Dünya genelinde her gün milyonlarca DDoS saldırısı gerçekleşirken, yapay zekâ destekli hacker teknikleri bu saldırıları hem sayıca hem de etkinlik olarak artırmış durumda. Buna paralel olarak küresel siber güvenlik harcamalarının 2026'da yıllık 520 milyar doları aşması, Türkiye'deki harcamaların ise 2029'a kadar yaklaşık 285.8 milyon dolara ulaşması bekleniyor. Türk Telekom, büyüyen bu tehdit ve pazar tablosunda hem koruma sağlayan hem de teknoloji üreten bir aktör olmaya çalışıyor. Şirket, bugün 5 binden fazla kuruma 50'den fazla ürün ve servisle hizmet veriyor, yapay zekâ destekli sistemler sayesinde her ay binlerce oltalama, DDoS ve zararlı yazılım saldırısını daha kurumlara ulaşmadan engelliyor.
24 SAAT KESİNTİSİZ HİZMET
Şirketin siber güvenlik yaklaşımının merkezinde, Türkiye'nin en büyük siber güvenlik merkezlerinden biri yer alıyor. CCNA, CCNP, SANS ve CEH gibi uluslararası sertifikalara sahip 130'a yakın mühendisten oluşan bu merkez, TF-CSIRT tarafından akredite edilmiş durumda ve 7 gün 24 saat kesintisiz hizmet veriyor. Merkezin en dikkat çekici yönlerinden biri, yapay zekâ destekli tehdit avcılığı (threat hunting) sistemlerini kullanarak saldırıları gerçekleşmeden önce tespit edip engellemeyi hedeflemesi. Şirket yetkilileri, bu yaklaşımı yalnızca teknik bir savunma değil, aynı zamanda dijital egemenlik meselesi olarak da tanımlıyor verinin Türkiye sınırları içinde kalması ve yerli yazılımlarla işlenmesi bu vizyonun temel bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Türk Telekom'un portföyünde yer alan hizmetler ağ güvenliğinden uygulama katmanına, uç noktadan bulut altyapısına kadar geniş bir yelpazeye yayılıyor. DDoS önleme sistemleri, daha önce görülmemiş saldırı türlerine karşı sandbox teknolojisiyle çalışan gelişmiş tehdit önleme hizmeti (APT), web uygulama güvenlik duvarları ve veri sızıntısını önleme çözümleri bu portföyün temel taşları arasında bulunuyor. Şirket, olay yönetimi, uç nokta olay tespiti ve müdahale ile istihbarat toplama gibi alanlarda yapay zekâ kabiliyetlerinden yararlanarak saldırılara müdahale sürelerini kısalttığını belirtiyor. 2025 yılında hayata geçirdiği Türkiye'nin ilk telco SASE altyapısı da uzaktan çalışma düzenine uyumlu son kullanıcı güvenliği, kimlik ve erişim yönetimi ile endüstriyel kontrol sistemlerine yönelik xOT güvenliği çözümlerini bir araya getiriyor.
SİBER GÜVENLİK KAMPI
TÜRK Telekom'un yatırımları teknolojik altyapıyla sınırlı kalmıyor şirket, tehdit avcılığından kuantum kriptografiye uzanan çok katmanlı bir yaklaşım izlerken, insan kaynağı yetiştirmeye de ayrı bir önem veriyor. Yıllardır düzenlenen Siber Güvenlik Kampı, siber saldırı, savunma, kriptoloji ve tersine mühendislik konularında genç yeteneklere erken dönem eğitim fırsatı sunuyor. Kampı başarıyla tamamlayanlara "Türk Telekom Siber Güvenlik Kampı Eğitim Sertifikası" veriliyor. Bu yıl altıncı kez düzenlenen kamp kapsamında katılımcılar, sistemlerdeki güvenlik açıklarını bulmaya çalıştıkları "Capture the Flag" yarışmalarında da yeteneklerini sınıyor. Şirket, İstanbul Sanayi Odası ile imzaladığı iş birliği protokolü kapsamında yapay zekâ, nesnelerin interneti, bulut bilişim ve siber güvenlik alanlarında ortak projeler geliştiriyor. 2026 iş ilanlarında da büyük veri, yapay zekâ, siber güvenlik ve bulut teknolojileri alanlarında uzman arayışının öne çıktığı görülüyor.
TÜRKİYE BÖLGEDE TEHDİTLERİN HEDEFİNDE
Türkiye yılın ilk 6 ayında siber saldırıların odak noktası haline geldi. İnternetten kullanıcıların yüzde 22.8'i siber saldırıya uğradı. Ortadoğu'da siber saldırıların merkezi Türkiye oldu

Küresel siber tehdit ekosistemi, yapay zekânın (AI) hem saldırganlar hem de savunmacılar tarafından kontrolsüz bir şekilde entegre edilmesiyle birlikte otonom siber savaşlar dönemine girdi. Kaspersky Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi (GReAT), gerçekleştirdiği son siber casusluk analizlerinde Orta Doğu, Türkiye ve Afrika (META) bölgesini hedef alan tehlikeli bir siber casusluk operasyonunu deşifre ederken, yayınlanan güncel veriler Türkiye'nin bölgedeki en kritik hedef haline geldiğini gözler önüne seriyor. Kaspersky'nin güvenlik çözümleri tarafından derlenen verilere göre, 2026'nın ilk altı ayında Türkiye'deki kullanıcıların yüzde 22.8'inde en az bir çevrim içi tehdit tespit edilip engellendi. Bu oran, karşılaştırmaya dahil edilen on ülke arasındaki en yüksek değer oldu ve Türkiye'yi bölgenin geri kalanının belirgin biçimde önüne taşıdı.
OTONOM SALDIRILAR ÇAĞI BAŞLADI
Siber güvenlik dünyasının son 20 yıldır sürekli bir gelişim içerisinde olduğunu belirten Kaspersky APAC ve META GReAT Başkanı Sergey Lozhkin, günümüzde bu evrimin yönünün tamamen yapay zekâya kaydığını vurguluyor. Lozhkin'in aktardığı bilgilere göre, özellikle fidyecilik (ransomware) grupları başta olmak üzere siber suç örgütleri, hedef kurumlara yönelik ön istihbarat toplama faaliyetlerini tamamen otomatik yapay zekâ sistemleriyle yürütüyor.
SALDIRILARDA YAPAY ZEKÂ ETKİSİ
Yapay zekâ vasıtasıyla şirket çalışanlarının, İK departmanlarının ve üst düzey yöneticilerin profilleri saniyeler içinde analiz edilerek, başta LinkedIn olmak üzere sosyal iş ağlarında sahte çalışan hesapları oluşturuluyor. Hedef odaklı bu sosyal mühendislik tuzaklarının ön hazırlık aşamalarının 2025 ve 2026 yıllarında neredeyse yüzde 100'ünün tamamen yapay zekâ desteğiyle yapıldığı gözlemleniyor. Sadece sıradan suç gruplarının geliştirdiği hırsızlık (stealer) yazılımlarında değil, devlet destekli siber grupların sofistike hedefli saldırı kodlarında dahi yapay zekâ izlerine açıkça rastlanıyor. Saldırıların hızlanmasıyla siber güvenlik bütçelerinde de dengeler altüst olmuş durumda. Şirketler, yapay zekânın sağladığı muazzam verimlilik artışını gördükten sonra bütçelerini buraya kaydırıyor ancak yüksek maliyetler nedeniyle 1 yıllık siber güvenlik yapay zekâ entegrasyon bütçeleri adeta bir bağımlılık gibi sadece 2 ila 3 ay içinde tükenebiliyor. Sergey Lozhkin, siber güvenlik yazılımlarında yapay zekâyı etkin bir şekilde kullanmayanların oyunu kesinlikle kaybedeceğini belirterek, kendi 15 yıllık siber güvenlik uzmanlığını aktardığı yapay zekâ ajanları sayesinde bireysel verimliliğini 10 kat artırdığını ifade ediyor. Lozhkin'e göre, önümüzdeki 2 ila 3 yıl içinde siber dünya, insan müdahalesinin neredeyse hiç olmadığı, tamamen "Yapay Zeka Yapay Zekâya Karşı" (AI vs. AI) savaşlarına sahne olacak.
