Türkiye'nin en iyi haber sitesi

HAŞMET BABAOĞLU

Sanki buna mecbur bırakılmışlar!

Sesli dinlemek için tıklayınız.
Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Bir kafede oturuyorum...
Birkaç genç adam giriyor içeri, bir masa seçip yerleşiyorlar. Aralarından biri kalkıp çok saygılı bir tavırla yanıma yaklaşıyor...
"Selamün aleyküm... Haşmet Abi, değil mi?"
Gözüm bir yerden, galiba bir TV dizisinden, medyadan falan ısırıyor ama nereden?
Buyur ediyorum; anlatıyor, gördüğüm dizide ilk kez rol alıyormuş...
"Başladık işte!" diye mırıldanıyor; "İnşallah, hayırlı bir kariyerin olur" diye cevaplıyorum; "İnşallah" diyor gönülden...
Sonra konuşuyoruz; hayattan, insanlardan, gelecekten...
Duruşundaki mütevazılık, halk çocuğu tavırları ve sözlerindeki edep dikkat çekici...
Ona bakıp dinlerken içimden şöyle geçiriyorum; "Umarım böyle kalır."

***

İsim vermeme gerek yok!
Çünkü bu anlattığım sahne uzun yıllar boyu farklı yerlerde ama hep aynı şekilde gerçekleşti...
Sonra?
Sonrası Serhat Kılıç'ın cenaze törenindekiler (!) gibi geldi genellikle...

***

"Sanat camiası" deniyor ya, işin sanat sepet tarafı tartışılır, lakin konumuz orası değil...
Malum, malum cenazenin ardından bu camianın (ki basbayağı bir cemaat gibiler) hali sosyal medyada dalga konusu oldu...
Ağlanacak hal aslında ama o garip taziye cümlelerine gülmemek de imkansız...
"Toprak onu incitmesin; üzerine ışıklar yağsın; devri daim olsun, yolculuğu su gibi sakin geçsin; ışık ruhuna eşlik etsin, vd."
Eh, herkes fark etmiş elbette...
Bu cemaat gayet iddialı biçimde suya, yağmura, ışığa inanıyor ama "Allah rahmet eylesin" demekten, Allah'ın adını anmaktan itinayla kaçınıyor...

***

Diyeceksiniz ki...
İsteyen istediğini söyler...
Tamam, pekala!
Benim esas üzerinde durmak istediğim şu...
Yazıma girişte anlattığım halde mesleğe başlayan dizi oyuncuları ve sahne sanatçıları sonra nasıl oluyor da "Allah" adını anmaktan korkar hale geliyorlar?
Nasıl oluyor da bu halk çocukları sanki gizli bir tarikatın müritleriymiş gibi sürekli "ışık"tan söz eder oluyorlar?
Bazılarının istemeden bunu yaptığını fark ediyorum...
Gel de sorma şimdi?
Yoksa bir "düzen" mi var?
Kendilerini mecbur mu hissediyorlar?
Eğer öyleyse, niçin?

***


NOT DEFTERİ
Ben belki iyi anlatamıyorum. Düşman şehre girmiş ne çıkar? Davranır, kovarız; fakat bir de fenalığın bin çeşidi ruhlarımızı işgal etmiş. Faziletimiz işgal altında... (PEYAMİ SAFA / Biz İnsanlar)

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA