Mısır konusu esasında basit: Çizginin ya o tarafındasınız, ya bu tarafında. Ya halkın oylarıyla seçilmiş iktidarın askeri darbeyle alaşağı edilmesine karşısınız, ya da "olur böyle şeyler" diyorsunuz. Şu son derece yalın bir gerçek: seçimlerle işbaşına gelmiş bir hükümetin, askeri darbe sonucu devrilmesine karşı çıkmak, söz konusu iktidarın icraatlarını desteklediğiniz anlamına gelmemektedir. Evet, bir itiraz olarak denildiği gibi, demokrasi sadece serbest seçimler değildir. Ancak seçimlerin sonuçları, halkın oyları, demokrasinin olmazsa olmazıdır. Seçilmişlerin hataları veya yetersizliği darbeye meşruiyet sağlamaz. (Devrimle sonu gelen Hüsnü Mübarek seçilmiş lider değildi. Darbe süreciyle gelmiş diktatördü; yıkılması meşruydu.)
Serbest demokrasiye yeni geçmiş ve derin devlet yapısı oldukça kuvvetli olan Mısır'da açık toplumun ancak yavaş yavaş, belki de gelecek onlarca yılda bir ihtimal tesis edilebilecek olması, rejimin 40 yıllık vesayetçisi ordunun siyasete balyoz indirmesine meşruiyet olamazdı. Fakat ne denli kuvvetli bir yapı olduğunu defalarca dinlediğim Mısır derin devleti karşısında, Muhammed Mursi henüz muktedir değildi. Ne askere, ne polise, ne de bürokratlara söz geçirebiliyordu. Atadığı isimler ve aldığı kararlar mahkemelerin, Anayasa Mahkemesi'nin engellemelerine takıldı. Üstelik kendisini deviren Genelkurmay Başkanı Sisi'yi, geçen yılın Ağustos ayında 17 Mısır askerinin ölümüne yol açan saldırı sonrasında bizzat Mursi atamıştı. 48 saat sure veren ultimatom üzerine, Mursi'nin yapması gereken, aynen 17 askerin öldüğü Sina Yarımadası saldırısı sonrasında yaptığı gibi Genelkurmay Başkanı'nı derhal görevden almak olmalıydı. Fakat, Mübarek'in devrildiği Tahrir protestoları sırasında, Sisi'nin takındığı ve Mursi'nin de güvenini kazanmasına yol açmış olan tutumunun, bu kez Mursi'nin yanılmasına yol açtığını görüyoruz.
Batı demokrasilerinin askeri darbe karşısındaki tutumu artık değerlendirme konusu yapmak bile gereksiz. Darbeye darbe demeyerek, yalnızca işlerine gelen darbelere karşı çıkan, işlerine gelemeyenlere göz kırpan Batı demokrasilerinde, sadece medyanın karşısına çıkan sözcülerin işi zordu. Sisi sayesinde, sözcülerin kelime cambazlığında artış olmuştur. Amerika'nın 'askeri darbe' veya 'askerden gelen talimat üzerine' kelimelerinden herhangi birini telaffuz etmemesinin sebebi açık. İlgili federal mevzuat olan, Yabancı Yardım Kanunu tartışılamayacak bir netlikte: 'ABD'nin yardım yaptığı bir ülkede, darbe veya asker kaynaklı bir talimat sonucunda hükümetin devrilmesi halinde, yapılan yardım kesilmek zorundadır' diye emrediyor. İşte bu yüzden, Sisi'nin kendisi de, muhtemelen çok arzu etmekle beraber, Cumhurbaşkanlığı makamına kendisi oturamadı. En azından görüntüde askeri darbe değilmiş gibi yaptılar. Fakat, darbe değilmiş gibi yapsalar da, cuntasıyla beraber, apoletli üniformasıyla okumuş olduğu bildiri bile Yabancı Yardım Kanunu'nun yabancı yardımı kesmeyi mecbur tutan hükmünün hayata geçirilmesini sağlamaya yeterli. Washington bunu tercih etmemiş gözüküyor, o apayrı bir konu.
Avrupa'dan da, Birlik tarihine kara bir leke olarak geçecek, tepki bile sayılamayacak değerlendirmeler gelirken, konuya dair en dik duruşu Türkiye'ninkine paralel bir biçimde Avrupa Konseyi sergiledi. 'Oldukça geç kalmış bir açıklama' olsa da, Genel Sekreter Thorbjørn Jagland, Mısır'daki iktidar gaspına darbe diyememenin, diğer ülkelerdeki darbeleri meşrulaştıracağı tehlikesine dikkat çekiyordu. Seçimle gelmiş iktidarların sihirli değneklerinin olduğunu zannedenlerin, askeri gücü arkalarına aldığı ayaklanmalarla bir domino etkisi başlatmasından korkulur.
Mursi muhaliflerinin şu aşamada en çok arzu ettiği hareket, darbe karşıtı olarak tüm Mısır'da meydanları doldurmuş olan insanların şiddete bulaşması. Bu tutum, haklı durumda olan bir kitlenin, özellikle dünya nezdinde haksız duruma düşmesine yol açacaktır. Mevcut gidişatta yarın ne olacağı belirsizliğini korurken, darbe karşıtlarının, Mısır'ı Suriye'ye dönüştürmeyi arzu edenlere karşı uyanık olmaları gerekiyor. İhvan'ın onurlu dik duruşunu tahrik etmek isteyen, fitili ateşlemeyi hedef seçmiş kesimlerin içeride de dışarıda da varlığı, bilinmeli. Müslüman Kardeşler arasında olan, onlardanmış gibi görünen, uyuyan çeşitli hücrelerin mutlaka vardır. Tabii Mısır'daki tüm gelişmelerin, az veya çok kan akışı ya da bir iç savaş olmaksızın gerçekleşmesi büyük arzumuz.
Muhammed Mursi'nin Cumhurbaşkanlığındaki Mısır'da, askeri darbe olunca pastaların kesildiği, sunucularının sevinç gözyaşları döktüğü OnTV ve OTV adlı iki muhalif kanal bile kesintisiz biçimde yayın hayatını sürdürebiliyordu. Üstelik kanalların sahibi Necip Onsi Saviris, darbenin arkasında olan, kesenin ağzını açmış kişiydi. Askeri darbe sonrasında altı televizyon kanalı ve Mursi'ye yakın görülen çeşitli gazeteler kapatıldı. Bir askeri darbe, kendisinden beklenenleri hayata geçiriyor, çeşitli tutuklamalar gerçekleştiriliyordu. Darbeye karşı çıkan halk kitleleri, yaklaşık 35 milyon kadar insanla sokaklardan ayrılmamayı ve Müslüman Kardeşler, Muhammed Mursi koltuğuna geri dönene kadar bu direnişi sürdürmeyi amaçlıyorlar. Üzücü bir gerçek ki, her askeri darbe gibi Mısır'ın 2013 askeri darbesi de birtakım sivillerden destek gördü. Bu da onların geleceklerine bıraktıkları miras.
Samimi demokratlar bir tarafa, o sosyal çevrelerin iç yapısından çok uzak olanlar farkında olmasa da, gerçek şu ki, darbe mağduriyeti, pekçok konuda onunla aynı fikirde olmayan Müslümanları da tam anlamıyla Mursi'nin yanına çekti. Kanlısıyla kansızıyla, Cumhuriyet öncesinden başlayarak askeri darbeleri tecrübe etmiş Türkiye toplumu olarak, Mısır'daki kanlı darbenin (evet, kanlı; sivil ölümleri atlanamaz) sonuçlarını kestirmek mümkün. Kendisi bundan sonra yola ne şekilde devam etmeyi tercih eder, bilinmez; ancak darbenin hem Muhammed Mursi'yi hem de Müslüman Kardeşler hareketini güçlendirdiği tartışmasız bir gerçek. Mücahit Küçükyılmaz'ın çokça paylaşılan tweet'inde ifade ettiği gibi, "Mısır'ın Tayyip'i yıkıldı diye sevinenler yanılıyorlar. Mursi, Mısır'ın Erbakan'ıydı; Mısır'ın Tayyip'i gelecektir".
Muhammed Mursi iktidarının başarılı olmaması amacıyla içeride ve dışarıda askeri darbenin planlarını yapanlar ve başarısızlığı sağlamak amacıyla yabancı sermaye akışına engel olanlar utansın. Darbe üzerine Mısır'ın üyeliğini askıya alan Afrika Birliği kadar olamadılar.
cuneyder@gmail.com
@cuneyder