BÖLGESEL TEHDİTLERDE TÜRKİYE ZİRVEDE!
OTONOM siber savaşın etkileri coğrafi verilere de doğrudan yansıyor. Kaspersky'nin Ocak-Haziran 2026 dönemini kapsayan "Siber Güvenlik Tehdit Tablosu" verilerine göre, güvenlik çözümleri tarafından çevrim içi tehditleri engellenen kullanıcı oranlarında Türkiye, yüzde 22.8 ile META bölgesinde en yüksek siber tehdide maruz kalan ülke olarak zirveye yerleşti.

N1X ÇİPLİ YENİ BİLGİSAYARLAR 2027'DE VİTRİNE ÇIKACAK
NVIDIA, Microsoft ve Arm'ın sosyal medyada paylaştığı "Bilgisayarın yeni çağı" mesajı, duyurunun bir provasıydı. 2027 yılının başında N1X kullanan Lenovo, Asus, MSI, HP, Microsoft'un yeni bilgisayarları vitrinlere çıkacak
Düşünün yıllardır şehir içinde dolaşmak için hep aynı motoru kullanan bir arabanız var: Güçlü ama biraz obur, ısınıyor, pil (yakıt) çabuk bitiyor. Bir gün üretici geliyor ve diyor ki: "Bu motoru çıkarıyoruz, yerine hem çok daha az yakan hem de üstüne neredeyse bir süper bilgisayar gücünde 'yapay zekâ beyni' taşıyan yepyeni bir motor takıyoruz." NVIDIA'nın Computex duyurusunda sahneye çıkan ortak listesi oldukça kalabalıktı. İlk N1X'li cihazları getirecek markalar Dell, Asus, Lenovo, MSI, HP ve Microsoft'un Surface modeli olacak. Zamanlama konusunda NVIDIA'nın kendi açıklaması, ilk cihazların sonbahar 2026'da (yaklaşık eylül-kasım) piyasaya çıkacağı yönünde bazı sektör kaynakları ise 2026 yılbaşı alışveriş sezonuna yetişmeyi, daha geniş model çeşitliliğinin ise 2027'nin ilk aylarına sarkmasını bekliyor. Çipin teknik tarafına kısaca bakacak olursak: N1X, 20 çekirdekli bir Arm işlemciyi (bilgisayarınızın "kaslarını" düşünün) masaüstü sınıfı RTX 5070 seviyesinde bir Blackwell mimarili grafik birimini "yapay zeka beyni" aynı çip üzerinde birleştiriyor. Bu ikisi, klasik bir laptopta CPU ile GPU'nun birbirine kablolarla bağlı iki ayrı oda olması yerine, aynı evde kapı komşusu gibi yaşayıp saniyede 300 GB veri alışverişi yapabiliyor. Sonuç: daha az güç harcayarak, daha yüksek yapay zekâ ve grafik performansı. İlk cihazlar, 14 milimetre kalınlığında (yaklaşık yarım santim!) son derece ince laptoplar ve bazı küçük masaüstü modeller şeklinde geliyor. Yani NVIDIA bu çipi öncelikle içerik üreticilerini, yapay zekâ geliştiricilerini ve ince-hafif laptop arayan kullanıcıları hedefliyor, klasik "her bütçeye uygun" bir lansman değil.
KRAL ÖLDÜ YAŞASIN YENİ KRAL
Tabii bir de madalyonun öbür yüzü var: N1X, x86 değil Arm mimarisinde çalışıyor. Bu da özellikle eski, Arm'a uyarlanmamış oyunlarda ve bazı profesyonel yazılımlarda "çeviri" (emülasyon) gerektirebiliyor. Tıpkı yabancı bir ülkede menüyü çeviri uygulamasıyla okumak gibi, çoğu zaman işe yarar ama bazen gecikme ya da tuhaflıklar olabilir. Intel ve AMD'nin yıllardır hüküm sürdüğü dizüstü bilgisayar dünyasına, Apple'ın kendi çipleriyle yaptığı hamleye benzer bir meydan okuma geliyor. Bu sefer meydan okuyan, oyunun grafik kartı tarafında zaten kral olan NVIDIA.