Her geçen gün daha çok sayıda insan internete göç ediyor. Özellikle de Second Life gibi sanal dünyalara. Bu ortamlar kurgusal ama aslında gerçek ortamlar. İnsanlar buralarda gerçek parayla yatırım yapıp gerçek ilişkiler kuruyorlar ve gerçek zamanlarını harcıyorlar. Öyleyse tıpkı gerçek dünyada olduğu gibi 'sanal'da 'adalet'e yani kanunlara ihtiyacımız var ve gelecek zamanda bu ihtiyaç daha da belirgin hale gelecektir muhtemelen.

Tüm dünyada hukukçular artık 'sanal hukuk' üzerine kafa yormaya başlamış durumda. Bu kafa yoranlardan biri de NewJersey Rutgers Üniversitesi Hukuk Fakültesi profesörlerinden Greg Lastowka. Geçtiğimiz yıl Yale Yayınları'ndan "Virtual Justice: The new laws of online worlds" (Sanal Adalet: Online dünyanın yeni kanunları) adlı bir kitabı çıkan Prof. Lastowka, kitabında neden yeni kanunlara ihtiyacımız olduğunu açıklarken çarpıcı bir gerçeği gözler önüne seriyor: "Sanal dünyalardaki kılıç gibi sanal objeler üzerinden bile yılda 2 milyar dolar para dönüyor. Örneğin sadece Farmville oynayan 70 milyon insanın onda birinin parayla traktör yakıtı aldığını bile düşünsek, ciddi paralar ortaya çıkıyor. İnternet üzerinden dönen ticareti de dahil ettiğimizde söz konusu rakam yüz milyarlarca doları buluyor."
Sanal kılıcını çalan arkadaşını öldürdü
Legal sistemlerimiz ise henüz sanal malvarlıklarının fiziksel malvarlıklarıymış gibi işlem görüp göremeyeceği konusunda kararsız. Ancak 'sanal'da yaşanan olaylar göz ardı edilecek türden değil. Bununla ilgili olarak 2005 yılında geçen bir olayı hatırlatmak isterim. Çinli oyuncu Qiu Chegwei hakkında. Chegwei online oyun Legend of Mir 3'de saatlerini harcayarak kazandığı dragon kılıcını, rica etmesi üzerine bir arkadaşına ödünç olarak verir. Arkadaşı da kılıcı iyi bir paraya satar. Kılıç, sanal dünyanın en güçlü silahlarından biri ve Çin'deki piyasası 1000 dolar civarındadır. Bunun üzerine Chegwei, durumu polise şikayet eder. Ancak Çin polisi olayı gerçek bir hırsızlık vakası olarak görmeyi reddeder ve konuyla ilgilenmez. Chegwei de 'adalet'i kendisi sağlamaya karar verir ve arkadaşını öldürür. Şu an ömür boyu hapis cezasını çekiyor. Eğer böyle konularla ilgilenen bir polis departmanı ve bir yasa olsaydı bu trajedi yaşanmayabilirdi. Eğer sanal varlıklar ekonomisini düzenlemezsek ve kanunlar bunlara karşı kör olursa, karşımıza çıkacak olan, Prof. Lastowka'nın da dediği gibi 'anarşist bir online bölge' olur.
Avatarlara şirket cezası

Gerçi mevcut karmaşa az çok sanal dünyaların kurucuları tarafından konulan şirketsel kanunlarla azaltılmaya çalışılıyor. Mesela online cemaat LambdaMoo, kendine göre bir cezalandırma mekanizması oluşturmuş. Eğer avatarınız yanlış bir şey yapar, hoşa gitmeyecek davranışlarda bulunursa, derhal kurbağaya dönüştürülüyor. Masaldaki gibi. Bu bir bakıma teknolojinin kanunları geride bırakması anlamına da gelir. Second Life'ta da suç işleyen avatarlar bazen ceza olarak uçsuz bucaksız mısır tarlalarına yollanıyor. Ancak bunlar hep site sahiplerinin verdiği cezalar, gerçek ve legal cezalar değil.
Teknolojiden anlayan hakim yok
Birçok sanal dünya var. World of Warcraft gibi fantezi dünyalar, kullanıcı tarafından oluşturulan Second Life gibi dünyalar, Disney's Club Penguin gibi çocukları hedefleyen dünyalar, Facebook'daki Farmville, coğrafik olarak hedefli fantezi dünyalar var mesela; ki bunlar genellikle Çin ve Kore'de popüler. Tüm bunlar sanal dünyaların içine giriyor. Üstelik kullanıcılar bazen bunları oyun olarak bile görmüyor. Bu, adalet açlığını daha da büyütüyor. Şimdiye dek mahkemeye düşmüş ve düşmemiş pek çok olay var. Eve Online Investment Banks'ta ve Second Life'da dolandırılan yatırımcılar örneği en bilinenlerden. Ancak tüm şikayetlere rağmen bu konularla alakalı herhangi bir soruşturma yapılmadı. Yapılsa dahi, sadece Türkiye'de değil, aslına bakarsanız tüm dünyada, herhangi bir internet davasına bakacak teknolojik yeterlilikte hakim bulmak bile bir problem. Çoğu kez hakimler bilgisizliklerinden dolayı hatalı kararlar verebiliyorlar.

Topraklara el koyup 'kamulaştırma' dediler
Ortada böyle büyük bir adalet problemi varken, kullanıcılar sanal dünyaların kurucusu olan şirketler tarafından da mağdur edilebiliyor. Bununla ilgili geçen yıl bir dava vardı. Second Life'da binlerce dolarlık sanal toprak satın alan bir avukatın topraklarına, oyunun yapımcısı olan Linden Lab. tarafından el konmuştu. Basitçe, oyuncunun bu toprakları bir hileyle aldığını düşündüklerini açıklayarak üstelik. Avukat da malvarlığına kanunsuzca el konulmasından dolayı dava açmıştı. Şirket bu durumu üyelik sözleşmesine uydurarak 'kamulaştırma' yaptıklarını ilan etti. Linden Lab. bir taraftan insanları Second Life'ta iş kurmaya ve malvarlığı edinmeye teşvik ederken bir yandan da 'sözleşme şartları gereği' bahanesiyle kişinin her şeyine el koyabiliyor. "Siz bunların gerçek sahibi değilsiniz ve rahatsız olduğumuzda bunları sizden alabiliriz" diyebiliyorlar. Bu tür şirketlerle baş edebilmek mümkün de değil. Örneğin World of Warcraft'ın sahibi Blizzard Activision'ın ciddi bir avukat ordusu var. Böyle durumlarda 'Nerede bu devlet?" denebilecek tek yer Güney Kore. Burada fantezi dünya oyunları çok yaygın olduğundan, devlet bu türlü sanal malvarlığıyla ilgili hırsızlık, dolandırıcılık ve el koyma gibi problemlerde devreye giriyor. Güney Kore'de böyle binlerce dava ve soruşturma mevcut.
Sanal savaş suçu
Sanal dünyalardaki etik problemler ise işin bir başka boyutunu oluşturuyor. Örneğin İsviçreli insan hakları organizasyonları Trial ve Pro Juventute, Army of Two, Battlefield Bad Company, Call of Duty 5, Close Combat: First to Fight, Far Cry 2, Soldier of Fortune ve Tom Clancy Rainbow 6 Vegas gibi 24 oyun üzerinde savaş suçu araştırması yaptırmıştı. Çünkü bu oyunlarda cinayet işlemek, işkence yapmak, evleri yakıp yıkmak serbest. Nereden bakılırsa bakılsın internette ciddi bir 'adalet' boşluğu olduğu ve en kısa zamanda uzman kadrolar tarafından doldurulması gerektiği ortada.