Annesi söyleniyor...
"Kızım faydalı hiçbir şey yemiyorsun, sonra da boyum uzasın istiyorsun, böyle olmaz ki..."
Benim ballar böyle yakınmalara hafif alaycı bir gülümsemeyle yaklaşıp mırıldanıyorlar: "Ya anne, o iş peynirle falan ilgili değil ki, DNA'larımızla ilgili, genetiğimizle ilgili..."
Annelerine "Kızım bunlar yapay zekâya soruyorlar, Google'ınkine sordularsa hele, zor anlatırsın peyniri, sütü... Daha ilk satırda, boy uzaması yüzde 80 genetiğimize bağlı diyor" diye anlatsam şimdi, patırtı çıkacak....
***
Okullar açıldı...***
Yazımın başındaki sahneyi hoşluk olsun diye aktarmadım, basbayağı bir kopuşu işaretlediği için aktardım...***
Okul, bugün bir öğrenim yeri mi? Sistem öyle görmeyi istediği ve ölçümleri ona göre olduğu için, evet!***
Şunun şurasında on, on beş yıl öncesine göre çocukların dünyasında değişen başka şeyler de var...
Ve okullar bu değişimin cenderesinden çok çekiyorlar...
Kız çocukları hayatla haşır neşir olmak için neredeyse coşkun bir enerji içindeler...
Bilmek, örnek almak, etkinliklere katılmak onlar için önemli...
Erkek çocuklar ise hızla ikiye ayrılıyor...
Birinciler...
Ürkekler ve gitgide daha içe dönükler...
İkinciler...
Mutsuzlar, huysuzlar ve hiperaktif bir kabalık içinde marjinal sosyalliklerin peşindeler...
Yeni bir durum bu ve okul sisteminin geleceği açısından üzerinde durmak gerekiyor.
***
NOT DEFTERİ
Yalan söylerken yüzü kızaran veya sararan biri, kökü ruha uzanan fizyolojik bir kabiliyetsizlik yüzünden yalancı olamamaya mahkûmdur.
Bazısında ruh ve ona bağlı olarak vücut yalan için yaratılmış gibidir. Cana kasteden bir yalanı bile söylerken tabiilikleri artar. (REFİK HALİT KARAY / Nilgün)