Türkiye'nin en iyi haber sitesi
AYŞE ÖZYILMAZEL

Zorla ürün satmaya çalışan eczaneler...

Söz edilmeyen böyle de bir dram var sevgili okurlar... Ürüne ürün demeyen lüks eczanelerden birine girdiniz. Diyelim, alacağınız topu topu bir güneş kremi. "Bilmem ne marka güneş kremi var mı?" diyorsunuz ve eczacı atılıyor: "Aaa bakın şu marka yeni çıktı, ondan kat kat daha iyi, üst segment (bölüm demek istiyor yani, havalısı segment) bir ürün." Yani kullanmazsan, alt segment bir kişiliksin; ona göre kararını ver.

ISRAR DA ISRAR!
Bakıyorsunuz; markayı ne duydunuz, ne de daha önce kullandınız.
Üstelik istediğiniz üründen kat kat pahalı ve almak istemiyorsunuz.
Ama yoook! Eczacı ille de onu satacak. Yüzünüze, 'Sen anlamıyorsun, doğrusu bu, diğerini kullanırsan güneşin altında cayır cayır yanıp kırış kırış olacaksın' bakışı atıyor. Israr da ısrar... Bir yanda almak istediğin, bir yanda bilinmez ve almazsan eczacıyı küstüreceğin ürün. Vicdanım n'olur sus! Küslük istemiyorum şu hayatta.
Sadece güneş kremi değil, şampuanda da, kremlerde de, vitaminlerde de aynı zorlamaya maruz kalıyorsunuz. Sanırsınız, yan yana dizili balıkçıların önünden geçiyorsunuz ve kapıdaki garson sizi içeri sokmaya çalışıyor.
Aynı sinir, aynı kaçıp kurtulma arzusu sarıyor içinizi.
Ve her nedense bu 'muhteşem' ürünlerin raf ömrü de kısa oluyor, ertesi sezon gelsin yeni 'muhteşem' ürünler.
Sanırım bu canhıraş pazarlamanın sebebi, eczanelerin yeni markalarla yaptıkları satış üzerinden komisyon anlaşmaları.
Kendilerini sükunete davet ediyorum. Bu tavrı gördüğüm eczanelere bir daha girmiyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA