''Sansüre sonuna kadar karşıyım! Yaşasın kişisel özgürlükler!" demek ve daha da ileri gidip ''Sansüre karşı sonuna kadar direneceğiz'' diyerek ortalığı velveleye vermek kolay. Eminim çoğu aydın bunu söyler. Ben değil! Bu durum beni aydınlanmamış mı kılar? Belki de, ama ben sansüre karşı değilim hatta özgürlüklerin kısıtlanmasını destekliyorum!
Yasakların yasakladığını yapmaktan ironik bir haz alıyorum. Yanlış anlaşılmasın, kanun kaçağı veya kanunsuz asla değilim ama konu sanat olunca provokatif konular beni cezp ediyor. Hele birde yasaklanmışsa değmeyin keyfime. Egoist bir tavırla, sanatı şahsi hazzıma alet edip, sanat eserlerinin sansürlenmesini istemiyorum, benim emelim başka.
Son yıllarda bazı gazete sütunlarına bakarsak sansürü Başbakan Erdoğan buldu sanırsınız. Gerçekte dünyanın bütün hükümetleri farklı şekillerde sansür uyguluyor ve eskiden de bu böyleydi. Sansür tarihsel bir gerçeklik. Kimler kurban gitmedi sansüre! Sokrates, Galileo, Sedley, Nietzsche, Sade ve daha yüzlercesi sansüre maruz kaldılar. Peki, ne oldu? Eserleri yok mu oldu? Aksine kısıtlamacı hareketler toplum genelinde bir direnç oluşturarak kısıtlanan fikrin ve ya eserin benimsenmesini sağladı.
Galileo Galilei, heliocentrismi (Dünyanın güneş etrafında dönmesi) savunması yüzünden Katolik kilisesi tarafından ömür boyu hapse mahkûm edilmiş olsa da, fikirleri bir teorinin ötesine geçerek toplumun dinin bağnaz bakış açısını sorgulamasına neden olmuştur. Belki de bu sayede Rönesans bir sanat akımı olmaktan çıkarak bir aydınlanma hareketi olmuştur.
Kars'taki İnsanlık Anıtı'nın yıkım tartışmaları başlamadan önce kim Mehmet Aksoy'u tanıyordu? Daha da önemlisi bir eser pahasına bile olsa ilerde belki binlerce eseri kurtaracak toplum tepkisi fena mı oldu? Ben verilen tepkiye, bir tartışma platformu oluşturulmasına bir sanatsever olarak çok sevindim.
Son yıllarda dünyada artarak devam eden kısmen baskıcı sansür politikalarının toplumu geri götüreceğini düşünmüyorum. Geçmişte de olduğu gibi, elbet bir gün bıçak kemiğe dayanacak ve toplum iradesi oluşarak yasaklar irdelenecektir. Uygulanan yasaklar, baskılar ve ya sansürler sanatçıları ve yazarları sindirir zannetmeyin, her ne pahasına olursa olsun, o yasakları delmekten mazoşist bir haz alan rahatsız sanatçılar ve yazarlar bu ülkede her daim bulunur!
Bu sebeplerle, Terry Richardson'ının fotoğraflarına bakmaktan tatmin, Taner Ceylan'ın resimlerini görmekten mutluluk, Ali Serghini'nin kitaplarını okumaktan haz almaya devam ediyorum. Bu sanatçılar Türkiye'de tepki görmeye devam ettikçe hazzım artacak ta ki eserleri toplum tarafından kanıksanana kadar. Sonra mı? O zaman da kendime Ed Fox gibi daha marjinal sanatçılar bulurum.
Tan.yesilada@gmail.com