Rus haber ajansı Interfax'ın haberi dikkatimi çekti. Rusya'nın, futbolda şikeyle mücadele konusunda Avrupa'nın hazırlayacağı uluslararası sözleşmeye destek vereceğini açıklamasını bildiriliyordu. Şike konulu antlaşmaya değinen haberin dikkatimi çekmesi, yakın sayılabilecek bir tarihte Yargıtay'ın Türkiye'yi sarsan şike davasıyla ilgili kararını açıklamış olmasıyla ilgiliydi.
85 sanıklı şike davasının Türkiye'nin gündemine oturduğu yıllarda ve öncesinde, sporda şike, teşvik primi ve doping konuları, dünya gündeminde zaten hep vardı. Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA), Türkiye'deki davadan birkaç yıl sonra, Mayıs 2013'te Londra'da gerçekleştiği kongresinde "ırkçılık ve şikeye karşı sıfır tolerans" prensibi çerçevesinde ciddi yeni kararlar almıştı. Tabii dünyanın diğer yerlerinde patlak veren benzer soruşturmalar ve davaların oluşturduğu birikim de, şikenin ara ara gündeme alınmasında etkiliydi. Bu sürecin öncesinde ve sonrasında, gerek Avrupa'nın ululsararası parlamentoları, gerek uluslararası yargı kurumları konuya dair kararlar vermişlerdi. Avrupa kurumları, uluslararası meclis kararlarında, futbolda şike konusunu "bir yolsuzluk türü" olarak görüyor, kamu düzenine ve hukukun üstünlüğüne tehdit olduğunu vurguluyorlardı. Aslına bakılırsa, konunun Türkiye gündemine bomba gibi düşmesinin sebebi eşzamanlı şafak operasyonları sonucu pekçok şehirde yapılan baskınlarla önde gelen kulüplere, antrenörlere ve menajerlere yönelmiş olmasıydı. Yoksa tekrar edelim ki, şike konusu, Türkiye kamuoyu pek farketmese de, daima dünya gündemindeydi.
Bir yolsuzluk türü olan şikenin cazibesi, bir çeşit kumar gibi oyuncuları sardığından olacak, mesela Ocak 2013'te FIFA, Güney Kore futbol liginden 41 oyuncuya şike yapmaktan ceza vermişti. Ağustos 2013'te ise El Salvador milli takımının 22 oyuncusu şikeye karışmaktan cezalandırıldılar. Bunlardan 14'ü, ömür boyu men edildi. Bir aydan daha kısa bir zaman sonra, Belize Milli Takımı yetkilileri, Amerika Birleşik Devletleri'yle olan maçı "vermeleri" konusunda kendilerine "talep" geldiğini ve maddi sıkıntılarına rağmen teklifi geri çevirdiklerini ifade ettiler. Dünyada 50'ye yakın ülkede futbolda şike soruşturması olduğunu ifade edebiliriz. Britanya'dan Avustralya'ya kadar pek çok soruşturma sonucu, onlarca sporcu demir parmaklıklarla tanışmıştı. Usulleri daha farklı olmakla beraber, tüm o ülkelerdeki yargılama ve soruşturmalarda da dinlemelerin, görüntülerin, raporların, iddiaların ve hatta gizli tanıkların söz konusu olduğundan emin olun. Belki esaslı fark, kimi dava ve soruşturmalarda şahit olduğumuz üzere, gizli olan soruşturma tutanaklarının, kamuoyunda algı oluşturmak adına, birileri tarafından medyaya servis edilmemesiydi.
Belize Milli Takımı'na yaşatılmış rüşvet teşebbüsü bir tarafa, Birleşik Devletler'deki 'soccer' liglerini değerlendirdiğimizde, pazar bakımından şike varsa da, kesinlikle kayda değer bir oranda olamayacağı yönünde görüş belirtiliyor. Bunda şüphesiz, Amerikalıların bahis oynarken, 'soccer'ı pek tercih etmiyor olmalarının büyük etkisi var. ABD'deki sporun büyük pazarı Amerikan Futbolu Ligi NFL'den yana ise lig tarihinin, tüm dünyadaki spor müsabakaları gibi şike kavramından uzak olmadığını söyleyebiliriz.
Kısaca tüm dünyada, "özellikle 'foot'ball olan futbolda", şikeyle mücadele rüzgârları sert biçimde esmekte. Gerek şike gerek bahis konusunda gündeme gelen meblağlar, kara paranın aklanması gibi hassas bir başlıkla beraber anılıyor. Durum kara para ile birleşince, devletlerin konuya dair daha esaslı ortak bir irade ortaya koymaları, geç de olsa gündeme geldi. Bu çerçevede hazırlanan Avrupa Konseyi şikeyle mücadele uluslararası sözleşmesi, şike suçunun soruşturma ve kovuşturma aşamalarının daha kolaylaşmasını sağlamayı hedefliyor. Böylelikle bu suçun üzerine gidilirken devletler işbirliği ve bilgi alışverişi de gerçekleştirilebilecekler. Bu uluslararası antlaşmayla beraber, şikeye giden yoldaki pek çok eylemin de suç olarak düzenleneceği belirtiliyor. Bu antlaşma metninin hazırlanması konusunda Avrupa Konseyi'nin, Türkiye'nin de dahil olduğu Avrupa ülkelerinin yanı sıra, Avustralya, Belarus, Fas, İsrail, Japonya, Kanada ve Yeni Zelanda ile işbirliği yaptığı bildiriliyor. Bu bilgiden yola çıkarak şikeyle ortak mücadeleyi amaçlayan bu Avrupa antlaşmasına, Avrupa ülkelerinin yanı sıra, saydığımız ülkelerin de imza atacağı kesin gibi.
Başta Avrupa olmak üzere dünya çapında şikeyle etkili mücadeleyi hedefleyen antlaşma, Eylül ayından itibaren devletlerin imzasına açılacak. Devletler bu sözleşmeyi imzalamalarının öncesinde veya sonrasında şike ve bahis konularında yeni ceza hükümlerini kanunlaştırabilirler. Şike konusunda veya başka konuda, belli bir tarihten sonra çıkarılan ceza kanunlarının eski tarihlere etkili olması, yani geriye yürümesi mümkün değildir. Bu bakımdan, bu gelişmenin Türkiye'de görülmüş davalara herhangi bir şekilde etki etmesi söz konusu olamaz. Şimdilerde, başta muhalefetteki siyasi partiler tarafından olmak üzere, zaman zaman dile getirilen talep, artık günlük haber akışlarının olağan bir kavramına dönüşmüş görünen 'yeniden yargılama'. Pek çok kişinin de bir ümitle talep ettiği yeniden yargılama yolunu mümkün kılabilecek usullerden biri, Yargıtay'ın da onamış olduğu cezalar için bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne gitmek olarak görülüyor. Bu davada veya diğerlerinde, yargılama sırasında soruşturmanın gizliliğinin ihlal edildiği ve yargısız bir infazla sanığın suçlu ilan edildiği gibi ölçüleri ileri sürebilmek mümkün olabilir. Ancak Anayasa Mahkemesi adil yargılama hakkının ihlal edildiğine, dolayısıyla yeniden yargılamanın gerektiğine karar vermezse, başvurulabilecek bir sonraki çare, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi. Tüm bu uzun sürecin mutlaka sanığın ve sevenlerinin arzu ettiği biçimde sonuçlanabileceğinin de hiçbir zaman garantisi yok. Aynen, en baştan başlayarak yeniden yargılamanın gerçekleşmesi halinde, yeniden yargılaması gerçekleştirilen davanın beraatla sonuçlanacağının garantisinin olmaması gibi.
cuneyder@gmail.com
@cuneyder