Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Tarihsel bilinçten yoksun bazı kesimler arkaik bir zafer sarhoşluğuyla Suriye'de Beşar Esad'ın kazandığını söylüyor. Fakat bir galip varsa bunun Esad olamayacağı zaten çok açık.
Nitekim 13 Kasım 1970'te darbeyle iktidara gelen baba Hafız Esad, amacının 'bölge gerçekleriyle' uyumlu realist bir siyaset izlemek olduğunu vurgulamıştı.
Bölge gerçeklerine bağlılık demek emperyal vesayet sisteminin muhafızlığı demektir. Bu muhafızlığın hedefi ise ilk olarak İsrail'in güvenliğinin sağlanmasıdır.
İkinci hedef de Ortadoğu'daki emperyal vesayete karşı çıkan politik bilincin ve buna ilham veren aktörlerin daha filizlenmeden yok edilmesidir.
Zira Hafız Esad iktidara geldikten sonraki ilk sekiz yıl boyunca, emperyal güçlerin örtük rızasını da alarak 'Arapçılık' 'Arap birliği', 'laiklik' ve 'ıslah edilmiş sosyalizm' gibi sloganlarla yol aldı.
Baba Esad, ilk sekiz yılda Lübnan'daki Filistin direniş hareketinin ortadan kaldırılması ve 1970'lerin türbülansında Lübnan'ın kontrol edilmesinde Henry Kissinger'in operatörü oldu.
Daha sonra 1982'de 27 günde 20 ila 40 bin arasında insanı doğradığı 'Hama Katlimanı'nı yaparken Batı gözlerini başka tarafa çevirdi.

***
1979'da Humeyni İran'da devrim yaptığında baş destekçisi Hafız Esad'ın 'laik Arap' rejimi oldu.
20 Eylül 1980'de Irak İran'a savaş açtığında Şam'daki Baasçı rejim, Bağdat'taki kardeş Baasçı rejimini değil 'Humeyni'nin yanında yer aldı.
Büyük küresel güçlere hizmet eden stratejisi sayesinde Şam'ın şansı hep yaver gitti.
Ancak 2000 yılında ailenin 'ikinci kuşağının' iktidara gelmesiyle siyasetin seyri de değişmeye başladı. Fakat bu değişim sathiydi. Yoksa temel ortaklıklardan herhangi bir kopma olmamıştı.
Oğul Beşar Esad ile cinayet ve suikastlara dayalı kaba kuvvet yöntemi tekrar geldi.
Suikast serisi, Beşar Esad'ın koltuğu devralmasından bir ay kadar önce eski Başbakan Mahmud el Zubi'nin şüpheli intiharıyla başladı. Bunu eski üst düzey asker ve istihbaratçı General Gazi Kenan ve diğerleri izledi.
Ardından 2005'te Lübnan'ın eski Başbakanı Refik Hariri'nin de aralarında bulunduğu muhalifler sınırın Lübnan tarafında öldürüldü. Ve bu suikast politikası içeride ve dışarıda genel bir stratejiye dönüştü.
***
Bu noktada hayati kararların Şam'da mı Tel Aviv'de mi Moskova veya Washington'da mı yoksa Tahran'da mı alındığını söylemek imkânsız.
Sekiz yıllık iç savaştan sonra bugün karşı karşıya olduğumuz realiteler, Suriye'de "ABD, Rusya, İsrail ve İran'ın Beşar Esad rejimini savunma konusunda işbirliği yaptığını" yazan Seymour Hersh'i doğruluyor.
Baba Hafız Esad'ı iktidara taşıyan ABD ve İsrail bugün bazı nüanslara rağmen oğul Beşar Esad'ı da koruma konusunda tamamen Rusya ve İran ile aynı pozisyonu benimsiyor.
Onlara göre Esad kötü biri olabilir ama emperyal vesayet sisteminin değişmesi çok daha kötüdür.
Ne var ki emperyal siyaset bugün 1970 ve 80'lerde olduğundan hayli zayıf.
Donald Trump'ın Suriye'den çekilme kararının da gösterdiği gibi bir ABD veya Rusya başkanının dünyayı istediği gibi şekillendirdiği günler artık geçmişte kaldı.
İşte bu yüzden Beşar Esad ile hamilerinin işi bundan sonra hiç de kolay olmayacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA