Dünya güç haritalarına göre yeniden şekilleniyor. Başkan Erdoğan'ın da dünkü AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda işaret ettiği gibi "Masada olmayanın menüye konulduğu acımasız bölüşüm kavgasının ortasındayız..." ABD başta olmak üzere Rusya, Çin, Avrupa ve İsrail'in başını çektiği güç mücadelesinde Türkiye hem sahada hem de masada olan kilit ülkelerden biri.
Venezuela hamlesiyle dünyayı şoke den ABD, küresel güç mücadelesini yeni bir evreye taşıdı. Açıkça burada durmayacağını söylemesi dünyada alarm zillerinin çalmasına yol açıyor. Herkes panikte. Bir tek Rusya ve Türkiye kendinden emin. Çünkü 'Ben kralım' diyerek dünyaya meydan okuyan ABD Başkanı Donald Trump sadece bu iki aktöre önem veriyor.
Peki neden? Çünkü bu iki aktörü Çin'e karşı yanına çekemezse de en azından karşısına almak istemiyor. Haliyle denebilir ki Trump'ın üç kırmızı çizgisi var. İlki Batı Yarımküresi'ndeki hegemonyasını kimseyle paylaşmama. İkincisi Rusya ile vardığı 'modus vivendi/geçici uzlaşıyı'yi bozmama. Üçüncüsü de Türkiye ile yakaladığı stratejik momentumu olabildiğince derinleştirme.
***
ABD'nin Ukrayna barışındaki Rusya yanlısı tutumu Avrupa'nın uykularını kaçırırken Gazze barışı ve Suriye dosyasında Türkiye'ye verdiği stratejik ağırlık ise İsrail'de derin endişelere yol açıyor. Türkiye'nin Suriye, Gazze, Libya ve Somali başta olmak üzere Mağrib'den (Kuzey Afrika) Maşrık'a (Doğu Akdeniz) ve Kızıldeniz'den Afrika Boynuzu'na uzanan bölgelerde giriştiği hamleler İsrail'e hafakanlar yaşatıyor.***
Bu bağlamda ABD, Türkiye'yi sadece Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da değil küresel alanda Çin ve Rusya'yı dengeleyebilen kilit oyuncu olarak da görüyor. Haliyle şu an Türkiye'nin ABD nezdindeki jeopolitik çarpan etkisi İsrail ve Avrupa'dan çok daha fazla.