Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Federasyon, Yayıncı Kuruluşu ve kulüpleri toplamış, naklen yayın işini görüşmeye başlamışlar..
Görüşmeliler tabii..
Yayın gelirleri, tüm dünyada olduğu gibi, bizde de spor kulüplerinin en büyük, nerdeyse tüm gelir girdisi.. Bu parayı alamazlarsa, batarlar..
Ba- tar- lar!.
Bein adlı Katarlı kuruluş, ödediği 400 milyon doları çıkaramıyor. Dolar durmadan yükseldikçe, zararı daha da büyüyor. Bu yüzden hiç değilse "Kur sabitlemesi" istiyor. Yoksa çekip gidecekler.
Kulüpler zaten, harika (!) yönetimleri yüzünden batakta.. Yayın parası olmazsa yok olacaklar.. Bein'den başkası da ligimize on para vermez..
Lig batarsa, Futbol Federasyonu'nun varlığına gerek kalmaz..
O zaman tabii iki Başkan , arayı bulmak, sorunu çözmek zorunda..
Ne yazık ki, her gün sayfaları palavra, atmasyon, sallamaca transfer haberleri ile dolduran spor medyamız, bu "Ölüm Kalım Sorunu"nu tartışmıyor bile..
Bekliyorlar ki, "Başkan gelsin.. İşe el koysun. Sorun çözülsün.." Bu ülkede her ama her şey Başkan'dan bekleniyor, her sorun ona havale ediliyor, o el koymazsa, hiçbir şey çözülemiyor, sonra da kalkıp Başkan'a "Diktatör" diyoruz..

***
Şimdi ortada bir gerçek var..
Maç yayınlarında, hatta FIFA'nın emrettiği maç öncesi iki takım futbolcularının el sıkışmalarını hiç izlediniz mi?. O sportmenlik, centilmenlik ve FIFA'nın sloganı "Respect/ Saygı" anını seyredebildiniz mi?.
Ne gezer.. İstiklal Marşı biter bitmez yayını kesip, reklama giriyorlar.
Maç başlamasına 15 dakika kala reklamlar başlıyor. Seyirci ekran başına ne zaman geçer, işte o 10, 15 dakika önce. Seyirciyi maç havasına sokacak dakikalarda maç yok.. Reklam var.. Devre arasında ne bekler seyirci..
Uzmanlar ilk yarıyı tartışsın.. Ne var arada?. Reklamlar.. Maç bitince sahayı, tribünleri merak eder seyirci.. Ne var bizde.. Hakem düdük çalar çalmaz, reklam!.
Alt yazı reklam, yan yazı reklam..
Önde, ortada, sonda reklam.. Maç arası reklam değil, reklam arası maç..
90 dakika baştan sona reklama boğulmuş ama, gene de zarar ediyor Yayıncı Kuruluş.. Çünkü o reklamları alabilmek için de fiyatları üç otuz paraya düşürmüşler..
Neden, mesela THY, Amerikan Süper Kupası'nın naklen yayını reklamları arasına girebilmek için 30 saniyeye 7.5 milyon dolar/ 45 milyon lira, ödüyor da, bizdeki fiyat on para?.
Çünkü Türkiye Ligi'nin marka değeri sıfır..
Seyirci, bu kadar kötü oynanan ve bu kadar kötü yayınlanan maçı seyretmek istemiyor. Reytingler hızla düşüyor, Lig TV abonelikleri hızla iptal ediliyor.
Sadece maç izlemek için alınan Digiturk kutuları bile iade ediliyor.
Peki niye marka değeri "Sıfır" ligimizin?.
Daha düne kadar Avrupa'nın sayılı liglerinden biri değil miydik?..
1999- 2000 sezonunda, Monaco'da o yıl henüz müzesinde bile olmayan Avrupa Süper Kupası'nı kazanıp, Hasnun Galip'e getiren Galatasaray'ın oynadığı futbolla, bu yıl Şampiyon olan Galatasaray'ın futbolunu karşılaştırın cevabı bulursunuz!.
Ayni 'in takımı ikisi de..
2000 takımı, 2002'de Dünya Şampiyonluğunu kaçırarak, üçüncülüğe razı olan Milli Takımın iskeletiydi.
2019 takımında İstiklal Marşı okumayı bilen yok. tek kişi veremedi Şampiyonlar!.
2000 takımı, Libero Popescu'dan başlayan ataklarla ortada sahada harika oyun kurar ve Kopenhag'daki UEFA kupası dahil, almadık kupa bırakmazken, dandik kuralarla değil, iki İtalyan, iki İngiliz, iki Alman takımını geçerek, çoğunu deplasmanda da yenerek harika ve seyri doyulmaz bir hücum futbolu oynarken..
İşte 2019'da ayni Fatih Terim'in futbolu..
"Top bizdeyken gol yemeyiz. Bizim yarı sahamızda garanti paslarla top çevirelim.
Yana yan oynayıp 90 dakikayı dolduralım, arada nasılsa bir gol atarız." İstatistiklere bakın. Maçın yüzde 70'inde top Galatasaray'da.. Ama Galatasaray'da olduğu sürenin yüzde 70'inde de o top Galatasaray yarı sahasında.
Çünkü "Yengeç futbolu" oynuyor, yan yan, yan, yan.
Bıktırana, usandırana dek..Yan.. Yan..
Vakit öldürmek rakibin taktiği iken, öldüren Galatasaray'ın kendisi. Rakip gerzek mi üzerine gitsin.. O da çekiliyor kendi sahasına..
Seyrediyor.. Topla en çok buluşan adamlar, Galatasaray'ın iki stoperi.. Çünkü durmadan birbirlerine atıyorlar topu..
Şimdi şampiyonun futbolu buyken millet niye gecesini ekran başında mahvetsin ki?.
Bir şey daha var.
Bütün sene "Ne Süper Ligi beyler..
Bu 'Sahtekarlar Ligi' diye yazdım durdum, tek başıma.
Bu ülkede hakemlik kurumu da sıfır olunca, herkesin yaptığı yanına kar kalınca, futbol sahtekarlığı baş taktik oldu.
Yanından biri hızlı geçsin, en yetenekli, en ünlü futbolcu kendini yere, tribünlerin arkasındaki yoldan geçenin duyacağı canhıraş çığlıklarla hem de, yere atıyor.
Yerde altı kez yuvarlanıyor.. Yüzü koyun kalıyor ve kolunu kaldırıp elini yere vurmaya başlıyor. Sanırsınız otomobil çarptı, adam ölüyor.. Ambülans yetişemezse gitti zavallı..
Oysa yavaş çekimde görüyorsunuz, sahtekara dokunan yok bile.. Ama ne sunucu, ne yorumcu "Bu ne sahtekarlık" demiyor.
Hakem, o araba çarpmış gibi çırpınan adam anında ayağa kalkıp tazı gibi koşunca, ya da kalkıp o "Kırılmış(!)" ayakla frikik atınca oyunu durdurup, kitapta yazılı "Hakemi aldatmak" fiili için sarı kartı alnına dayamıyor.
Hakemi aldatma, rakibe sarı, hatta kırmızı kart göstertme, gol olacak yerden frikik kazanma gibi skor etkileyecek getirileri olan bu sahtekarlıkların cezası yok.
Yutturursan kazanıyorsun, yutturamazsan devam.. O zaman niye yapmasın herkes..
Zekeriya Kaptan (Alp.. Yeni MHK Başkanı) ilk işin hakemlere her ama her sahtekarlığa, taç atışı dahil hakemi aldatmaya yönelik her harekete sarı kart çıkartmayı öğretemezsen, bu Sahtekarlar Ligi bu yıl da devam eder, sorumlusu da sen olursun, Sevgili Kardeşim..
Bu sahtekarlıklar yüzünden oyun dakkada bir duruyor.
Dakka başı duran maçta, gel oyun kur da millet seyretsin!. Mümkün mü?
Sahtekarlara göz yuman hakem de sahtekardır. Bunu herkes bilmeli!.
Şimdi geçen yılın en kötü futbolunu oynayan Galatasaray, Sahtekarlar Ligi'nin kralı 'ü transfer etti, Malatyaspor'dan..
Bana, Galatasaraylı Hıncal'a söylesin biri, ben bu yıl bu Galatasaray'ı niye seyredeyim?.
En büyük transferleri, Adem, Şener, Jimmy Durmaz ve Babel olan Yengeç Futbollu takımı niye seyretsin, Galatasaraylı Hıncal ha?.
Peki Yayıncı Kuruluş, başta Sevgili Şansal, seneler boyu bu sahtekarlıklar, futbolu ve seyir zevkini öldüren bu utanç taktikleri için tek program yapma, geçtik, yayınlarında tek laf etme gereği duydu mu da, şimdi "Seyredilmiyor, bu yüzden reklam da gelmiyor" diye ağlıyorlar..
Tencere dibin kara.. Seninki benden kara..
En kara olan da biz medya.. Başta Yayıncı Kuruluş medyası olmak üzere, biz, hepimiz.. Tüm spor yazarı olanlar, spordan geçinenler, hepimiz suçluyuz!.
Türk Futbolu'nun marka değerini yükseltmek, hepimizin görevi..
Susarak, kulüp başkan ve hocalarına yalakalık yaparak bir yere varamayız!.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA