Ebruli hava kurşuni bir renk almış, ben camın önünde tefekkür halindeyim. Olanlardan çok olacakları düşünüyorum. Tefekkürü iyi bildiğim kadar tevekkülü de bilirim. Her şeyin olacağına, olacakların ise olabilecekler arasında en hayırlısı olduğuna inancım tamdır. Realist bir mantığım, sürrealist bir ruhum var.
Ayaklarım fiziken yere bassa da zaman zaman ben onların havada olduklarını düşünürüm. Çocukken elime aynayı alır yere tutardım böylece bana tavanda yürüdüğüm hissiyatını verirdi. Bugün çok şey değişmedi yalnız artık aynaya bakmak yerine gözlerimi kapatıyorum. Hayal dünyamın kapıları göz kapaklarım. O kapıyı aralamak için heyecanla eşref saatimi bekler, bir köşeye çekilir, uzun bir yolculuğa çıkarım. Realist mantığımdan ırak sürrealist diyarlara giderim. Gerçek ile bağdaşan mekânlar yerini muhayyel yerlere bırakır, ben aralarında seyri sefer ederim.
Gerçek ile rüyayı mantığımızın yardımıyla ayırt etmek her zaman kolay olmaya bilir. Hayat zaman zaman öyle illüzyonlar sunar ki yaşadığınız olayların rüyada mı yoksa gerçekte mi geçtiğini anlayamazsınız. Bi-polar metropol insanlarının arasında duygularınız ayın etkisiyle kabaran okyanus gibi bir alçalır bir yükselir. Anlamanız güçleşir kederde miyim sevinçte mi? Anlık değişir her şey, tıpkı rüyalar gibi birbirinden kopuk sahneler içerir hayat. Bir sevilirsiniz ebedi aşk ile bir bakmışsınız aşk mâdum olmuş. Elinizdeki kumlar gibi tutamazsınız hayatı. Böyle zamanlarda aklınıza Descartes gelsin, düşünün o bile ayıramadıysa rüya ile gerçeği bizler hiç ayıramayız.
Sanat ve Sürrealizm
Merak ediyorum Man Ray, Salvador Dali ve ya Max Ernst eserlerini yaratırken ne gibi şeyler yaşadılar? Onların da dünyası bizimkisi kadar karmaşık mıydı? Yaratılan eserlere hayal gücü demek hafif kalır, bu eserlere bakarken hiç bilinmeyen ve görünmeyeni görebilirsiniz. Adeta sanatçının beyninin içine bir yolculuk gibidir. Böyle bir yolculuğu fiilen Michael Jackson'ın ''Leave me alone'' parçasının klipinde yaşamıştım. Bu davetkâr yolculuk size sanatçıyı, içinde olduğu ruh halini, korkularını, sevinçlerini yaşatır. Whitney müzesinde sürrealist eserlere adanmış sergiyi gezdiğimde işte böyle bir yolculukta buldum kendimi. İçinden çıkasım gelmedi.
Pragmatizm
20.yy da yaşayan sanatçı ve düşünürler fiziki dünyanın anlaşılmasının tek yolunun duyguları kullanmak olduğuna inanmışlar. Ancak zamanla bu değişmiş! Duygularımızı kaybettiğimiz bu dünyada artık yaşananları anlamak için müneccim olmak gerekiyor. 19. yüzyıldaki romantikler gitti yerine sürrealistler geldi şimdi onlar da kalmadı her taraf pragmatiklerle doldu. "Bana faydalı olan iyidir, kalanın alayı kötüdür" mantığı işyerlerinden başladı hayatlarımızı kapladı. Hayatın içindekiler beni öyle şaşırtıyor ki bana artık rüyalarım daha gerçekçi geliyor.
Tan.yesilada@gmail.com