Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ABD'nin öncülüğünde BAE ve Bahreyn'den 'normalleşme anlaşması' adı altında Filistin'i ilhak projesine tam destek alan İsrail'in yüreği yine de korkuyla çarpıyor. Üstelik 'e ihanet siyasetine başta Suudiler olmak üzere Mısır, Ürdün, Umman, Sudan, Fas ve Lübnan gibi ülkelerin de perde arkasından büyük katkı sunmasına rağmen.
Evanjelik-siyonistler korkmakta hakılılar. Bütün Arap ülkelerini rehin alsalar da rahat yüzü göremeyecekler. Zira Yeni Türkiye faktörü, bütün rüyalarını kâbusa çeviriyor. Özellikle de Sayın Erdoğan'ın Filistin halkı ile ümmetin haklarını savunan duruşu, sömürgecilerin kimyalarını ve planlarını alt üst ediyor.
Örneğin Dışişleri Bakanlığı'nın finanse ettiği yarı resmi 'Jarusalem Center for Public Affairs/Kudüs Halka İlişkiler-Kamu Diplomasisi Merkezi' adlı kuruluşun hazırladığı 10 Eylül tarihli analiz-raporda "Ortadoğu'nun her yanında ses getiren Türklerin hiper hareketliliği"nden duyulan endişeler sıralanmış.
Raporun yazarlarından Tuğgeneral Yossi Kuperwasser, İsrail'in Stratejik İşler Bakanlığı eski genel direktörü ve Askeri İstihbarat Servisi Araştırma Bölümü eski başkanı. Diğer analizci Lenny Ben David ise ABD'deki en etkin Yahudi lobisi AIPAC'ta 25 yıl çalışmış ve İsrail'in Washington elçiliğinde misyon şefliği yapmış biri. Dolayısıyla iki isim de siyonist yapının en derin simalarından sayılır.

***


On sayfalık analizde Türkiye karşıtı her tür yalan, manipülasyon ve entrikayı satırlara döken gölge Mossadçıların en büyük derdi ise İletişim Başkanlığı'nın Malazgirt Zaferi'nin 949. yıl dönümü dolayısıyla 26 Ağustos'ta hazırladığı 'Kızıl Elma' klibi.
Osmanlı ve diğer Türk devletlerinin cihan hâkimiyeti idealini sembolize eden Kızıl Elma, bugünkü konjonktürde ulusal bir devletten ziyade bir medeniyetin temsilcisi olarak hareket eden büyük ve güçlü Türkiye'yi simgeliyor.
"Erdoğan'ın stratejilerini ve kabiliyetini hafife almayın" çağrısında bulunan yazarların cümlelerinde Avrupa ve ABD'nin Türkiye'yi frenlemede yetersiz kalmalarından dolayı kapıldıkları panik açıkça görülüyor.
klibinde, Sayın Erdoğan'ın Fetih suresinin ilk ayetleriyle Ayasofya üzerinden Batı dünyasına ve Hristiyan alemine meydan okuduğunu söyleyen siyonist yazarları en çok da Kabe, Peygamberimizin kabri ile videonun son görüntüsü olan Mescid-i Aksa kareleri rahatsız etmiş
Buradan hareketle Türkiye'nin Mekke, Medine ve Kudüs'ü fethetmeye çalıştığını söyleyen iki yazar, 'ın 10 Temmuz konuşmasındaki "Ayasofya'nın dirilişi Mescid-i Aksa'nın özgürlüğe kavuşmasının habercisidir" sözünü de iddialarının kanıtı diye sunmuş.
Siyonist kalemşörler, İslam dünyasının Nil ile Fırat arasındaki topraklarına göz diken, Filistin'i işgal edip halkına 70 yıldır soykırım uygulayan sanki kendileri değilmiş gibi kalkmış bir de utanmadan hakkını arayan Türkiye'yi yayılmacı politikalar izlemekle suçluyorlar.
Fakat Kızıl Elma'nın yayılmacılık değil bir diriliş ve medeniyet muştusu olduğunu yakında onlar da anlayacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA