlandırılacağına dair ortak bir dilin yokluğu. UCL Bilgisayar Bilimleri Bölümü'nden Doç. Dr. Leonie Maria Tanczer, teknoloji destekli istismarın hâlâ bağımsız bir zarar kategorisi olarak yeterince tanınmadığını vurgulayarak bunun temel nedeninin hangi davranışları kapsadığına dair ortak bir anlayışın bulunmaması olduğunu belirtiyor. Bu tanım boşluğu pratikte ciddi sonuçlar doğuruyor: birçok deneyim ne raporlanabiliyor ne de destek mekanizmalarına taşınabiliyor.

ARKASINDA İZ BIRAKMIYOR
Üstelik bu suçlar çoğu zaman fiziksel iz bırakmıyor. Stalkerware arka planda sessizce çalıştığı için kurbanlar, mesajlarının okunduğundan, konumlarının paylaşıldığından ya da fotoğraflarının saldırgan tarafından görüldüğünden habersiz yaşayabiliyor. UCL ile Refuge adlı aile içi şiddet kuruluşunun birlikte yürüttüğü araştırma, 2018-2024 yılları arasında teknoloji destekli istismar vakalarına ilişkin başvuruların yüzde 207 oranında arttığını gösteriyor. Bu artış, farkındalığın büyümesini değil tehdidin kendisinin büyümesini yansıtıyor.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA