Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HINCAL'IN YERİ HINCAL ULUÇ

1013 nolu sandığın İbrikçi Başısı!.

Bizim Etiler Lisesi tadilatta olduğu için, 31 Mart'ta oyumuzu biraz daha alttaki bir ortaokulda kullandık. Hayatımda ilk defa merdiven tırmanmadan, giriş katında oy verdim...
Bizim 1014 nolu sandık koridorun dibindeydi. 40 yıldır beni yoklayan bel fıtığım var. Yürürken sorun yok. Ama ayakta durmam mümkün değil.. Ağrı başlıyor fena halde.. Gittiğimde de kuyruk var. Ercan'ı sıraya soktum yerime. Ben kenarda bir yer bulup oturdum.
Sonradan öğrendim ki Cüneyt Arkın'la, Nebahat Çehre de bizim sandıktaymış meğer.. Keşke rastlasaydım.. Sarılışmak iyi olurdu.
Beklerken yandaki 1013'ün önünde bağrışmalar oldu.
Kadın küçük oğlu ile gelmiş oy vermeye.. Kapıda bir görevli.. "Çocuk giremez. Dışarda bekleyecek" diyor. Kadın "Bırakacak kimsem yok. Yanımda getirdim" diyor.. Görevli "Nuh" deyip kalıyor.. Efendim görevini yapıyormuş..
Bandırma'daki kış gecelerinden birinde babam anlatmıştı..
O zamanlarda, umumi tuvalet dediğimiz şey, genelde cami avlularında.. Adının apteshane olması belki de bu yüzden. Yan yana tuvaletler, en başta da sıra sıra dizili ibrikler. O zaman akar su yok ya.. Haceti gelen, ibriği alıp içeri giriyor. O tuvaletlere ve ibriklere sahip olsun, tuvaletleri temiz tutsun diye de cami bir görevli tutmuş. Biraz da onore etmek için "İbrikçi Başı" demişler, makamın (!) adına.. O da sandalye atmış oturuyor.
Adam geliyor bir ibrik alıyor.. İbrikçi Başı sesleniyor, "Onu alma, şunu al.."
Her gelene ayni muamele..
Mahallenin yabancısı biri gelmiş bir defasında.. "Onu alma, şunu al" diye bağırınca bizimki, adama sormuş..
"Bunu alsam ne olur ki?."
"Olur mu" demiş, İbrikçi Başı.. "Bizim İbrikçi Başılığımız nerde kalır o zaman?."
O akşam televizyon haberlerinde oy veren ünlüleri görüyorum sandık başında..
Binali Yıldırım üstadımız, iki küçük torunuyla girmiş içeri iyi mi?.
Hayır, ona özel değil. Hemen her yerde içeri çocuklarıyla girenler var.. Zorunlu olduğu için, sevimli olduğu için, çocuklara verdiği değeri göstermek için..
Ama bu İbrikçi Başılara her zaman, her yerde rastlıyoruz işte.. Devir değişiyor ama, insan ayni insan..

***
"İlk defa giriş katında oy verdim" dedim ya.. Verirken de 1994 seçimleri geldi aklıma.. Vurulmuş, hastanede yatıyorum. Tekerlekli sandalye ile getirdi arkadaşlarım beni okula.. Dördü yüklenmişti arabamla birlikte beni de, dört kat tırmanmıştık..
***
Bir gazeteci arkadaşım, sandık heyetinin önüne kimlik olarak basın kartını bırakmış. Bir İbrikçi Başı da orda.. "Bu kart burada geçmez. Kimlik kartınız lazım.."
Yahu Başbakanlık (Bugün Cumhurbaşkanlığı) tarafından, Basın Kartları Yasa ve Yönetmeliği'ne göre verilen, üzerinde resim ve Vatandaş Kimlik Numarası dahil, kimlik kartında yazılı her bilgiyi aynen taşıyan kart, "Benim Hıncal Uluç olduğumu kanıtlama" dışında hiçbir amacı olmayan bir olayda niçin geçerli olmaz ki?.
Üstelik, Basın Kartları Yasa ve Yönetmeliği'nde "Bu kart, her yerde nüfus hüviyet kartının yerine geçer" diye yazdığı halde..
Benim de başıma geldi kaç yerde. Görevli polisler "Olmaz.. Kimlik kartınız" dediler. Yazdım da defalarca bu köşede. İçişleri Bakanlarına başvurdum.
"Ya yasayı değiştirin, ya polislerinize bir genelge yayınlayın" dedim, hiçbiri tınmadı. Artık kavga etmemek için kimlik kartım hep yanımda.. Basın kartım mı?. O da süs diye duruyor.. Hiçbir işe yaramıyor çünkü, üzerinde hem de "Basın Şeref Kartı" yazdığı halde..
On para etmez bir "Şeref!.."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA