15 Mart 2011'de başlayan demokratik gösterileri kanla bastırmaması yönünde Başkan Erdoğan'ın 14 yıl önce yaptığı çağrıların önemini kavrayamayan Suriye devrik diktatörü Beşar Esad, "Bazıları Osmanlı hayali kuruyor. Bunlar boş hayaller" şeklinde küstah açıklamalarda bulunuyordu.
Fakat zaman Sayın Erdoğan'ı haklı çıkardı. Türkiye'yi paranteze alınmış Anadolu ülkesinden bir dünya devletine dönüştüren Sayın Erdoğan ile hareket edenler kazanıyor. Onun temsil ettiği medeniyet anlayışına karşı çıkanlar ise birer birer kaybediyor
Bugün Libya'dan Karabağ'a, Bosna Hersek'ten Irak'a, Sudan'dan Suriye'ye, Yemen'den Katar'a, Suudi Arabistan'dan Pakistan'a, Somali'den Gazze'ye uzanan tarihi coğrafyasına yüzyıl sonra yeniden dönen Türkiye, içeride ve dışarıda destan yazmaya devam ediyor.
İşte bu yüzden Kuzey Afrika'dan Doğu Akdeniz'e, Kafkasya'dan Güney Asya'ya, Hazar'dan Afrika Boynuzu'na, Karadeniz'den Basra Körfezi'ne ve Balkanlar'dan Ortadoğu'ya yayılan alanlarda Türkiye rüzgârı esiyor.
***
Türkiye olmasaydı bugün 8 Aralık 2024'teki Suriye halk devrimi gerçekleşemezdi. Sayın Erdoğan'ın kararlı iradesi bugün Gazze'nin makûs talihini yenmeye başlamasında da lokomotif güç konumunda. Karabağ'da ve Libya'da ezberleri bozan Türkiye, nüfuz sahasını Orta Asya'dan Afrika'nın her köşesine genişletmiş durumda.***
Karanlık güçler ikinci darbeyi ise Gazze'de aldı. Siyonist İsrail'in bütün itirazlarına rağmen Türkiye, Gazze'nin yönetiminde yerini alıyor. ABD Başkanı Donald Trump, Sayın Erdoğan'ı Gazze'nin yeniden imarı ve güvenliğinden sorumlu 'Barış Kurulu'na davet ederken, açıklanan Yürütme Kurulu'nda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da yer aldı.