Türkiye'nin en iyi haber sitesi

BERCAN TUTAR

Eski dünya düzeninden yeni dünya düzensizliğine

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Dünya 2026'ya önceki yıla göre daha endişeli girdi. ABD Başkanı Donald Trump'ın tarihte eşi benzeri görülmemiş bir hamle ile Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini konutlarına baskın yaparak kaçırması, dünyayı adeta şoke etti. Şimdiye kadar zikzaklarıyla ünlü Trump'a pek itibar etmeyenler bu saatten sonra artık onu can kulağı ile dinliyor. Atacağı her adımı tahmin etmeye çalışıp söylediği her sözü jeopolitik teraziye vuruyorlar.
Zira 'öngörülemez Trump' imajı yerini dediğini yapan lidere bıraktı. Özellikle önceki gün New York Times'a (NYT) verdiği röportajda "Uluslararası hukuka ihtiyacım yok. Beni durduracak tek şey ahlaki değerlerimdir" çıkışı küresel alarm düzeyini daha da artırdı.
İran, Küba, Kolombiya, Panama ve Grönland'a yönelik taleplerini giderek tırmandırdığı bir evrede Trump'ın NYT'ye böyle bir çıkışta bulunmasını panikteki Avrupa'yı ve dünyanın diğer bölgelerini yeni küresel normale hazırlama egzersizi olarak görmek lazım.

***

Trump'ın her dediğini fiiliyata döken biri olduğunu artık herkes görüyor. Nitekim küresel sisteme yönelttiği eleştirileri ve uluslararası hukuku tanımadığına dair sözlerini pratiğe döken bir eylemde daha bulundu. Önceki gün imzaladığı bir kararnameyle 35'i BM dışı ve 31'i BM bünyesinde yer alan 66 uluslararası kuruluştan ABD'nin çekilmesini öngören bir bildiriyi imzaladı. Trump'ın gerekçesi bu kurumların artık ABD'nin ulusal çıkarlarına aykırı hareket etmesiydi.
Bu hamleleriyle Trump mevcut dünya düzeninin ve küreselleşme projesinin tabutuna adeta son çivileri çakıyor. ABD'yi iklim, çevre, sağlık, adalet ve eğitim gibi küresel çaptaki bütün yardım ve dayanışma amaçlı misyonlardan çekilen Trump, bir bakıma İsrail'in başına buyruk, hiç bir norm ve kural tanımayan bölgesel stratejilerini küreselleştiriyor.
Bir bakıma yeni dünya düzeni yerine yeni dünya düzensizliği ile karşı karşıyayız. Haliyle Trump, İsrail'in Filistinlilere, Lübnan, Suriye, Yemen ve İran'a karşı izlediği keyfi politikanın bir benzerini yeni uluslararası norm şeklinde bütün dünyaya dayatıyor. Bu tavrıyla Gazze Kasabı Netanyahu'ya da "Sen değil sadece ben dünyaya meydan okuyabilirim" demek istiyor sanki.

***

Dolayısıyla herkesin Filistinlileştiği veya Filistinlileştirildiği bir sürece giriyoruz. İsrail nasıl kendi hinterlandında sınır, norm ve hukuk tanımıyorsa benzer bir yaklaşımı da küresel düzeyde Trump'ın liderlik ettiği ABD sergiliyor.
Unutmayalım ki ABD'nin en sadık müttefiki Avrupa'nın bile muaf olmadığı vahşi bir paylaşım sürecine giriyoruz. Tek hukuk ve ölçünün güç olduğu bu yeni dönemde eski ittifaklar çözülüyor. Dünya temelden değişiyor. Sayın Erdoğan'ın da sık sık dile getirdiği gibi masada olmayanın kendini menüde bulduğu bu evrede herkes güvenli bir liman arayışında.
Kimse kimseyi koruyamıyor. Suriye, Venezuela ve İran örnekleri bize Rusya ve Çin'in müttefiklerini savunamadığını gösterirken Ukrayna, Gürcistan ve Ermenistan örnekleri de ABD ve Avrupa'nın müttefiklerini yüzüstü bıraktığını gösteriyor.
Hâsılı kelam dünya sistemik bir düzensizliğe doğru ilerliyor. Yeni dünyaya dayatılan eski düzenler çökerken vekil savaşları da sona eriyor. Çünkü vekil örgütlere ihtiyaç yok. Stratejik kaynaklar, teknolojik hegemonya ve yeni topraklar için artık ideolojik maske ve bahanelere gerek kalmadı. Doğrudan bir ele geçirme ve yağma süreci var. Erdem, ahlak ve adaletten yoksun güç her şeyin ölçütü konumunda. Bir bakıma Filistin'deki talana dayalı sömürgeci, ırkçı ve soykırımcı siyonist stratejiler yeni küresel norma dönüşüyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.