Türkiye'nin en iyi haber sitesi

HAŞMET BABAOĞLU

Haftanın notları: Ne çok nefret!

Sesli dinlemek için tıklayınız.

"Bırakın şık laciler, takım elbiseler falan bankacılara, borsacılara, parayla top gibi oynayanlara kalsın" dediler, on yıl kadar önce...
"Herkes spor giyinsin, artık basit ve gösterişsiz giyinme devri" dediler...
Tuttu bu akım...
Neymiş?
Spor giyim "hafif"miş ve ter tutmazmış, rahatmış...
Doğru!
Ama birden öğrendik ki...
Hafif ve spor giyim ancak çok fazla miktarda polyester, naylon, elastan kullanmakla mümkünmüş...
Ter tutmayan tişörtler meğerse çok terletiyormuş!
Şaka gibi...
Ayıkla şimdi pirincin taşını!

***

Gençlerle konuşuyorum ve her seferinde aynı şey dikkatimi çekiyor...
Ne çok nefret ediyorlar (aslında arkadaşları olabilecek insanlardan, o yiyecekten, şu içecekten, o semtten, bu sokaktan, bir sürü şeyden) ve ne az seviyorlar...
Sakın yanılgıya düşmeyin; nefret ciddi bir "yakınlık" biçimidir.
Hatta sevmek isteyip engellenmek, hayal kırıklığına uğramak, arzusu hilafına dışarıda tutulmak ve güçlü biçimde korkmaktır nefret...

***

Psikanaliz haklıdır: Birçok nefret biçimi karşılık görmemiş sevgi talebidir.

***

Sevmeye kalktığında hayal kırıklığına uğradığın ve can yakan bir dünyada nefret ederek ayakta kalacağını sanırsın...
Nefret dünyayla bağlantını sürdürmenin en yoğun ama berbat yoludur.

***

Toplumu, aileyi, akrabaları, çocukları; hepsini baştan ele almak zorundayız...
Anadolu ailesi, geleneksel ahlak falan sözleriyle geçiştiremeyeceğimiz kadar büyük bir sorun haline doğru ilerliyor günümüz ailesi...
Sevgisiz ve şiddet dolu bir ortama aile denir mi?
Dünkü yazımdan sonra gelen mailler, mesajlar iç acıtıyor...

***

Kıyı kasabalarında evleri denizin burnunun dibine kadar soktuk...
Şimdi belediyeler birden denizin kabardığı zamanlarda nasıl tehlikeli olduğunu gördüler.
Kıyı erozyonunu önlemek için de bu kez sahile beton dökmeye kalkıyorlar.
O yerleşime izin vermeyecektiniz beyler!
Başta yanlış yaptınız.
Şimdi kumsalın denizle birleştiği yere beton dökmek kabul edilemez.

***

Cep telefonlarımızın hafızası bizim hafızamıza çok benziyor. Anılarla arzuları,yalanlarla doğruları aynı torbaya tıkmışız...

***

Bir şarkı var.
Adı "Yarın Belki Yok." Bir YZ ürünü sanırım ama sözleri insanı sarsıyor; açılmamış telefonlar, söylenmemiş sözler, bugün yapmadığını yarın yaparım demeler...
Ama yarın belki yok!

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA