Türkiye'nin en iyi haber sitesi

MURAT ÖZBOSTAN

Osimhen’siz günlerin planı yapılmalıydı!

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Galatasaray bu gece çok önemli bir maça çıkıyor. Şampiyonlar Ligi serüveni başlıyor. Avrupa'nın en büyük sahnesinde ilk maçlar her zaman değerlidir. İyi başlamak, hem takımın öz güveni hem de sezonun geri kalanı açısından büyük önem taşır. Ama gelin, biraz filmi geriye saralım ve transfer dönemine gidelim. Galatasaray'ın önünde çok net bir soru vardı: Osimhen bir gün sakatlanırsa ne olacak? Nedense Galatasaray bu ihtimali yeterince güçlü şekilde planlamak istemedi. Osimhen'in arkasına kaliteli ve tecrübeli bir golcü almak yerine, Deniz Gül tercih edildi. Deniz; genç, potansiyeli olan, gelecekte önemli işler yapabilecek bir futbolcu. Yerli olması da Galatasaray açısından önemli bir avantaj. Ancak bütün bunların yanında gerçekleri de konuşmak gerekiyor. Deniz Gül bugün için Osimhen'in yokluğunda Galatasaray'ı taşıyabilecek, özellikle Şampiyonlar Ligi seviyesinde takımın gol yükünü sırtlayabilecek bir isim değil. Şimdi "Barış Alper var, Leao var" deniyor.

SAKATLIKLAR SÜRPRİZ DEĞİL!
Elbette bunlar önemli alternatifler. Okan Buruk'un elinde farklı formüller var ve Osimhen olmadığında başka bir oyun planı da ortaya çıkabilir. Ancak benim itirazım tam da burada başlıyor. Büyük hedefleri olan bir takım, en önemli golcüsünün birkaç hafta sahalardan uzak kalabileceği ihtimalini önceden hesaplamak zorunda değil mi? Sezon çok uzun. Şampiyonlar Ligi, Süper Lig, Türkiye Kupası ve yoğun bir fikstür var. Böyle bir maratonda bir futbolcunun sakatlanması hiç de sürpriz değil. Bugün Osimhen'in adale problemi nedeniyle üç hafta, belki dört hafta takımından uzak kalma ihtimali bile transfer döneminde yapılan tercihi yeniden tartışmaya açıyor. Çünkü mesele Deniz Gül'ün iyi veya kötü futbolcu olması değil. Mesele, Osimhen'in olmadığı dönemde Galatasaray'ın elinde doğrudan skor üretebilecek, tecrübeli ve hazır bir santrforun bulunup bulunmaması.

HEPSİ ALTERNATİF
Deniz geleceğe yapılan bir yatırım olabilir, buna kimsenin itirazı yok. Ama Galatasaray'ın bugünkü hedefleri düşünüldüğünde gele- ceği planlarken bugünü de garanti altına almak gerekiyordu. Çünkü Osimhen birkaç hafta yokken kritik bir Şampiyonlar Ligi maçına çıkarsanız ne olacak? Gol gerektiğinde kim sorumluluk alacak? Barış Alper alabilir, Leao elbette alabilir.

Fakat bunların hepsi alternatif çözümler. Benim beklediğim ise Osimhen'in yokluğunda doğrudan onun görevini üstlenebilecek gerçek bir golcüydü. Çünkü büyük takımlar yalnızca ilk 11'lerinin gücüyle değil, kulübelerinin gücüyle de büyük olurlar. Galatasaray'ın kadrosu güçlü, bunu kabul etmek gerekiyor.

YOL UZUN, MARATON ZORLU
Ancak sezonun daha başında Osimhen'in sakatlığı bize önemli bir gerçeği hatırlattı: A planı ne kadar güçlü olursa olsun, B planınız da en az onun kadar sağlam olmak zorunda. Osimhen elbette dönecek. Ama futbol bu; bugün üç hafta denilen sakatlık yarın daha uzun sürebilir, bir başka sakatlık ortaya çıkabilir veya yoğun fikstür başka bir problemi beraberinde getirebilir. O zaman herkes aynı soruyu soracaktır: "Madem böyle bir ihtimal vardı, neden daha güçlü bir alternatif alınmadı?" Umarım Osimhen kısa sürede sahalara döner ve Galatasaray yoluna tam kadro devam eder. Ama sezon çok uzun… Şampiyonlar Ligi başka bir seviye… Ve böyle bir maratonda en önemli silahının arkasındaki planın biraz daha güçlü olması gerektiğini düşünüyorum. Gerisini artık siz düşünün…


İSMAİL KARTAL KALACAK MI?
Aziz Yıldırım, Beşiktaş maçı sonrası çok önemli bir noktaya dikkat çekti: "Daha çok çalışmalıyız." Bu sözün üzerinde durmak gerekiyor. Fenerbahçe sezonu erken açmasına rağmen fizik olarak henüz beklenen seviyede değil. Daha ligin başındayız ama futbolcuların maç içinde nefes nefese kaldığını görüyoruz. İdman programını, çalışma yöntemini dışarıdan bilemeyiz ama Aziz Yıldırım gibi duayen bir isim "Daha çok çalışmalıyız" diyorsa burada bir sorun olduğu açıktır. Bir diğer önemli konu Mert Müldür... Yıldırım'ın "Mert oynamalı" mesajı oldukça netti. Roma maçında Mert'in yüzde 99 ilk 11'de olmasını bekliyorum. Asıl büyük mesele ise kongre sürecinde verilen üç söz:
1-
İyi kadro kurulacak.
2- Şampiyonlar Ligi'ne kalınacak.
3- Şampiyon olunacak.
İlk iki hedef için mücadele sürüyor ancak üçüncü hedef, yani şampiyonluk, Fenerbahçe için asıl ölçü. Bu nedenle Gaziantep maçı İsmail Kartal açısından bıçak sırtı olacak. Fenerbahçe orada da puan kaybederse, Kartal'ın koltuğu çok daha ciddi şekilde tartışılacaktır. Ki bana göre de gidecek... Sezon daha yeni başladı ama Fenerbahçe'de hedef belli: Şampiyonluk... Bunun için de artık sahada çok daha güçlü bir takım görmek gerekiyor.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA